Hiçbir kale dışarıdan fethedilmez

29 Mart 2019 Cuma

Dünya tarihi ve bizim tarihimiz böyle olaylarla doludur. Kaybedilen savaşların esas sebebi, kalelerin fethinde hainlerin, ihanetlerin, yıkanların içeriden olmasıdır.

Tarih boyunca on altı ayrı devlet kurmuş, dünyanın en büyük imparatorluğunu altı yüz yıl ayakta tutmuş bir milletin devlet tecrübesi, dış güçlerin tesiriyle zayıflatılabilir miydi?

Kendi toplumunun tarihinden, kültüründen, dini-milli inançlarından koparak, içinde yaşadığı milletinin değerlerine tam bir zıtlık içerisinde batıla sığınmak kalenin içten fethi değil de nedir?

Malum sıkça dile getirildiği gibi Türkiye kalesinin dört ana esası vardır.

“Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet” ilkesi, kalenin surlarıdır. Bu surlar dışarıdan zarar görmez, ancak içeriden zarar verilebilir.

Sadece surlardan birisinin zarar görmesiyle, diğer surların mukavemetinin zayıflayacağı muhakkaktır. Devlet-millet bütünlüğü açısından kalenin içindekilere fırsat vermemelidir. 

Batının ve içimizdeki Batıcı batılların topluma dayatmak istedikleri ve bu hususta ittifak ettikleri başlıca hedefleri, ülkemizin 90 yılda ancak yakalayabildiği birlik ve beraberliği ortadan kaldırmak ve eskiye döndürmektir.

Bunun için evlerimizde (eğer varsa) aile içi muhalefetten başlayarak, işimizdeki ve çevremizdeki şeytani planlara dikkat etmeli ve nefsimizle değil, aklımızla hareket etmeliyiz.

Aile bütünlüğümüz, devlet-millet kalesinin muhafazası demektir. Bizde aile parçalanınca her türlü bütünlük parçalanır. Kale kolayca tarumar edilebilir.

¥

Bizim inanç değerlerimizde devlet büyük bir varlıktır ve güçlü bir millet iradesi ister. Ayrıca inançlarımıza göre devlet-millet bütünlüğü, ahiret odaklı ve sonuçlu bir husustur.

Bizde devlet cumhur için vardır. Devletin cumhuru için olması, idarenin cumhurun emrinde olmasını gerektirir.

Biz devlet ve millet olarak bu esası çok zor yakaladık. Bir daha çarçur etmeye, üzerimizden gözlerini ve emellerini çekmeyen Batıya ve batıllara; “Biz yapamadık, siz buyurun” diyemeyiz, denilmesine de müsaade edemeyiz.

Bunun için de sandık başına gitmeden önce, evlerimizde aile bütünlüğünü -oybirliğini- sağlamak mecburiyetindeyiz.

Eğer sağlayamazsak ve her fert istediği partiye oy verebilir gibi bir boş vermişliğe müsaade edersek, bedelini sadece aileler değil, bütün bir millet olarak öderiz.

Geçmişte bunun çok örnekleri vardır. Nemelazımcılık hiçbir Müslümanın yanından geçmemesi gereken büyük bir hastalıktır.

Amentüsü sağlam insanlarımız pekâlâ bilir ve inanırlar ki, “ne ekersek onu biçeriz”.

Öfkelerimize, kızgınlıklarımıza, dargınlıklarımıza bakarak, geleceğimizi oylarsak, sömürülen ve kemirilen ülkelerin durumuna düşeriz.

¥

Ezcümle:

Türkiye Ak Parti iktidarına kadar hep dışarıdan model aradı ve hazır elbise olarak sırtına geçirdi, bedelini de yıllardır halk olarak ödedik.

R. Tayyip Erdoğan iktidarıyla birlikte kendi elbisemizi kendimiz dikmeye başladık. İşte savunmamız başta olmak üzere diğer icraatlar meydanda.

Yıkmak, eleştirmek kolay, yapmak zordur. Bari yapanların yanında olalım.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yasin Yasin 1 ay önce
    Sayin sacit ve huseyin dusuncelerinize yuzde yuz katiliyorun
  • HamidoHamido1 ay önce
    Allah sizden razı olsun. Ömrünüz uzun olsun.
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent1 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ olan Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • sacitsacit1 ay önce
    hayır her ne olursa olsun yanlış yapılanlarınyanında olmayacağız yanlışların karşısında olacağız.bunları yapanlar kim olursa olsun.bunun zamanıda yoktur.derdimiz şahıslar değil yanlışlardır.
  • HüseyinHüseyin1 ay önce
    Doğru demişsin aile parçalanınca her şey parçalanır. Ama bunu İstanbul sözleşmesini imzalayıp okullarda cinsiyet eşitliği eğitimi verenlere, 6284 yıkım kanununu uygulayanlara, babanın evladı kocanın karısı üzerinde bir hükmünü bırakmayanlara, aileyi gençliği perişan edenlere söyle.
  • Abdulkâdir CeylanAbdulkâdir Ceylan1 ay önce
    [RABBENÂ ÂTİNÂ FİDDÜNYÂ HASENETEN VE FİL-ÂHIRETİ HASENETEN VE KINÂ AZÂBENNÂR BİRAHMETİKE YÂ ERHAMERRÂHİMÎN.]Cumanızı tebrik eder, dualarınızı bekleriz..

Günün Özeti