Muhammediye ve Envârü’l Âşıkîn

02 Eylül 2019 Pazartesi

Bu haftaki eserlerimiz, beş yüz yılı aşkındır hemen her Müslüman ailenin evinde bulunan ve okunan; kalplerin sürurunu, imanın kaviliğini, nefsin iflasını sağlayan iki kitap.

Birincisi, Hacı Bayram-ı Veli Hz.lerinin talebelerinden, Gelibolu’da medfun  velilerimizden Muhammed Bican’ın yazdığı “Muhammediye”.

İkincisi yine Hacı Bayram-ı Veli Hz.lerinin talebelerinden Muhammed Bican’ın kardeşi Ahmed Bican’ın “Envârü’l Âşıkîn adlı kitabı.

Her iki eseri de tanıtmak için söylenecek tüm ifadeler, kitapların içeriği yanında çok cılız kalacağı ve hadsizlik olacağı için mümkün mertebe kısa tarihçesini paylaşmak isterim.

Beş yüz yılı aşkındır yayınlanan kitabın bugünkü ev sahibi Çelik Yayınları.

“Yazıcıoğlu Muhammed”, günümüzde “Yazıcıoğlu Mehmed” olarak da bilinmektedir ve “Mehmed-i Bican” ismiyle anılmaktadır.

“Muhammediye”, İsmail Hakkı Bursevi’nin “Ferahû’r-rûh” şerhi ile Doç. Dr. Abdülvehhab Öztürk tarafından günümüz Türkçesine aktarılmış.

………………..

Eser, 1451 senesinden itibaren Anadolu’da ve Türkçe konuşulan bütün coğrafyalarda asırlardır okunan ve İslam’ın, Kur’an’ın, Rasulullah (s.a.v.)’in anlaşılmasını, anlaşılanın amel haline getirilmesini sağlayan bir kitaptır.

Eser, her devrin insaflı uleması tarafından öyle rağbet görmüş ki, “Okunmuş, okutulmuş tavsiye edilmiş. Sultanların da halkın da kitabı olmuş.

Taşköprüzade’den Kâtip Çelebi’ye ve son yüzyılda da Amil Çelebi’nin “Muhammediye” üzerine yazılan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan araştırmasına bakmak kâfidir.

Kitap, Devlet-i Aliye’nin kuruluş yıllarında Fatih Sultan Mehmed’in babası II. Murad ve Fatih’in zamanında ulemanın bol olduğu bir devirde yazılmıştır.

Muhammed Bican’ın eserini gören akranları arasında, Molla Fenari Hz.leri, Akşemseddin Hz.leri, Molla Yegan Hz.leri vardır.

“Muhammediye”, Allah ve Rasulü’nün güzel sıfatlarını anlatmakla birlikte, dinimiz İslam’ın temas ettiği bütün hususlara dair bilgilerin yanı sıra Hz. Âdem (a.s.)’dan Peygamberimiz (s.a.v)’e kadar her konuya dair ayetler ve hadisler çerçevesinde izahlar vermiş.

Kitap bu zamanda daha çok okunmalı. Çünkü günümüzde öyle garip kimseler çıkmaktaki, imanlarının yerine nefisleriyle İslam adına ahkâm kesmekteler.

Rabbim böylelerinin şerlerinden cümle müminleri korusun. Bunların fesatlıklarından kurtulmak için; İslam’ı Kur’an’dan, Kur’an-ı Peygamberlerimiz ve son Peygamberimiz (s.a.v.) ’den ayırmadan bütün olarak anlatan eserlere ehemmiyet vermeli.

…………………..

İkinci kitap, Envârü’l Âşıkîn demiştik. Yani “Âşıkların Nurları”. Bu eserin naşiri de Muhammed Bican Hz.lerinin küçük kardeşi Ahmed Bican Hz.leri

Envârü’l Âşıkîn’i, Ubeydullah Küçük’ün takdim ve önsözüyle, H. Mahmud Serdaroğlu ve A. Lütfi Aydın sadeleştirmiş.

Bu güzide eser de yine beş asırdan beri okunmaktadır. Kitap, Muhammed-i Bican’ın Arapça adlı eserinin, Ahmed-i Bican tarafından Türkçeye tercümesi mahiyetindedir.

Ezcümle:

Dinimiz adına vicdanlarını değil, cüzdanlarını önceleyerek fitne-fesat tohumu ekenlerin zararlarından emin olmak için böyle eserlere müracaat etmeliyiz.

……………..

Kitaplar hakkında: Çelik Yayınları; 

0212-511 28 11

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Muhammed AliMuhammed Ali13 gün önce
    Bir eserin yüzyıllarca okunuyor olması içeriğine delil değildir. "Envarül Aşıkin Örneğinde Uydurma Hadisler" isimli doktora çalışmasını tavsiye ederim.
  • bozerenbozeren13 gün önce
    dinimizi düzgün kaynaklardan öğrenelim millet. bunlar, içinde kuvvetli şirk barındıran kitaplar.. bunların dini olarak değil, dilbilim ve kültürel olarak değeri var bunların.
  • Mustafa Mustafa 14 gün önce
    Bu âyet mealinden ne anladık.Ahzâb Sûresi. 36- Allah ve Rasülü. birşeye hükmettikleri zaman, mü'min erkek ve mümin kadının kendi işlerinde artık başka bir şeyi seçmeye hakları yoktur. Kim Allah'a ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. (Ahzab 33/36)Allah, yani (O’nun sözlerini içeren) Kıtab’ı[1*] bir işi kesinleştirmişse inanıp güvenmiş bir erkeğin ve kadının, o konuda bir tercih hakkı kalmaz[2*]. Kim, Allah'a yani (O’nun sözlerini içeren) Kıtab’ına baş kaldırırsa açık bir şekilde sapmış olur. [1*] Resul (رسول), “gönderilen”demektir. Bir bilgiyi iletmek için gönderilen elçiye resul dendiği gibi onunla gönderilen bilgiye de resul denir (Müfredat). Kur’an’daki resul kelimeleri ya elçi ya da Allah’ın Kitabı anlamındadır. Elçi ölümlü, Kitap kalıcıdır. Uhud savaşında Nebîmiz’in öldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?” (Al-i İmran 3/144) Aramızda sürekli kalacak olan  resul, Kur’an olduğu için bu âyetteki resule başka anlam verilemez
  • klmklm14 gün önce
    Daha çok yeni nesil gençlerin okuması gereken kitaplar.Ama maalesef gereken ilgi ve alakanın duyulacağını sanmıyorum...
  • MustafaMustafa14 gün önce
    S.A. Kitap ismi verilmiş, kitap içeriği es geçilmiş. Şansıma ne çıkarsa diye alınacak bir kitap mı? Güzel ancak yeterli değil verilen bilgi.
  • fitnecilere yeni fırsat:fitnecilere yeni fırsat:14 gün önce
    İki dünüşler; m.okuya(maya)n ve m.herşeyesazan(islamsız) bu kitapları görmesinler; çıkıp da içine sçmadıkları tv ekranı bırakmazlar!

Günün Özeti