• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Milli Sinema ve Diziler (1)

19 Şubat 2019


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Türk sinema tarihinin üzerinden yaklaşık 123 yıl geçti. Tarihler için “yaklaşık” kelimesi kullanılıyorsa çeşitli iddialar var demektir.

Filmcilikle uğraşanlar sinemanın tarihi hususunda üçe ayrılırlar.

Birinci kısım, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Yeşilköy’de Rus askerleri anısına dikilen anıtın 1914 senesinde yıkılışının filme alınmasıyla başlatırlar.

İyi niyetli bir tespit değildir. Resmi tarih dayatmasıdır.

İkinci kısım ise II. Abdülhamid döneminden başlatır ve şu tezi ileri sürerler.

1896 yılında II. Abdülhamid Han’a Yıldız Sarayı’nda, Fransız bir filmci İstanbul ile ilgili kısa film gösterir ve sinemanın tarihi olarak bu yıl belirlenir.

Üçüncü kısım sinema ilgilileri ise Sultan Mehmet Reşat’ın 1911’deki Balkan seyahatinin filme alınması olarak kabul ederler.

Bir başka daha mantıklı izah da 1905 yılında Makedonya’nın köylerinde birinde yün eğiren kadınların filme alındığı yıl kabul edilir. Filmde Türkiye imzası vardır.

Hal böyle olunca sinemanın başlangıç tarihini 1896 yılı kabul edenlerden yana oyumuzu kullanarak, sinemanın 123 yaşında olduğunu söyleyebiliriz.

Ülkemizde ilk sinema salonu 1908’de açılır, ilk konulu film 1907’de çekilir, sesli film olarak da ilk yapım 1931 yılında çekilen Muhsin Ertuğrul’un “İstanbul Sokakları” filmidir.

……………………

Kısaca buraya kadar tamam diyelim! Peki, “Milli Sinema” kavramı neden ortaya çıkmış ve ne zaman başlamıştır?

1970’li yılların başına kadar Türk sineması, Batıcılığın ve Batılcılığın esaretinden kurtulamamış, genelde azınlıklardan oluşan sinemacılar, maalesef toplumun inanç değerlerine dair önü alınamaz ve imarı imkânsız hikâyeler anlatarak büyük zararlar vermişlerdir.

Sözünü ettiğimiz yıllarda, “Neden sinemada dine ve milli değerlere küfretmeyen, ihanet etmeyen, inkâr etmeyen filmler yapılmasın” diyen ehli vicdan insanlarımız çıkarak sektöre girmişlerdir.

Yapımcı olarak Aliosman Emirosmanoğlu, yönetmen olarak da merhum Yücel Çakmaklı, Yeşilçam’a ilk adım atan öncülerdir.

Birleşen Yollar, Çile, Kızım Ayşe, Zehra, Oğlum Osman, Memleketim” gibi isimlerle toplumun bütünü kucaklayan, dini ve milli değerlere saygılı filmler çekmişlerdir.

…………………

Milli sinemanın ikinci kuşağı ise 1970’lerin ortasında Milli Türk Talebe Birliği’nden çıkmıştır.

Akın Grup adıyla 9 üniversite öğrencisi, Batı’nın “Batıl” etkisine karşı, milli sinema kavramı içerisinde ilk filmlerini çekmişlerdir.

 Salih Diriklik  “Gençlik Köprüsü” ile Mesut Uçakan “Lanet” ile Mehmet Kılıç “Güneş Ne Zaman Doğacak” filmleriyle sinemaya yeni bir soluk getirmişlerdir.

……………..

Ezcümle:

“Bugün milli sinemanın neresindeyiz yahut artık milli sinema kavramına ihtiyaç kaldı mı?” sorusunun cevabını bulmak için, geçtiğimiz Cumartesi günü Birlik Vakfı genel merkezinde, vakfın İstanbul şubesi “Belgesel ve Sinema Komisyonu” tarafından, “Milli Sinema Ve Diziler” başlıklı bir program icra edildi.

Sinemanın tarihine giriş yapınca esas mevzuya yer kalmadı. Yarına İnşaallah.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23