• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
28 Ekim 2019

Nuri Pakdil Kitaplığından

Ömürlerini fikir sancısı içerisinde geçiren münevverler; yazılarıyla, konuşmalarıyla, günlük hayatlarıyla sürekli bir gerilim halindedirler.

Gerilimden kastedilen; başıboş, gayesiz, üretmek yerine tüketen, neyi tükettiğini bilmeyen, başkalarının yaptıklarını kendi yapamadığı için sürekli şikâyet ve eleştirilerle çevresine öfke yayan tipler değildir.

Nuri Pakdil’in, Necip Fazıl’ın sürekli gerilim hali; fikir üreten, ürettiği fikrin hayata geçmesi için tüm hücrelerini inandığı davanın emrine vermiş bir haldir.

Nuri Pakdil’in kaleme aldığı eserlerinin pek çoğunun ilk baskı yılları, 1970 ila 1980 arasıdır. Darbeyle birlikte her türlü fikre ket vurulmasıyla, bütün kitap basımları gibi Nuri ağabeyin de eserleri basılmamış, elde bulunanlar ise devamlı okunmuştur.

2000’li yılların başından itibaren tekrar yayına başlamış, kitapçılarda yerini almıştır. Nuri ağabeyin 40 eserinin hangisini elinize alsanız, “anlamak” ve “anlamlandırmak” için okuduğunuzda elinizden bırakamazsınız.

Bugünlerde elimde olan eseri, bizim neslin de pek çoğunun okuduğu “Batı Notlarıdır.” “Batı Notlarını” şimdi yeniden okumak şarttır.

Batı, insanlığını yitirmiş bir topluluklar diyarıdır. İnsaf, vicdan, merhamet, adalet ve yardımlaşma duygusunun yok edildiği bir arenadan ibarettir.

Nuri ağabeyin ifadesiyle; “Bayım lütfen yukarıdaki şu noktalara dikkat edelim: “İnsaf, vicdan, merhamet, adalet ve yardımlaş” diyoruz.

Batı Notlarının ilk sayfasında şöyle bir ifade vardır.

“Makinenin egemenliği yoğun lav, insanın yüzüne bir kamçı gibi iniyor. İçimizi tedirgin eden bir basınç!

İnsanın kişiliği, makinenin bir adım gerisinde duruyor. Sanırım, Batı yaşantısının uyumsuzluğu da bu dengesizliktedir. Çünkü makine, “kişiliğin” önüne geçince dengesizlik başlar”.

Fransa’da katıldıkları bir toplantıda, Fildişi Sahillerinden dost olduğu Hasan Dossa’nın anlattıkları ise şöyledir:

“Fransa iliklerimize değin sömürmüş, Kişi olarak karşı durulmaz sömürgeciye. Avrupalıların yediği çikolataların kakaosunu biz üretiyoruz. Petrol gibi bir gelir kakao. Ne ki, fabrika yok. Daha kuramadık sürekli engelliyorlar.

Aydınlarımız uçaklarla gelen Fransız gazetelerini, dergilerini, kitaplarını okuyorlar. Bunları okuyanlardan, gerçek Fildişi Sahili aydınları çıkabilir mi”?

Batı Notlarından şu anektod da tarihimizi seçmeli ders yapan Milli Eğitim Bakanı Selçuk’a gelsin. Hatta Batı Notlarını okumasını da tavsiye edelim

Afrika’nın çeşitli ülkelerinden gelen katılımcılarla birlikte bulundukları bir seminerde Senegalli Traore şunları anlatır:

“Sizin bir tarihiniz var. Bir ulusun tarihinin olmaması ne demektir, bilir misiniz? Ona dayanarak ilerilere uzanmak kolay.

Bir ulus için tarih o denli gerekli ki! Afrika’nın bağımsızlıklarını elde eden ulusları içinse durum çok farklı!

Bizim, başımızı çevirip bakacağımız bir tarihimiz yok. Varsa bile çok yeni. Bizim Afrika uluslarının tarihi, aşağı yukarı yirminci yüzyıldan öncelere pek uzanmıyor. Halkları ulus yapan kuvvet, tarihten gelir”.

Eser hakkında: Edebiyat Dergisi Yayınları: 0312- 384 31 20

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İZMİRLİ

İsabetli bir konu tercihi yapmışsınız, tebrikler.. Merhum Nuri Pakdil üstadı geç tanıdık,yeni nesiller sizin gibi kıymetli yazarlar sayesinde inşallah bizden daha fazla öğrenir ve istifade ederler.. Selâmlar
  • Yanıtla

kategoriye girmez

Verdiğiniz örnekler edebi yönden nuri pakdil' in çok, ama çok sıradan olduğunu gösteriyor. 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23