Toprak un şeker yağ
Dünkü yazımızda toprak üzerinde durmuştum. Aslında bugünkü yazıya bir girizgâhtı.
Sanayileşmenin ve teknolojinin neresine varırsak varalım, aslımız tarım toplumudur ve toprak olmadan, toprağı işlemeden iktisadımızın yerli ve milli olması imkânsızdır.
Tarım sektörünün görünmez gibi duran önemli ayaklarından birisi küçük ölçekli çiftçilerimiz ve köylerimiz, köylülerimizdir.
Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin çalışmalarını takdir ediyoruz.
Lakin 50 ile 200 dönüm arası bir arazide tarım yapan ve ürettiklerini pazarlayamayan küçük ölçekli çiftçilerin de bakanlığın ilgisine ve desteğine ihtiyacı var.
Küçük ölçekli tarımı geliştirebilir ve ürettikleri pazara katılabilirse, deveyi hamuduyla götüren aracı kurumların hırslarının önüne geçilmiş olur.
¥
Küçük ölçekli tarım yapan köylümüz, sadece toprağa bağlı yaşamaktadır. Ne araziden yüksek verim alacak imkâna sahiptir ne de bu arazi onun gelir seviyesini adil ölçülere yükseltece bir birimdir.
Ülkemizde son yıllarda yaşanan; -verimli topraklarımıza tarım ürünleri ekmek yerine bina ekilen yapı değişikliği-, küçük ölçekli tarım sektörünü köşeye sıkıştırmış durumdadır.
“Çözümü nedir” diye soran olur mu veya bulunan çözümlere kulak asan olur mu bilemem ama unutmayalım ki, biz kendi yaralarını kendi saran bir milletizdir.
Yeter ki, küçük ölçekli çiftçilerin ürettiklerini, onlarca aracıya kurban etmeyelim. Çünkü aracılar “ne vurursak zihniyetiyle” üretim maliyetinin altında fiyat vermektedirler.
Çiftçinin karşısına çıkan tüccarlar, ellerindeki hazır parayı göstererek pazarlık yapmakta ve köylüyü yerinden kıpırdamayacak hale getirip, kendi istedikleri fiyata almaya çalışmaktadırlar.
Bu ve benzeri problemler, Tarım Kredi Kooperatifleri veya başka kooperatifler aracılığıyla çözülebilir.
¥
Türkiye olarak geniş tarım potansiyelimize rağmen hâlâ üretimimiz artmamaktadır. En az iş gücüyle en yüksek verimi alma yönünde bir gelişme kaydedilmemektedir.
Hele hele bizim gibi tarım temelli bir toplum ve ülkenin, tarım ihracatçısı memleket olmaması için hiçbir engel yoktur.
Devletimiz motor gücü olarak tarım sektörüyle kent merkezlerinde değil, mezralardan köylere kadar iyi bir takip ve destek ekibi kurarak birebir ilgilenebilirse, pek çok meselenin hallolacağı aşikârdır.
Her il ve ilçemizde Tarım Bakanlığına bağlı birimler bulunmaktadır. Bu birimlere yeni görev tanımları yapılarak, köylünün ürünlerinin şehirlere devlet eliyle intikali ve pazarlanması sağlanabilir.
“Kolaysa gel de sen yap” sözü; masasının başında oturmuş, elindeki at nalı gibi telefonla ya oyun oynayan yahut eşiyle dostuyla, v.s. yazışarak-fotoğraf göndererek mesaisini tamamlayanların sözüdür.
Madem bu kadar laf ettik. Tarım Bakanı Sayın Pakdemirli’ye açık çağrıda bulunalım:
“Müsaade edin ‘bilâ ücret’, ‘meccanen’, Türkçesiyle ‘karşılıksız’ bu hususta yardımcı olalım, yardım edecekler bulalım”.
¥
Ezcümle:
Un var, şeker var, yağ var ama helva yapmak için el ele, emek emeğe olmak gerekir.







