Ya Alp Başı Reis olmasaydı!
Buyruk verdi Alper başı
Ünü tuttu dağı taşı
Küffar ordusunun işi
Meydanları terk olacak. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu.
……………..
Bu toprakların ve bu devletin sahibi olmanın yegâne ölçüsü; şu dört vazgeçilmez ilkedir. “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet!
Bunlardan birini reddetmek, devletten ve milletten vazgeçmektir.
İçimizdeki ve dışımızdaki Haçlı Batılılar ile şamar oğlanları çöl faresi hırsız Arap figüranlar, işte bu dört ilkemize düşmanlık etmektedirler.
Çünkü ne Haçlı Batılılarda ne de halklarının topraklarını sömürerek Batı’ya peşkeş çeken Arap lider görünümlü kölelerde, asla böyle kutsallar bulamazsınız.
Bu sebeple ne vatan ne bayrak ne millet ne de devlet sevgileri ve bağlılıkları yoktur.
Batı’ya “taptıkları” kadar “göstermelik Müslümanlıklarına” zerre önem verselerdi, ABD ve AB’nin Ortadoğu ve Afrika’da yıllardır akıttıkları Müslüman kanına karşı kıllarını kıpırdatırlardı. Hiç ses çıkardıklarını gören, bilen duyan var mı?
Türkiye olmazsa Filistin’i iki saatte ilhak edecek İsrail’e karşı gık diyemeyen, İsrail ajanı Mahmut Abbas bile kendini adam sanıp, bize laf etmiş. Peh!
…………….
Mevzuyu fazla dağıtmadan yazının başlığına dönelim.
Sözlerim yukarıdaki dört ilkeye inanmış ve sahiplenmiş insanlaradır. Bunlara inanmayanlara değildir. Dolayısıyla yazdıklarıma muhataplarım bellidir.
Hakikaten dostlar, böyle bir zamanda başımızda R. Tayyip Erdoğan olmasa halimiz nice olurdu? Güçlü bir hükümetimiz olmazsa ne yapar ne ederdik?
Ya yine dört ilkeye canını veren “Generalinden Er’ine” kadar tepeden tırnağa “temiz ruhlu Mehmetçiklerimiz” olmasa vatanımız ne olurdu?
Azıcık geri gidelim, rahmetli Özal hariç yakın dönem Cumhurbaşkanlığında oturanları akla getirelim. Çoktan teslim bayrağını çekmiştik.
Ya koalisyon hükümetleri olsaydı. Şimdi Ankara’da, İstanbul’da, Diyarbakır ve diğer büyük şehirlerimizde; Amerika’dan, Avrupa’dan hainler gelmiş, paylaşma grupları oluşturulmuş, harita yeniden çiziliyor olabilirdi.
Bir kere 2228 yıllık Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, tarihi boyunca hiç zelil olmadığı kadar zelil edilebilir, etkisiz hale getirilebilirdi.
İşte apaçık şekilde düşman olanları görüyoruz. Kâfiriyle, Müslüman isimli zındıklarıyla karşımızda kimlerin olduğu ortada!
Düşünsenize düne kadar bir şey değillerken, Reis sayesinde devletin tepesinde görev yapan ve bugün ona karşı bayrak açanlar hükümette olsalardı halimiz ne olurdu?
Diyalog adına, diplomasi adına, bilmem ne zırvalıklar adına, Haçlıları başımıza musallat edip, ülkeyi perişan eder ve ülkemizin en az yüz elli senesini mahvederlerdi.
………………..
Ezcümle:
Şükürler olsun ki, güçlü bir Cumhurbaşkanımız, güçlü bir hükümetimiz ve amentüsü sağlam bir milletimiz var da yedi düvele karşı başımız dik.
Hamdolsun Rabbim bize çok yardım ediyor. Sağduyu sahibi toplumumuzun çok büyük ekseriyeti bu hakikatin bilincinde!
Kendi dışımızda hiçbir güce muhtaç olmamak, büyük devlet oluşumuzdandır.







