Geniş coğrafyamızdan bir avuç coğrafyamıza

23 Ağustos 2019 Cuma

Devlet-i Aliye’nin yüzölçümünün 24 milyon metrekareye ulaştığı, devletimize ve milletimize dost tarihçiler tarafından kaydedilmektedir.

Böylesine büyük bir coğrafyadan, 780 bin metrekareye nasıl gelindiği üzerine ise yüzlerce eser yazılmalıdır.

Bugün geniş coğrafyamız, TİKA’nın çalışmalarıyla “gönül coğrafyamız” olarak zikredilmekte, “kardeşiz yahut kardeştik” hukuku içerisinde ilişkilerimiz sürmektedir.

Yanılmıyorsam gönül coğrafyamız üzerinde 52 ülke vardır. 52’si de hâlâ bağımsızlık mücadelesi vermekte ve parçalayanlar tarafından sömürülmektedirler.

¥

Böylesine geniş bir coğrafyada tek bağımsız ülke olarak biz varız. Bizim de bağımsızlığımıza karşı Haçlı Batı ile içimizdeki uşakları mücadele etmektedirler.

Bağımsızlığımız zerre akamete uğrasa, leş kargaları gibi tüm Batı üzerimize çullanacak ve yerli aktörleriyle ellerinden geleni artlarına koymayacaklardır.

Topraklarımız üzerinde; “Bayrağı, Milleti, Vatanı, Devleti ve Dini” için yaşayan sağduyu sahibi milletimizi Haçlıların anlaması beklenmez ama hiç olmazsa bunlara yardım ve yataklık eden bazı siyasi zavallılar bilse istiyor insan.

Belki bir faydası olur diye ülkemizin ve milletimizin istiklali uğruna neler yaşandığına dair tarihten vakıalar aktaralım.

¥

Alman Binbaşı Hachwaechter’in 11 Kasım 1912 tarihli günlüğünden:

“Hiçbir yerde su bulunmadığından askerler pis su birikintilerini içiyor. Bulaşıcı hastalıklara, soğuğa ve açlığa artık uzun süre dayanamazlar.

Açlıktan baygın düşmüş olanlar da kolera hastası kabul ediliyor, çoğu kez, adamın üzerine ‘gerçekten ölmüş mü’ diye muayene edilmeden kolera kireci dökülüyor.

Kireç adamın çukura kaçmış gözlerini yakıyor, biraz daha yaşamak isteyenler, dehşetle etrafına bakınıyor ama ancak bir dakika”.

¥

Şimdi de İsmail Hakkı Süerdem’in “Osmanlı’dan “Cumhuriyet’e Anılarım” hatıratına bakalım. R. Şükrü Apuhan’ın, “Asla Yenilmeyeceksin” kitabından.

“Hadımköy’ün girişindeki tarlaya çukurlar kazılmış, cesetler üst üste bu çukurlara doldurulmuştu. Kollar ve bacaklar kaskatı dışarı çıkmıştı.

Yolun öbür tarafında beyaz gömlekli adamlar çok büyük çukurlar kazıyorlardı. Bunların, etraftaki gömülmemiş ölüler için olduğunu düşündüm ama yukarı giderken, bu çukurlara, kim oldukları bilinmeden, gözyaşı dökülmeden gömülecek ölüleri getirmiş uzun bir araba kolu gördüm.

İstasyonda kalabalıktan adım atacak yer yoktu. Avurtları çökmüş, kanlı gözleriyle sabit bir noktaya bakan binlerce insan, iki uzun katara sürüklenircesine koşuyor, vagonlara ve vagon damlarına tırmanmaya çalışıyordu.

Bu damların üzerinde oracıkta ölmüş olanlar vardı. Kollar bacaklar aşağı sarkıyordu. Arsalar ganimeti paylaşmak için birbirleriyle çekişen akbaba ve köpek sürüleriyle doluydu.

Trenler plak fabrikası ile istasyon arasında duruyor, hastaları indiriyor, ölüleri tarlaya uzanan eğik satıhtan yuvarlanmaya bırakıyor, geçip gidiyordu.

Yeşilköy’de çadır kurulan tarla tam bir mahşerdi”.

¥

Ezcümle:

Geniş coğrafyamızdan bugünkü sınırlarımıza güle oynaya gelinmemiştir. Daha bu yaşananlar sadece bir cepheden. Diğer cephelerimizde de bu ve benzeri nice hadiseler var. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • DenizDeniz22 gün önce
    Problem bizim illa tüm islam aleminin lideri olmak peşinde koşmamızdan kaynaklanıyor. 80 milyon türk 500 milyon arap 300 milyon hint asıllı müslümana neden liderlik etsin, bu insanlar kendi sorunlarını çözemez mi? Biz sizin lideriniz olacağız dedikce insanlar acaba istifade edebilir miyim diye yol arıyor yada öfke duyuyor, bu kadar kibirli olmamız doğru mu.
  • Mustafa Mustafa 24 gün önce
    Hangi masada zafer diye naralar eşliğinde imzalarla şovlarla verdiniz.

Günün Özeti