--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Her Aldanışın Elbet Bedeli Olur

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
5

İnsanoğlunun yaşadığı her zeminde, aldananlar oldukça aldatanlar da olacaktır. Dolayısıyla her aldanmanın da bir bedeli vardır.

Ya aldatmanın bedeli? Aldatmayı insani değerler çerçevesinde ele almak, düpedüz “aldatmaya” prim vermek anlamına gelir.

Yerkürenin neresinde olursa olsun, “aldatmak”, “kul hakkı” girer. Veya “kul hakkı” denilince dini çağırışım yaptığı için burun kıvıranlara göre, “insan haklarına” girer ki, bunun affı, kişilerin tekeline bırakılmamıştır.

Aldanmanın ve aldatılmanın sahası öyle geniştir ki, insanoğlunun nefes alıp verdiği her yerde pek çok aldanma ve aldatılma mevzuu bulabilirsiniz.

Günümüzdeki en büyük “aldanma ve aldatma” ise sorumsuzlukta sınır tanımayan sosyal medya mecrasında yaşanmaktadır.

Neredeyse nefes alıp verişimizin arasındaki boşluğa bile saldıracak kadar arsızlaşan sosyal medyadaki tahrik terörü, yalan, iftira, bühtan, fitne, fesat, kargaşa ve kaos gibi gayri insani tüm aldatma hasletleri, çığ gibi üzerimize düşmektedir.

Bizim Haluk dede hemen şöyle sorar:

- “Sosyal medyayı iyi ve hayırlı anlamda da kullananlar da var. Onları görmezden gelmek ve sadece bu yönüne bakmak doğru mudur”?

Bu soru; duygu, düşünce ve emelleri henüz kirlenmemiş temiz bir insan sorusudur. Yazının başlığı ve mevzuu, sosyal medyada aldanmak ve aldatılmak üzerinedir dedem.

¥

Aldatmanın ve aldanmanın temelinde yatan arızalardan birisi de sürü psikolojine uyum sağlamak ve benimsemektir.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız tahrik terörü, yalan, iftira, bühtan, fitne, fesat, kargaşa ve kaos gibi fert fert kişileri ve toplumları etkileyen; “yazılı, sözlü ve görüntülü” her türlü malzeme, insanın gönüllü olarak sürü psikolojisini benimsemesini sağlar.

Birey olamamış, kendisini keşfedememiş, yarına ve yarınların ötesine henüz yelken açamamış, ömrünün bir gün sona ereceğini, dünyaya geldiği haliyle geri döneceğini kişiliğine inşa edememiş kimseler, bu tür tezgâhların avlarıdırlar.

Sosyal medyanın her çeşidinde insanları aldatmak üzere kendilerini konuşlandırmış yerli, yabancı örgütler yahut şahıslar, aklını bunlara kiraya verenlerin duygu ve düşüncelerini elbet yöneteceklerdir.

Bu hal öyle bir çıkmazdır ki, değme psikolog ve sosyologlar da sosyal medyadaki aldatmanın ve aldanmanın çözümü bulmakta zorlanmaktadırlar.

¥

Mesela elimizdeki cep telefonuna tanımadığımız, bilmediğimiz, belki hiç görmeyeceğimiz, nereden ve nasıl bir organizasyonla karşı karşıya kaldığımızı dahi tahayyül edemeyeceğimiz bir takım merkezlerden, “sesli-görüntülü-yazılı” malzemeler akmaktadır.

Bu akıntıya kapılmak “doğru mu yanlış mı” diye düşünmeden, o an nasıl bir ruh halindeysek, olumlu yahut olumsuz cevap verebilmekteyiz.

Böylelerin sayısı öyle çoğalmakta, dallanmakta ve budaklanmakta ki, birbirlerini tanımayan binlerce insan didişip durmakta!

Ezcümle:

Şimdi bu durum, beş duyu organına aidiyet duygusuyla sahip çıkan aklıselim sahibi insanlarca normal karşılanabilir mi? Aldatan yahut aldanan olabilir mi?

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Okur

24 Eylül 2019 17:04

Aldanan siyasetçi ise sorun olmuyor hakkını alıyor. Vatandaş ise vay haline. Hele konuyla hiç bağı yoksa daha da vahim. Mahkemelerde sürünüyor. Selam ve dua ile.

cehit

24 Eylül 2019 11:48

Erdoğan'ın söyleyecek bir sözü olmayacak mı Kıbrıs konusunda, bir gözümüzün önünde yaşananlar var. Dünya alem Rum kesimini destekliyor. Son olarak Rumların düzenlediği toplantıya, Ankara'nın “dostu” Katar ile AKP'nin en “kırmızı çizgisi” Filistin'in de katıldığı ortaya çıktı. Ankara ise sadece Rum kesimine “şiddetli tepki” gösterme politikasını sürdürüyor.

cahit

24 Eylül 2019 10:24

Kim ki bu karanlık adam Türkiye Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı görüşme yapıyor? Erdoğan, BM Genel Kurul toplantıları için gittiği New York'ta yaptığı konuşmada “Birileri istemese de gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, Mısır Cumhurbaşkanı Muhammet Mursi'nin hakkını aramaya devam edeceğiz” dedi. Güzel. Peki… Hemen ardından Erdoğan'ın ilk görüşmeyi ABD'li Senatör Lindsey Graham ile yapmasını nasıl değerlendirmek gerekiyor? Ne alaka bu senatör? Adam… ABD Senatosu Yargı Komitesi Başkanı. 22 senatörün bulunduğu bu komitenin görevi; Adalet Bakanlığı'nı (DOJ) denetlemek, insan hakları hukuku, göçmenlik, fikri mülkiyet, anti-tröst yasası, internet gizliliğiyle ilgili önerilen yasa tekliflerini gözden geçirmek… Evet, Senatör Graham ile Erdoğan görüşmesi çok dikkatimi çekti. Adam… Güneyli bir Baptist, Korint Baptist Kilisesi üyesi. Yani, Evangelist! İsrail'in kayıtsız-şartsız destekçisi. BM Güvenlik Konseyi'nin 5 Ocak 2017'de Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail yerleşim binalarını uluslararası hukuka aykırı olarak kınamasına “ses etmeyen” Obama'ya ateş püskürdü… Kudüs'ün İsrail'in başkenti olmasını en hararetli savunan senatör. ABD Büyükelçiliği'nin geçen yıl Kudüs'te açılması törenine katıldı. Bu yıl Trump yönetiminin Golan Tepeleri'ni İsrail'in parçası olarak tanımasında büyük rol oynadı. Demek Erdoğan, “Mursi'nin hakkını” bu tür görüşmelerle arayacak öyle mi? Tipik Erdoğan faydacılığı; söz ve eylem hep “ayrı telden” çalar! AGRESİF MÜDAHALECİ Senatör Lindsey Graham… Müdahaleci bir dış politikayı destekliyor. Kendisini “Reagan tarzı Cumhuriyetçi” olarak nitelendiriyor. Irak'a askeri harekat olması yönünde oy verdi; işgali destekledi Libya'ya yapılan saldırıyı destekledi. Suudi Arabistan'ın Yemen'e saldırısını destekledi. İran'ı “ölümcül düşman” olarak ilan etti. (“Dünyanın en korkunç olayı, DNA testinde İran asıllı olduğunun çıkması” dedi.) Kuşkusuz İran'a askeri müdahaleyi destekliyor… Venezuela'da Nicolas Maduro'yu devirmek için askeri istila çağrısında bulundu. Afrika Togo'da dört Amerikan askeri öldürülünce “hemen bu ülkeyi işgal edelim” çağrısında bulundu. (Zaten işgalleri altında olduğunu bilmiyordu!) Hiç şaşırtıcı değil bunlar… Lindsey Graham bir hukukçu! Eski askeri savcı ve askeri hakim olarak görev yaptı. Irak ve Afganistan işgallerinden sonra bu ülkedeki “hukukçuları” beş yıl eğitti! ABD Bronz Yıldız Madalyası aldı… Guantanamo ve Ebu Garib'de tutuklu bulunan Müslümanların işkenceli sorgularının yasallığını savundu! “Avukatımı istiyorum” diyenlere, “Kapa çeneni. Avukat tutamazsın. Sen düşman savaşçısın ve El Kaide'ye neden katıldığın hakkında seninle konuşacağız” yanıtını verdi… ABD'de doğan göçmen bebeklerin Amerikan vatandaşı sayılmamasını savundu… Erdoğan böyle bir karanlık senatörler ile ne konuşabilir ki?

DEVRANT

24 Eylül 2019 09:51

aldanma ve aldatmanın da bedelini başkaları ödüyorsa bu kul hakkıdır.sosyal medyadaki tahrik terörü, yalan, iftira olayına örnek KABATAŞDA çocuğunu taşıyan kadına yapılanlar ? ;Bezmi alem camiinde içilmeyen bira ve sigara olayları hepsi toplumsal bir haktır.

Tü rk

24 Eylül 2019 07:08

Trabzon lu Lawrence yakındır Türkiye nüfusunun n bölünmesi.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle