Toprak un şeker yağ

29 Ağustos 2019 Perşembe

Dünkü yazımızda toprak üzerinde durmuştum. Aslında bugünkü yazıya bir girizgâhtı.

Sanayileşmenin ve teknolojinin neresine varırsak varalım, aslımız tarım toplumudur ve toprak olmadan, toprağı işlemeden iktisadımızın yerli ve milli olması imkânsızdır.

Tarım sektörünün görünmez gibi duran önemli ayaklarından birisi küçük ölçekli çiftçilerimiz ve köylerimiz, köylülerimizdir.

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin çalışmalarını takdir ediyoruz.

Lakin 50 ile 200 dönüm arası bir arazide tarım yapan ve ürettiklerini pazarlayamayan küçük ölçekli çiftçilerin de bakanlığın ilgisine ve desteğine ihtiyacı var.

Küçük ölçekli tarımı geliştirebilir ve ürettikleri pazara katılabilirse, deveyi hamuduyla götüren aracı kurumların hırslarının önüne geçilmiş olur.

¥

Küçük ölçekli tarım yapan köylümüz, sadece toprağa bağlı yaşamaktadır. Ne araziden yüksek verim alacak imkâna sahiptir ne de bu arazi onun gelir seviyesini adil ölçülere yükseltece bir birimdir.

Ülkemizde son yıllarda yaşanan; -verimli topraklarımıza tarım ürünleri ekmek yerine bina ekilen yapı değişikliği-, küçük ölçekli tarım sektörünü köşeye sıkıştırmış durumdadır.

“Çözümü nedirdiye soran olur mu veya bulunan çözümlere kulak asan olur mu bilemem ama unutmayalım ki, biz kendi yaralarını kendi saran bir milletizdir.

Yeter ki, küçük ölçekli çiftçilerin ürettiklerini, onlarca aracıya kurban etmeyelim. Çünkü aracılar “ne vurursak zihniyetiyle” üretim maliyetinin altında fiyat vermektedirler.

Çiftçinin karşısına çıkan tüccarlar, ellerindeki hazır parayı göstererek pazarlık yapmakta ve köylüyü yerinden kıpırdamayacak hale getirip, kendi istedikleri fiyata almaya çalışmaktadırlar.

Bu ve benzeri problemler, Tarım Kredi Kooperatifleri veya başka kooperatifler aracılığıyla çözülebilir.

¥

Türkiye olarak geniş tarım potansiyelimize rağmen hâlâ üretimimiz artmamaktadır. En az iş gücüyle en yüksek verimi alma yönünde bir gelişme kaydedilmemektedir.

Hele hele bizim gibi tarım temelli bir toplum ve ülkenin, tarım ihracatçısı memleket olmaması için hiçbir engel yoktur.

Devletimiz motor gücü olarak tarım sektörüyle kent merkezlerinde değil, mezralardan köylere kadar iyi bir takip ve destek ekibi kurarak birebir ilgilenebilirse, pek çok meselenin hallolacağı aşikârdır. 

Her il ve ilçemizde Tarım Bakanlığına bağlı birimler bulunmaktadır. Bu birimlere yeni görev tanımları yapılarak, köylünün ürünlerinin şehirlere devlet eliyle intikali ve pazarlanması sağlanabilir.

“Kolaysa gel de sen yap” sözü; masasının başında oturmuş, elindeki at nalı gibi telefonla ya oyun oynayan yahut eşiyle dostuyla, v.s. yazışarak-fotoğraf göndererek mesaisini tamamlayanların sözüdür.

Madem bu kadar laf ettik. Tarım Bakanı Sayın Pakdemirli’ye açık çağrıda bulunalım:

“Müsaade edin ‘bilâ ücret’, ‘meccanen’, Türkçesiyle ‘karşılıksız’ bu hususta yardımcı olalım, yardım edecekler bulalım”.

¥

Ezcümle:

Un var, şeker var, yağ var ama helva yapmak için el ele, emek emeğe olmak gerekir.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • rafetrafet21 gün önce
    Mükemmel. Bu yazıyı Mutlaka Tarım Bakanına ulaştırmanız hatta yüzyüze görüşmeniz gerekir.Görüşme talepleriniz geri çevrilir ise o zaman Bakana sizi ulaştırmayan varsa o kişi, yok Bakan kendisi bu durumdan haberdar olur da ilgilenmez ise ; size bu konuda yardımcı olmayan kim ise teşhir ediniz . Eğer ilgilenirler ise bu iş dediğiniz kooperatif formülü ile çözülür.Milletimiz menfaaitineveya aleyhine iş yapanlarıaçıklayınız ki; olumsuz davrananlar ile bu işe sahip çıkanlar belli olsun. Biz de bilelim millet olarak ona göre davranalım.
  • Taha ÇelikkolTaha Çelikkol22 gün önce
    Arkadaşım yurt dışında biyoloji tahsili yapmış olup  botanikte meyveleri melezleştirme konusunda uzmanlaştı. Hobi olarak melez bal kabağı yetiştiriyor. Yetiştirdiği kabakların en bakımsızı 650, iyi bakımlısı 1350 kg. civarında ağırlığa sahip. Gerekli malzeler : kendi hazırladığı yaprak, ot, çim, meyve kabuklardan ibaret kompost, su, boş arazi, özel bal kabağı tohumu.250, 500, 1000er gram'lık fırında (otoklav) ısıtılarak tatlanmış bal kabağını üretip karton ambalajlarda  pazarlamak amacıyla bir işletme kurmak ve işsizliğe katkıda bulunmak istiyordu. Ürünün gıda sektörüne kazandırılması için sağlıkla ilgili tüm şartlar yurt dışı makamlarınca onaylanmıştı. Hazır plan ve projesi, yeterli sermayesi vardı. Günde en az  20 ton katıksız doğal bal kabağının lezzetini hemşehrilerine tattırmak arzsundaydı. İlçesinde konuyla ilgili biraz araştırma yapıp gerekli yerlere başvurduğunda sayısız engellerle karşılaşmış, hatta kendisine deli damgası vurulmuş.Ayrıca "Senin kabak sağlık kriterlerini yerine getirmiyor, milleti zehirleyebilir." mazeretiyle karşılaşabilirmiş. Niyetinden öyle ürkütülmüş ki işe başladığında sudan sebeplerden dolayı  hapsedilme tehlikesiyle karşılaşma ihtimali varmış. Kendisine ima edildiğine göre, ilçesinde bir işletme açabilmesi için devlette etkili ve yetkili bir dayı veya emmisi olması gerekiyormuş.Dümende dayısı olmayışı, Deli Dumrul köprülerinden geçme mükellefiyeti, işlerini tökezletti. Eski Tarım ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu bakanlığı dönemindebizim bölgedeki arazileri fakir çiftçilerden ucuza kapatıp muhtemelen devlet imkanlarıyla şu çıkartıp patetes üretimi yaptırıyor. Bizim bölgeye bir hayrı dokunmamış, elimizdeki toprak parçalarını da ucuza gasbedip köylülerin Denizli'ye asgari ücretle göçüne neden olmuştur. Devleti zevatı sadece cebini doldurma peşinde! Biz çiftçilere devlet yardımı kıyamete kadar gelmez.
  • Naim ErNaim Er22 gün önce
    Batılılar "Türkleri ilim ve fende dinleri geri bıraktı." diye dogru söylemişler. Müslüman denilen müsveddelerin eline fırsat geçerse sevindirik delisi olup ortaya çıkıyorlar. Müspet ilimleri öğrenmeye hiç heves etmiyorlar. Öğrendikleri de eskimiş taklitlerdir.Varsa, yoksa nefislerinin icat ettikleri İslam adı altında münafıklıktır. Nefis icatı dine inanmaktansa hiç inanmamak en iyisidir. Çünkü şeytanın eserini reddetmek insanı doğru yola götürür. Ya da bir fosili ilah edinip hayat boyu onun öğretilerine sarılmaktır.Avrupa ve Amerika'da günlük siyasi kavgalar hemen hiç yaşanmaz. Herkes sarılmıştır bir ilme devamlı onunla meşgul olur. Her beş senede bir yenı teknolojik ürünler hizmete sunulur. Açlık ve fakirlik sorunu 200 yıl önce çözülmüş. Sürekli sosyal refah seviyesini artırma peşindeler!Bizdeki gibi "Işten çıkarıldı, rezil olcak." diye bir sorun yok. Devlet işsizin normal hayat masraflarını karşılıyor. Bu, her yurttaşın yasal hakkı. İşsiz ve fakirine bakamıyacaksan neden devlet oluyorsun? Türkiye'deki siyasiler yurttaşlara bir nevi ilahlık yapıp kendi avaneleriylerahat yaşıyorlar.Avrupa'da tarım fazla önemsemiyor artık. Çünkü çok az bir alandan elli, yüz katı ürün temin ediliyor. Çiftçi üretse de, üretmese de işiyle uğraştığı sürece devletten yardımı fazlasıyla alıyor.Yüz çiftçi bizdeki teknikle 7 milyon ton patates üretiyor. Aynı şartlarda Türkiye'de 7 bin ton üretilemez. Üretilenler de çokluktan veya pazarsızlıktan dolayı ya çöpe gider ya da tarlada çürür. Fabrika kurup nişasta yapmakla kimse uğraşmaz. Celaleddin Rumi'nin kitabında kayıtlı olduğuna göre, Türker her şeyi yıkmada çok hünerlidır.

Günün Özeti