• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Necip Fazıl ve Surda Gedik

25 Mayıs 2022
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum;

Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum… (1934)

Üstad Necip Fazıl’ın bugün, (25 Mayıs 1983) Rahmet-i Rahman’a vuslat günü. Yarın da dünyaya (26 Mayıs 1904) teşrifi günü.

Rabbim rahmetiyle kuşatsın, mekânını Cennet eylesin. Necip Fazıl öyle bir karanlık devrede ortaya çıkmış, milletin dini ve milli değer yargıları üzerine örülen surlardan öyle bir gedik açmış ki, bugün o gedik öyle büyüdü, öyle büyüdü ki, millet-devlet bütünlüğü sağlandı.

Necip Fazıl’ı anlamak için sahip olduğu imana eşit iman edebilmek ve yine onun ifadesiyle şöyle diyebilmektir:

“Tel tel ve iplikle dikseler de ağzımı;

“Tek ses duysalar; Allah… Yoklayanlar nabzımı”. (1973)

Söze “Çile” bahçesinden devam edelim:

“İnsan, yaklaştığınca yaklaştığından ayrı;

Belli ki; yakınımız yoktur Allah’tan gayrı”… (1972)

Üstad nasıl bir devirde ortaya çıkmış kısaca o devirlere yolculuk edelim.

Kurtuluş Savaşı’nın nasıl kazanıldığına dair bilgisiz hiç kimse yoktur. Aklıselim sahibi her insan bilir ki, İstiklal Mücadelemiz; “Vatan, Millet, Devlet, Din, Bayrak” uğruna kazanılmıştır.

Böylesine büyük zaferden sonra milletin elinden alınan ilk “birlik gücü” ne olmuştur? “Dini ve dili”. Bir milletin dinini ve dilini elinden aldıktan sonra geriye ne kalır?

Böyle olmadı mı? Çok büyük bir zaferden yorgun-bitkin-takatsiz-ekmeksiz, aşsız, silahsız çıkmış bir milletin elinde kalan dini, kısa sürede horlanmaya, ötelenmeye başladı.

Din birleştirici olmaktan çıkarılıp, cezalandırılmaya geçildi. Şehirlerden kovalanıp, kırsal kesime itildi ve oralarda bile yaşanmaz hale getirildi.

Hatta bir süre, Müslümanlıkla ilgili her türlü haber ve bilgilerin normal dolaşımda yer almasına iletişim araçlarında yayılmasına izin verilmedi.

Dünyanın neresinde Müslümanlığı kabul etmiş bir milletin dini sökülüp atılmıştı da Müslüman bir milletin kurduğu iki bin yıllık bir devletin ve milletin dini sökülüp atılacaktı?

İşte Necip Fazıl, tam da bu devirde ortaya çıktı ve gökyüzünden habersiz uçurduğu uçurtmasını bir kenara bırakarak; “Çile” isimli şiirinin sonunda haykırdı:

“Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!

Heybem hayat dolu, deste ve yumak,

Sen, bütün dalların birleştiği kök;

Biricik meselem, Sonsuza varmak… (1939)

Ezcümle:

Hamdolsun bugün Necip Fazıl’ın çilesini yüklenenler, bütün dalların birleştiği kökü yeniden yeşertmek için millet-devlet bütünlüğü uğruna, içte ve dışta hiç bitmeyecek gibi görünen İstiklal Mücadelesini sürdürmektedirler.

Necip Fazıl’ın açtığı gedikten yetişen nesiller bugün iş başında lakin esas olan arkadan gelen nesillerdir.

Genç nesildeki Necip Fazıl ve davası, maalesef artık anma ve sloganlardan öte geçmiyor.

Necip Fazıl’ın “iman ve aksiyon” öğretisi, “Ben de Müslümanım” diyen herkesin boynuna borçtur. Ruhu için el-Fatiha.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hamdişşen

Rabbim rahmet eylesin mekanı cennet olsun ,

YANINDA

İÇKİ KUMAR TUKUSU NE OLDU FISILTIMI GÜRÜLTÜ MÜ FON MÜZİĞMİ OLUYOR ALLAHI SESİNİ YANINDA
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23