• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
18 Eylül 2019

Görülen lüzum üzerine idam

Merhum Başbakan Adnan Menderes’in rahmete gidişinin üzerinden 58 yıl geçti. 58 yıldır rahmetle anılmakta. Ruhu için El-Fatiha.

Ya ona zulmedenlerin nasıl anıldıklarına dair bir şey söylemeye gerek var mı? Rabbim onların da niyetlerinin-kararlarının karşılığını tam versin.

Zalimin zalimliğini anlatmak, hatırlatmak, bugüne ve yarına aktarmak, mazlumlara hizmet olur ve vefanın bir gereğidir.

Yer kürenin neresinde olursa olsun, zalimlerin ortak özellikleri, “Tanrı” edindikleri nefislerine gölge düşürmemeleridir.

Yandıkları yerde sönsünler. Rabbim şerlerinden sadece ülkemizi ve milletimizi değil, tabiattaki bitkilerle, hayvanlarla birlikte bütün insanlığı korusun, kollasın.

17 Eylül 1961 günü bu topraklarda Müslüman bir Başbakan ve arkadaşları idam edildi. Milletimizin gönlünde ve dilinde her birisi şehit hükmündedir.

Hak katındaki hallerini bilemeyiz ama Cenab-ı Hak nezdinde Müslüman halkımızın şehadetinin bir yeri olacağı aşikârdır. Geçelim.

……………….

Rahmetli Menderes ve arkadaşları hakkında yazılması, konuşulması, belgeseli çekilmesi gereken öyle çok mevzular var ki, unutulmamalı ve sürekli canlı tutulmalıdır.

Bu vesileyle “Dündar Taşer’in Büyük Türkiye’si” kitabından ilginç bir hatıratı paylaşarak, biz de tarihe not düşelim.

………………….

“1960 hareketinde biz, on yıldan beri propagandası yapılan anayasa değişikliğiyle bir şeyler yapılacağını, bir ilerici hamleye vücut vereceğimizi sanıyorduk.

İtiraf edeyim ki, ben de bu düşüncede idim. Herhalde iyi bir anayasa yapılırsa, ileri memleketlerin seviyesine gidilebilecek bir yola gireriz sanıyordum.

Çünkü bizim aydınlarımızın genel kanaati budur. Bir ileri anayasaya sahip olursak, büyük devletlerin seviyesine geliriz zannı, hâlâ aydınlarımızın çoğunun düşüncesidir. Bu garip oyuncakla oynayıp duruyoruz.

Bunun içindir ki, 1960 hareketinin ertesi günü İstanbul’dan bir profesörler heyetini davet ettik. Onları hürmetle ve ayakta karşıladık.

Gelir gelmez, ‘AÇ’ olduklarını söylediler. Biz de açtık, ama yemeği düşünmemiştik. Hemen yemek getirttik. O sırada Cemal Paşa; ‘Ben de açım çocuklar’ dedi ve onların en büyüğünün önünden artan yemeği yedi.

Türkiye’de pek çok şey değişmişti ama değişmeyen böyle şeyler vardı”. (Meselenin özü şu satırlarda)

………………..

“Yemeklerini yedikten sonra ‘Bize bir anayasa yapın’ teklifinde bulunduk. Onlar; ‘Nasıl bir anayasa istiyorsunuz?’ diye sordular.

İşte bu soru benim gözümü açan cümle oldu. ‘Nasıl bir anayasa istiyorsunuz?’… Allah Allah… Benim istediğim mi anayasa olacak? Öyleyse size ne lüzum var? Sonra dediler ki:

-‘Efendim, Guatemala Anayasası yok. Kostarika Anayasası elimizde değil. Uruguay’ınki ise mevcut değil’.

Olsa ne olacaktı. Şimdiye kadar neyle meşguldünüz. Madem meşgul değildiniz neye göre Anayasanın değiştirilmesini istediniz? Neden çarşaf gibi beyanatlar verdiniz? Niye ümitleri bu noktaya bağladınız”?

…………………

Evet, darbelerin ve yasalarının “görülen lüzum üzerine” yapıldığına dair bir hakikat!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

analşılmazlar

manda ve sömürge ülkeleri hep böyle
  • Yanıtla

Erdem Dogan

Ancak Benim ulkemde ne oluyorsa secildikten Sonra millet bi kenarda kaliyor sahsi menfaatler ön plana cikiiyor es dost akraba menfaati onlarin luzumu uzerine duzenleme yapiliyor . Ne oldu meclis gundemine idam gelirse cikartiriz deniliyordu. Idami meclis gundemine neden gelmiyor. Simdi buys soylemi neden on cok soyleyenler agzina almaz oldu?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı