• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
24 Eylül 2019

Her Aldanışın Elbet Bedeli Olur

İnsanoğlunun yaşadığı her zeminde, aldananlar oldukça aldatanlar da olacaktır. Dolayısıyla her aldanmanın da bir bedeli vardır.

Ya aldatmanın bedeli? Aldatmayı insani değerler çerçevesinde ele almak, düpedüz “aldatmaya” prim vermek anlamına gelir.

Yerkürenin neresinde olursa olsun, “aldatmak”, “kul hakkı” girer. Veya “kul hakkı” denilince dini çağırışım yaptığı için burun kıvıranlara göre, “insan haklarına” girer ki, bunun affı, kişilerin tekeline bırakılmamıştır.

Aldanmanın ve aldatılmanın sahası öyle geniştir ki, insanoğlunun nefes alıp verdiği her yerde pek çok aldanma ve aldatılma mevzuu bulabilirsiniz.

Günümüzdeki en büyük “aldanma ve aldatma” ise sorumsuzlukta sınır tanımayan sosyal medya mecrasında yaşanmaktadır.

Neredeyse nefes alıp verişimizin arasındaki boşluğa bile saldıracak kadar arsızlaşan sosyal medyadaki tahrik terörü, yalan, iftira, bühtan, fitne, fesat, kargaşa ve kaos gibi gayri insani tüm aldatma hasletleri, çığ gibi üzerimize düşmektedir.

Bizim Haluk dede hemen şöyle sorar:

- “Sosyal medyayı iyi ve hayırlı anlamda da kullananlar da var. Onları görmezden gelmek ve sadece bu yönüne bakmak doğru mudur”?

Bu soru; duygu, düşünce ve emelleri henüz kirlenmemiş temiz bir insan sorusudur. Yazının başlığı ve mevzuu, sosyal medyada aldanmak ve aldatılmak üzerinedir dedem.

¥

Aldatmanın ve aldanmanın temelinde yatan arızalardan birisi de sürü psikolojine uyum sağlamak ve benimsemektir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız tahrik terörü, yalan, iftira, bühtan, fitne, fesat, kargaşa ve kaos gibi fert fert kişileri ve toplumları etkileyen; “yazılı, sözlü ve görüntülü” her türlü malzeme, insanın gönüllü olarak sürü psikolojisini benimsemesini sağlar.

Birey olamamış, kendisini keşfedememiş, yarına ve yarınların ötesine henüz yelken açamamış, ömrünün bir gün sona ereceğini, dünyaya geldiği haliyle geri döneceğini kişiliğine inşa edememiş kimseler, bu tür tezgâhların avlarıdırlar.

Sosyal medyanın her çeşidinde insanları aldatmak üzere kendilerini konuşlandırmış yerli, yabancı örgütler yahut şahıslar, aklını bunlara kiraya verenlerin duygu ve düşüncelerini elbet yöneteceklerdir.

Bu hal öyle bir çıkmazdır ki, değme psikolog ve sosyologlar da sosyal medyadaki aldatmanın ve aldanmanın çözümü bulmakta zorlanmaktadırlar.

¥

Mesela elimizdeki cep telefonuna tanımadığımız, bilmediğimiz, belki hiç görmeyeceğimiz, nereden ve nasıl bir organizasyonla karşı karşıya kaldığımızı dahi tahayyül edemeyeceğimiz bir takım merkezlerden, “sesli-görüntülü-yazılı” malzemeler akmaktadır.

Bu akıntıya kapılmak “doğru mu yanlış mı” diye düşünmeden, o an nasıl bir ruh halindeysek, olumlu yahut olumsuz cevap verebilmekteyiz.

Böylelerin sayısı öyle çoğalmakta, dallanmakta ve budaklanmakta ki, birbirlerini tanımayan binlerce insan didişip durmakta!

Ezcümle:

Şimdi bu durum, beş duyu organına aidiyet duygusuyla sahip çıkan aklıselim sahibi insanlarca normal karşılanabilir mi? Aldatan yahut aldanan olabilir mi?

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Tü rk

Trabzon lu Lawrence yakındır Türkiye nüfusunun n bölünmesi.
  • Yanıtla

DEVRANT

aldanma ve aldatmanın da bedelini başkaları ödüyorsa bu kul hakkıdır.sosyal medyadaki tahrik terörü, yalan, iftira olayına örnek KABATAŞDA çocuğunu taşıyan kadına yapılanlar ? ;Bezmi alem camiinde içilmeyen bira ve sigara olayları hepsi toplumsal bir haktır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23