Toprağı işlemek-sahiplenmek devletin bekasının tapusudur

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Dünyanın diğer halklarında topraklarının ne önemi var bilemem ama bizde toprak vatan demektir.

Yine diğer milletlerde toprağı işlemek ve rızıklanmak ne kadar önemli bilemem fakat bizde “el kadar” diye tarif edilen toprağı sahiplenmek, devletimize-milletimize aidiyet ve teslimiyetin şartıdır.

Bu hakikatin en bariz şeklini, Kafkaslardan, Balkanlar’dan ve diğer bölgelerden göçen vatandaşlarımızın inançlarında ve işlerinde görebiliriz.

El ayası kadar toprağa sahip olmak; vatana, devlete, orduya, aileye, mezara, namusa, şerefe sahip olmak, dine sahip olmak ve dosta düşmana karşı bekaya sahip olmak demektir.

Arif Nihat Asya; “Ses ve Toprak” şiirinde şöyle seslenir:

“Düğünüm, bayramım, yaşım senden… Günlerim, aylarım, yılım toprak... Ben yürürken çıtır pıtır konuşan yüreğim, sanatım, dilim toprak!.. Yatağım, yorganım, halım toprak; katığım, ekmeğim, balım toprak”!..

¥

Ahiret inancı olan, olmayan her türden insanın birleştiği ortak nokta topraktır. “Topraktan geldik, toprağa döneceğiz” sözü, toprağa bağlılığımızın bilgece belgesidir.

Belki de sadece bize mahsustur ama insanımızın büyük çoğunluğu, yaşadığı yerde ölür ama doğduğu yere gömülmek ister ve vasiyet eder.

Belki de uluslararası, şehirlerarası, hatta köyler ve mahalleler arası cenaze taşınan nadir ülkelerden birisiyizdir.

Doğulan topraklara defnedilmek, halen önemini yitirmeyen önemli gelenek, adet ve örflerimizdendir. Neden? Vatandan, topraktan, atadan, aileden, dinden kopmamak için.

Topraklarımızın altı da üstü de millet-devlet olma anlayışımızın vazgeçilmezidir. Mezarlıklarımızın varlığı ve muhafazası, insanımızın varlığı kadar hayatidir.

¥

Devletini kabullenmeyenin toprağını kabullenmesi beklenemez. Toprağını ve vatanını sevmeyen de zaten içinde yaşadığı milletini sevemez.

Bu sebeple eskilerin toprak üzerine tavsiyelerinden birisi şudur: 

- “Ne devletiniz de ne milletiniz de ne de aileniz de; toprağın bir karışını, suyun bir damlasını düşmana karşı korumayanlardan sakının ve onlardan düşmandan korunur gibi korunun, zararlarını bertaraf edin”!

Bin yıllık tarihimize baktığımızda bütün savaşların temelinde topraklarımızı korumak ve üzerinde istiklalimizi ilan etmek olmuştur.

İşte yine bir zafer yıldönümünün içerisindeyiz.

Yakın tarih itibariyle 1911 yılından bu yana dokuz ayrı cephede ve son olarak da İstiklal Savaşı’nda toprağımızı ve toprağımıza bağlı değerlerimizin savaşını verdik.

Hele bir bakalım memleketimizin dört bir yanına. Mezralardan köylere, beldelere, ilçelere ve şehirlere kadar her bir yanımız şehitliklerle dolu.

Her birinin şehitlik sebepleri belli! Topraklarımız ve üzerinde yaşayan vatan, devlet, millet, bayrak ve din için.

¥

Ezcümle Âşık Veysel’den gelsin.

Dileğin var ise iste Allah’tan/ Almak için uzak gitme topraktan/ Cömertlik toprağa verilmiş Hak’tan/ Benim sadık yârim kara topraktır.

Bütün kusurumuzu toprak gizliyor/ Merhem çalıp yaralarım düzlüyor/ Kolun açmış yollarımı gözlüyor/ Benim sadık yârim kara topraktır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Tata TongaTata Tonga22 gün önce
    devlet bir örgüttür! bir dernekten, bir anonim şirketten, bir kooperatiften farkı yoktur! farkı sadece gelişmiş ve karmaşık bir organizasyondur ve sahibi de millettir! millete hizmet etmeyen, milletin yönetmediği, milletin egemen olmadığı, her şeyin millete anlatılmadığı, milletin bilgisi olmadığı, milletin hesap sormadığı organizasyon olsa olsa kim il yung organizasyonudur...
  • TunaTuna22 gün önce
    Yazmaya gelince, vatan, millet, hadis ayet vs.etkileyici cümleler kurulur.Günlük pratiğe gelince, köylüyü desteklemek yerine, medya patronu ve müteahhitlere para akıtıp köylüyü artmış maliyetlere maruz bırakıp tarımı sabote eden, ülkenin ormanlarını ve madenlerininuluslararası şirketlerepeşkeş çeken zevata bir çift lafınız yok mu?
  • AhmetAhmet22 gün önce
    Siz önce yüzbinlerce ağacı katleden, topraklarımızı zehirleyen yeraltı zenginliklerimizin talan eden gavur şirketlerine vatan toprağını peşkeş çekenlere iki çift laf söyleyebilecek kadar omurgalı olun
  • FeritFerit23 gün önce
    Kafam karıştı. Sultan II. Abdülhamit Han Kıbrısı ingilize vererek iyi bir şey mi yaptı kötü bir şey mi?

Günün Özeti