Yeter ki çocuklarımız okusun

27 Ağustos 2019 Salı

Çocuk sahibi olan çoğu anne-babanın şiddetli arzularından birisi, çocuklarının “yeter ki okumalarıdır”.

Böyle bir arzu-istek elbet ailelerin hakkıdır ve yerindedir. Esas mesele; “Bu arzunun hedefi ve nihai varacağı nokta neresidir” önemli olan bu kısım değil midir?

Aile mefhumu, Müslüman toplulukların vazgeçilmez kalesidir.

Bu kale zaafa uğradığında, yıkıldığında, parçalandığında, ne okullar ne de diplomalar, dağılan aileleri, kopan ipleri, değişen dünyalıkları ve ahireti kurtaramaz.

“Yeter ki okusun” diye çırpınan aileler, bir müddet sonra evlatlarının kendilerinden, memleketlerinden, ailenin inanç ve değerlerinden koptuğunu görmekte ama çaresizlikten görmemezlikten gelerek büyük ıstırapla yaşamaktadırlar.

Bunların içinden iyileri, iyi olanları seçerek iyilikleri çoğaltma adına “Yeter ki okusun” diyen ama ailesinden kopmayan, ailesine bağlı bir örnekten söz etmek isterim.

Yalnız bu örneğe geçmeden yukarıda yazdıklarımı destekleyen küçük bir not ileteyim. 

¥

Temmuz ayı içerisindeydi, bir dostla Sakarya Üniversitesindeki başka bir dostu ziyaret etmek üzere üniversiteye gitmiştik.

Malum üniversiteler tatildi. Yalnız üniversitede hiç tatil havası yoktu. Ortalık erkekli-kızlı öğrencilerin hareketliliğinden geçilmiyordu.

Bu kadar kalabalık öğrenciyi görünce sormuştum:

- “Hayrola hocam, siz de fakülteler tatil değil mi? öğrencilerin ne işi var okulda” demiştim. Hoca da:

- “Maalesef bir kısım öğrencilerimiz tatilde ailelerinin yanına gitmemek için dersten kalıyor ve yaz okullarına devam ediyorlar” demişti.

Anne-babalar “Yeter ki okusun” diye canlarını dişlerine takarak evlatlarının geleceği için her şeye katlanırlarken, onlar ailelerinin yanına dönmemek için yaz okuluna kalıyorlar.

Neyse daha ötesine geçmeden aile bütünlüğüne dair örneğimize döneyim.

¥

Hafta sonu Göynük-Taraklı üzerinden İstanbul’a dönerken, Taraklı-Göynük arasındaki bir köyde, tarım ve hayvancılıkla uğraşan Çetin ailesine konuk olduk.

Maaşallah 85 yaşında Ali dede arılara taş çıkartacak biçimde arılarla dostluk kurarak, sezonun ilk balını almaktaydı.

Oğulları Muharrem ve yıllık iznini köyünde geçiren torun Selman da hayvanlar-bağ-bahçe işleriyle uğraşmakta, evin büyük babaannesi ve annesi ise hem yazın yiyecek ve içeceklerini hem de kışlıklarını hazırlamaktaydılar.

Bu kadar çalışmanın içerisinde ise genç bir kızımız vardı. Üzerinde yöresel giysilerle misafirlere sofra kurmakta, ailesinin her işine yardım etmekteydi.

Kızımızın çalışkanlığı ve edebi dikkatimizi çekmiş olacak ki, annesi tanıştırdı. Meğer Sakarya Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden bu yıl mezun olmuş.

Elbet okumasının karşılığı olan işini yapmakla birlikte ailesinden ve işinden kopmadan da çalışmak istiyormuş.

Hatta bu yıl annesinin biraz rahatsızlığı sebebiyle iş bulmasını ertelemiş.

¥

Ezcümle:

Belki böyle başka örnekler de vardır. “Yeter ki çocuklarımız okusun” ama ailelerinden kopmadan okusunlar.

Mütedeyyin insanlar için söylüyorum. “Çocuklarımız dünyalıklarını kendilerini kazanabilirler ama ahiretlerinin temeli aileleriyle ilgilidir”. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AtıfAtıf19 gün önce
    “Yeter ki okusun” diye çırpınan aileler, bir müddet sonra evlatlarının kendilerinden, memleketlerinden, ailenin inanç ve değerlerinden koptuğunu görmekte ama çaresizlikten görmemezlikten gelerek büyük ıstırapla yaşamaktadırlar.
  • fetösavarfetösavar19 gün önce
    gençlik tepe takla yuvarlanıyor. kamp yeri gibi üniversite seçip prrr uçtu.. annesinden habersiz bakkala gidemeyen 17lik kız artık aile mefhumu olmadan yüzlerce km uzakta okey, kağıt, nargile, kanka, kakara, kikiri, hooop kayıp giden bi hayaaaat...
  • Göksen MereyGöksen Merey20 gün önce
    bir hedefin bir amacın olmadan eğitim çoğu kez zaman kaybıdır, çocukların yeteneklerine yatkınlığına arzularına göre değilde çocuğa sağdan soldan duyduklarınla yada kendi özlemine göre ters yönlendirme yaparsan istenilen sonucu elbette alamazsın.

Günün Özeti