• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Gündüz Bey ve Hayme Ana

15 Eylül 2021


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

“Coğrafyasını bilmeyenlerin vatan hudutlarını başkaları çizer, tarihini başkaları yazar” denilir.

İşte bu söz, Selçuklu ve Osmanlı’nın kuruluş ve tarihinin üzerini örtmek isteyen kesimlerce, coğrafyamız ve tarihimiz maalesef görülmeyecek ve anlaşılmayacak puslu bir şekilde yazılmış ve anlatılmıştır.

Tarihçilerin bile ikiye ayrıldığı bir hadise vardır. Hangisi doğru?

Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Bey mi? Yoksa Süleyman Şah mıdır? İkisini de söyleyenler bulunmaktadır.

Eğer coğrafyamızı tanır yanına da gerçek tarih bilgisini koyarsak, sanırım doğruları rahat görebilir ve bulabiliriz.

Tarih ve coğrafya daha çok gezerek, gözlem yaparak ve araştırılarak öğrenilir.

Dünden kalan bir noktayı hatırlatarak Gündüz Bey ve Hayme Ana’yı anlatalım. 

Tarihçilerin işine karışmamakla birlikte Ertuğrul Gazi’nin babasının Gündüz Bey olduğuna kanıt olarak şu bilgiyi paylaşmak isterim.

Ankara Beypazarı ilçesinin Hırkatepe isimli bir köyü vardır. Beypazarı’ndan Nallıhan’a giderken, şehrin birkaç km çıkışında Hırkatepe’ye yol ayrılır. İlçeye 17 km’dir.

Burası zamanla uğradığı değişikliklere rağmen hala Osmanlı köyüdür. Gündüz Bey’in de kabri buradadır. Diğer köy yollarıyla birlikte köyün yolu asfalttır.

Yalnız yolu bilmeyenler bazen navigasyon ile gidiyorlar. Navigasyon en kısa yolu tarif edeceğim derken, yolu dağlara, sarp arazilere veya uçurumlara yönlendirebiliyor.

Tecrübeyle sabittir. O sebeple asfalt yoldan çıkmadan gitmelidir. Gündüz Bey köyün olduğu bölgede şehit düşmüş ve oraya defnedilmiştir.

İşte bu noktadan sonra Hayme Ana, Devlet-i Aliye’nin kuruluşuna müdahil olmuş, “Ana” olmanın merhametiyle dağılmaları önleyerek, Kayı boyunu Domaniç yaylasının Çarşamba obasına getirip, Devlet-i Aliye’nin ilk işaretini Ertuğrul Gazi’ye vermiştir.

Geçtiğimiz yıl Domaniç Çarşamba köyüne gittiğimde, Hayme Ana’nın türbesini ziyaret edip, tarihi geçmişini araştırınca yine karşımıza II. Abdülhamid Han çıkmıştı.

II. Abdülhamid tahta geçtikten sonra sadece dünya ile mücadeleye başlamaz, atalarıyla da ilgilenir ve ilk isim Hayme Ana’dır.

Dönemin Bursa Valisi Mahmut Paşa’yı görevlendirerek, Hayme Ana’nın türbesinin yapılmasını ve masraflarını da kendisinin ödeyeceğini söyler.

Bursa Valisi Mahmut Paşa, Sultanın görevlendirdiği altı ulema ile Çarşamba köyüne gider ve araştırmalarda bulunarak kabrin yerini belirler.

Bugün türbenin üzerindeki kitabe, o yıl yapılan araştırmalarda miras yoluyla saklanan bir ceylan derisindeki bilgilerdir.

Türbenin inşaatı 1892 yılında biter ve gerekli eşyalar İstanbul’dan gönderilir. 17 yıl sonra II. Abdülhamid Han, Yahudi buyruklarının gereği (27 Nisan 1909) tahttan indirilmeden bir hafta önce, Hayme Ana türbesiyle ilgilenilmesi ve köye su getirilmesi için ferman çıkarır.

Tabi “Hal” sebebiyle türbenin bakımı ve su meselesi kalır.

Ezcümle:

Bizde Abdülhamid Han’lar bitmez. 45 yıl sonra Başbakan Menderes’in bizzat ilgisiyle türbenin tamiri yapılır ve köye su getirtilir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

bozeren

milletçe çözememiştik, acaba nasıl olacak diye düşünüp duruyorduk. en büyük problemimizi çözmüş oldunuz sağolun.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23