• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Şeytanın En Büyük Mahareti Kendini Unutturmasıdır

01 Aralık 2021
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Gerçi şimdiki zamanda şeytanı suçlamak aslında haksızlık olur.

Eğer şeytan, insanoğlunun kendisini fersah fersah aşacağını bilseydi, belki de kıyamete kadar süre istemez ve lanetlenmekten kurtulurdu.

Bugün şeytanın ya da şeytana hizmet edenlerin konuşlandığı en büyük mecra, sanal âlem olarak adlandırılan sosyal medya olduğu malumdur.

Sosyal medyaya o kadar haksızlık etme taraftarı değiliz. Hak yolda, iyilikte, güzellikte kullanılırsa, yüzyılın buluşu, icadıdır. Bu yönüne elbet bir şey denilmez hatta desteklenir.

Maalesef sosyal medyanın büyük kısmı, şeytani üretimlerde kullanılmaktadır. Uluslararası ilişkilerden, toplumların akıllarını saf dışı bırakmaya kadar, yönlendirme ve yönetme operasyonları yapılmaktadır.

Manipülasyon ve algı operasyonlarıyla eğrinin doğru, doğrunun eğri, haklının haksız, haksızın haklı gösterildiği ve inandırıldığı meydandadır.

Elbet bu hali bilmeyen yoktur. Peki, o vakit böylesine aldanmak ve aldatılmak neyin nesidir?

Sorunun cevabını sosyal medyanın allayıp pulladığı duygularımızla değil; aklımızla, mantığımızla verebilirsek, sanırım duygularımıza, düşüncelerimize çeki düzen verebiliriz.

Şeytanın kendini unutturduğunu şuradan anlayabiliyoruz. İnsanın bu dünyaya gelişini, amacını ve günü geldiğinde hesap vereceğini unutturmasıdır.

İki kapılı dünya hanının birinden girip, diğerinden çıkacağımızı ve çıktığımızda handa ne kadar kaldıysak, yapıp ettiklerimizin sorulacağına inanarak yaşasak şeytana aldanır mıyız?

Gerçi Müslüman kimliğine sahip her insan; kalbine, vicdanına, imanına, ahlakına danışarak işler işleyeceğini ve yaptığı işin muhasebesini zaten önce kendisi yapar ama!

Peki, böyle düşünen ve yaşayan kimseleri şeytan veya sosyal medyadaki temsilcileri aldatabilir mi?

Dolayısıyla ne görünmeyen hakiki şeytana ne de görünen insan suretindeki şeytanlara inanıp aldanmamaya dikkat etmeli. Bir de şu var:

Farz edelim ki aldanmadık ve inanmadık. Ah bu halimizle kalsak, inanmadığımızı kendimize saklasak ya! Ama öyle yapmıyor, inanmadığımız halde paylaşarak, daha büyük sorumluluk altına giriyoruz.

Oysa her Müslüman için ezelden gelen ikaz nettir. Bu ikaza uyulmadığı için gün geçtikçe birbirimize olan güvenimiz sarsılmakta ve dağılmaktayızdır.

Nedir ikaz? Haddim olmayarak hatırlatayım:

“Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın”. (Hucurat: 6. Ayet) 

Ayetin tefsirine girişte de şöyle denilmektedir:

“Ayetin güvenilmez kimselerin getirdikleri haberleri, doğruluğunu araştırmadan kabul etmenin uygun olmadığı yönündeki manası ve hükmü geneldir, her zaman ve mekânda geçerlidir”.

Ezcümle

Şimdi ehli iman sahibi her Müslüman bu ayeti bilir ve iman eder. Hal böyle olduğu halde toptancılık yapıp “neden aldanıyoruz” demeyeceğim ama şu kadarını söylemeliyim.

Belli ki, milletimiz ve devletimiz aleyhindeki haberler yalan ve düzmece, algı ve manipülasyon merkezli. Şeytanın kendisini unutturmasına kanmasak mı? 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ANDA

HERGÜN AYNI ANDA TELEVİZYONLARDA BAŞKA BİR YERDE ARAMA
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23