• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI
04 Kasım 2019

Gönenli Mehmet Efendi (1)

Bu haftaki eserimiz; Kur’an-ı Kerim’in ve Sünneti seniyenin yolunda, dolu dolu hayırlarla geçen ve bu dünya yolculuğunu, huzuru kalp ile tamamlayan âlimlerimizden Gönenli Mehmet Efendinin çileli ve bereketli ömrünü anlatan bir kitap.

Kur’an ve Sünnet dışında herhangi bir yola başvurmadan iman etmeyi ve edilen imanın gereğini yerine getirmeyi hem yaşayarak hem tebliğ ederek vazifeyi asliyesini yerine getiren Gönenli hocamızın hayatını, Recep Akakuş hoca yazmış.

Elimdeki nüshası Kurtuba Kitap’tan çıkmış. Eserde Gönenli hocamızın hayatı iğne oyasıyla işlenerek ince ince kaleme alınmış ve ülkemizin de yakın tarihi olmuş.

Çünkü Gönenli hocamızın yaşadığı devir, -Kur’an’a iman ile kazanılan topraklardan, Kur’an’ın kazınmak istediği devirlerdir- ve o da diğer âlimlerimiz gibi din karşıtı zihniyetin her türlü eza ve cefasıyla karşılaşmıştır.

Türlü eza ve cefaya karşı İslam’ın kuşatıcılığı ve mümin olmanın ne büyük bir nimet olduğu, bu nimetin insanları nasıl kardeş ettiği, Gönenli hocanın hizmetleriyle anlatılmış.

Biz de burada hangi hizmetini aktarmaya çalışsak bir tarafı eksik kalacak. En iyisi Recep Akakuş’un diliyle hocamız hakkındaki bilgileri özetle paylaşalım.

………………

Aslen Kırımlı bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak Gönen’de doğdu. Babası Osman Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. İlköğrenimini ve hıfzını tamamladıktan sonra 1920’li yıllarda İstanbul’a gitti.

Serezli Ahmet Şükrü Efendi’nin ders halkasına devam ederek 1925’te kıraat ilminden icazet aldı. Bu arada Medresetü’l-irşâd’a kaydoldu.

Medreselerin kapatılması üzerine (1924) yeni açılan İmam-Hatip Mektebi’nin son sınıfına kabul edildi; 1927 yılında bu okuldan mezun oldu.

Soyadı kanunu çıktıktan sonra Öğütçü soyadını aldı. Halk arasında daha çok Gönenli Hoca olarak tanınmıştır.

İlk görevine Gönen Merkez Camii imam-hatibi olarak başlayan (1930) Mehmet Efendi üç yıl sonra askerliğini yapmak üzere buradan ayrıldı.

Dönüşte İstanbul’da Hacı Kaftanî, Dülgerzâde ve Hacı Hasan camileriyle, Sultan Ahmet Camii’nde imamlık yaptı.

En uzun görevi Sultan Ahmet Camii imamlığıdır (1954-1982). Bu sırada Üsküdarlı Ali Efendi’nin vefatıyla (1976) boşalan Reîsülkurrâlığı da üstlendi.

Resmî görevinin yanında Gönenli Hoca’nın örgün ve yaygın eğitim hizmetleri Kur’an kurslarında fahrî öğretmenlik ve fahrî vaizlik olmak üzere iki grupta ele alınabilir.

İmam-Hatip okulları açılmadan veya yeterli sayıda mezun vermeden önce Gönenli hoca, Türkiye’de din görevlilerine karşı duyulan ihtiyacı göz önüne alarak kendi gayretiyle öğrenci yetiştirirken, sonraları bu faaliyeti her türlü sorumluluğunu üstlendiği Kur’an kurslarında sürdürmüştür.

Kur’an-ı Kerîm ve dinî bilgiler öğrenmek üzere Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden İstanbul’a gelen fakir öğrencilerin ihtiyaçlarını halktan topladığı yardımlarla karşılayarak önemli hizmetlerde bulunmuş ve 1940-1980 yılları arasında binlerce talebe yetiştirmiştir.

…………………

Eser hakkında: Kurtuba Kitap; 

0212- 512 62 63

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Kuran yetmez diyenlere uydurma hadis yersen, yemessende yedirirler. 8- Peygamberimiz çobanı öldüren adamların gözünü oydu mu? Uydurma hadis: "Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı, ellerini ve ayaklarını kesti, gözlerini oydu, çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.” (Buharî, Vudu, 66; Tıp,5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ahmed b. Hanbel III/107,163; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmizi, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8-9) Açıklama: Bu rivayette bir gurup gezgin medineye gelince güneş çarpmasından ishal ve baş dönmesi gibi rahatsızlıklar yaşıyorlar. Hz. Muhammed onlara deve sidiğiyle deve sütünü harmanlayıp içmelerini öneriyor. Adamlar bunu yapıp sağlığına kavuşunca azgınlaşıp çobanı öldürüyor. Sonra Hz. Muhammed onları yakalatıp ellerini ve ayaklarını kestikten sonra gözlerini oyup çölde ölüme terk ediyor. Bu rivayete sorulacak bir kaç soru sonucunda peygamberimizi zalim göstermek için uydurulduğunu anlayacağız. 1- Adamlar neden çobanı öldürdü? Müslüman olduktan sonra adam öldürmenin yasak olduğunu bilmiyorlar mıydı? 2- Diyelim ki öldürdüler, Hz. Muhammed neden kısas uygulamadı da adamları kesip doğradıktan sonra gözünü oyup sıcağa terk ederek ölmelerini bekledi? 3- Böyle bir ceza yöntemi kuran'da var mı? 4- Deve sütüyle deve idrarını karıştırıp içmek araplar arasında neden bilinmiyordu? Bu sorular, resul'ü acımasız birisi gibi göstermek için uydurulduğunu ve müslümanların deve sidiği içen iğrenç insanlar olduğunu göstererek islamdan soğutmak için uydurulduğunu ortaya koymaktadır. 9- Peygamberimizin idrarını içen sahabe var mı? Uydurma hadis: Umeyme binti Rukayka'nın bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (asm)'in Hurmadan yapılmış bir kabı vardı ve geceleyin ihtiyaç duyarsa, seriri (karyola, divan) altına koyduğu bu kabına bevl eder ve onu tekrar karyola altına koyardı. Bir gece yine aynı şekilde ona ihtiyacını giderdi ve kabı karyolası altına koydu. Daha sonra baktığında kapta idrar olmadığını gördü. Kaptaki idrarın nerede olduğunu sorunca, onu Hanımı Ümmü Habibe'nin Habeşistan'dan getirdiği hizmetcisi Bereke'nin içtiğini söylediler. Bunun üzerine Resul-i Ekrem: "Büyük ölçüde kendisini ateşten korudu." buyurdu. (Tabarani el- Mu'cemu'l-Kebir ve Beyhakinin Sünenü'l-Kübra - Ebu Davud, Taharet 13, (24); Nesai, Taharet 28, (1, 31)) Açıklama: Bu hadise göre Hz. Muhammed gece boyunca uyuyor ve tuvalet ihtiyacı gelince yatağının altına koyduğu tabağı çıkarıp içine işedikten sonra tekrar yatağın altına koyup uyumaya devam ediyor. Sabah olunca da hizmetçi kadın yatağın altında idrar dolu tabağı su zannedip içiyor. sabahleyin Hz. Muhammed tabaktaki idrarı arayıp bulamayınca kadına soruyor, kadın da onu su zannedip içtiğini söyleyince Hz. Muhammed '"Büyük ölçüde kendisini ateşten korudu." diyerek idrarını kutsal gösteriyor. Aklı başında olan insanların bu rivayetin şeytan uydurması bir masal olduğunu hemen anlaması gerekir. Çünkü hem peygamberi gece boyunca uyuyan bir uykucu gibi gösteriyor hem de tuvalete gitmeye üşenen bir tembel gibi gösteriyor. Kuran'a göre Hz. Muhammed geceleri ibadet ile geçirirdi. İsra suresi 79:Gecenin bir kısmında uyan ve sana özel nafile olarak O’nunla (Kur’ân’la) teheccüd namazı kıl! Rabbinin seni Makam-ı Mahmut’a beas etmesi (ulaştırması) yakındır. 10- Peygamberimizin sümüğünü kapışan sahabe var mı? Uydurma hadis: “Abdest alınca artan suyunu almak için koşuşurlardı, öyle ki neredeyse bunun için birbirleriyle vuruşacaklardı. Tükürdüğü veya sümkürdüğünde, avuçlarıyla onu kaparlar ve yüzlerini ve bedenlerini onunla ovarlardı. (Buhari 1/67) Açıklama: Bu hadiste Hz. Muhammed ilahlaştırılmaya çalışılmış, sahabelere de iftira atılmıştır. Peygamberin arkadaşları onun sümüğüne ve tükürüğüne rağbet edip kapışırlar mı? Böyle bir ortama Hz. Muhammed müsaade eder mi? Bunu düşünemeyen ehli sünnet müdaafacıları sahabelere putperest muamelesi yaparak iftira atmaktadır. Peygamberin sümüğünü kapışmak ona saygı değil hakarettir. Bu gibi putlaştırma oyunlarıyla peygamberi ilahlaştıranlar daha sonra kendi şeyh'lerini ilahlaştırırlar. Peygamber ne kadar putlaşırsa şeyh'i putlaştırmakta o kadar kolay olacağı için ellerinden geldiği kadar peygambere iftira atmaktan çekinmezler. 11- Peygamberimizin kanını içen sahabe var mı? Uydurma hadis: Ashab-ı kiramdan Abdulah b. Zübeyir de çocuk yaşta iken Hz. Peygamber (s.a.v)'in hacamat kanını içmiştir. Olay şöyle gelişmiştir: Abdullah sekiz dokuz yaşlarındayken, Rasulullah (s.a.v) kendisine hacamat ettirdiği kanınını toprağa gömmesi için bir kap içinde vermiş, Abdullah ise oradan ayrıldıktan sonra tek başına kalınca, kanı gömeceği yerde içmiştir. Geri dönüp gelince Resulullah (s.a.v): "Ne yaptın?" diye sormuş, o da kinayeli konuşarak: "Onu ortadan kaldırdım." demiştir. Hz. Peyggamber (s.a.v) durumdan şüphelenip: "Herhalde onu içtin?" deyince Abdullah: "Evet!.." demiştir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v): "Kanı kanıma karışana ateş temas etmez." buyuru. (el-Askalânî, el-Metâlibü’l-Âli¬ye, 4:21; el-Heysemî, Mecma’u’z-Zevâid, 2708; el-Hâkim, el-Müstedrek, 3:554.) Açıklama: Bu hadiste Hz. Muhammed'in kanı sanki kutsalmışta onu içen cennete gidermiş gibi bir yalan söylenmiştir. Peygamberi ilahlaştırıp kanını içenin bile cennete gideceğini söyleyerek putlaştırma oyununa alet edilmiştir. Aksi halde kainatın efendisi konumuna getirip tüm rivayetleri sahih kabul ettirme kurnazlığını yapamazlardı. Önce kanını, idrarını, sümüğünü kutsadılar ki avam halk ''peygamber buyurdu ki'' diyerek sunulan sözleri sorgulayamasın Alıntı: https://bumudin.blogspot.com/2017/11/uydurma-hadis-ornekleri.html?m=1
  • Yanıtla

Sinan Gürsoy

Allah rahmet eylesin.şefaatına nail eylesin
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23