THY- Euroleague

Devlet ve millet olma şuurundan yoksun kalmak

06 Aralık 2018 Perşembe

Devlet ve milletle kavgalı olan kesimlere bakıldığında görülecek fotoğraf “milli şuur yoksulluğu” yahut bu şuuru inkârdır.

Devletimiz milli bir şuur ekseninde kurulmuş ve bu eksende hayatiyetini sürdürmek mecburiyetindedir. Çünkü din ve dine dayalı milli değerlerle kurulmuş devlettir.

Aksi iddia edilip, millet-devlet arasına duvarlar ördüren laiklik ve benzeri “izmler” adına mücadele edilse de laiklik ve “izmler” bugüne kadar millet nezdinde zerre kabul görmemiştir. Sadece kargaşaya sebep olmuş ve yıllarımız heba edilmiştir.

Milli şuurdan uzaklaşmak, geçmiş hükümetleri hep şaşı yapmış, millete bakmak yerine yönlerini Batıya çevirerek oradan imdat beklemişlerdir.

Haçlı Batılılarla içimizdeki elemanlarının son aylarda sahneye koydukları ekonomik saldırılar bunun bir örneğidir. Hamdolsun devlet-millet bütünleşmesiyle püskürtülmüştür.

İşte bu gücün adı, “Milli şuur sahibi olmaktır”. Elbet bu seviyenin yükselmesi şarttır.

¥

İslam âleminde ve Haçlı dünyada kendine mahsus yerli ve milli bir şuura sahip en canlı toplum ve devlet biziz.

Eğer bu yerli ve milli hafızamıza sahip çıkmazsak, koruyup kollayamazsak, devlet millete, millet devlete yabancılaşır ve başkalarından medet umar hale geliriz.

Türkiye olarak bu durumu geçmişte çok yaşadık. Düzlüğe her çıktığımızda darbeler ve terör tepemizden inmemiştir.

Şimdi de olup bitenleri görüyor ve birlikte yaşıyoruz. Paçalarından zillet akan milli şuur yoksulu çevrelerin, Haçlı zihniyetlilerle birlik ve beraberliklerine şahidiz.

Ülkemiz son 15 yıla kadar, Batılıların köleleri durumundaki şuursuzların döşedikleri raylar üzerinde seyretmiş ve yönünü millete dönememiştir.

¥

Yeri gelmişken merhum “Dündar Taşer’in Büyük Türkiye” kitabından (Ötüken Yayınları) bir hatıra nakledelim.

Dündar Taşer, İsviçre’de görev yaptığı sırada, bir gün büyükelçiliğimize, Ürdünlü yaşlı bir adam gelir ve Ürdün pasaportunu uzatarak;

-“Bunu değiştirin ve bana bir pasaport verin” der.

Şahsın Ürdün büyükelçiliğine geldiği sanılarak;

-“Sizin elçiliğiniz şu sokağın ilerisinde, yanlış geldiniz” diye ısrar edilir ve ardından;

-“Niye bize geldin de kendi elçiliğinize gitmedin” diye sorulur.

Adam yüzünü acı bir gülümsemeyle buruşturarak;

-“Efendim; pasaportumu gören memurlar; ‘Bu hangi devletin pasaportu’ diye soruyorlar; böyle bir devletin varlığından, nerede olduğundan bile haberleri yok.

Ben de Ayyıldız’lı pasaport varken, herkes selam dururdu. Babam da ben de tüccarız, halimiz vaktimiz iyidir.

Küçükken Mısır’a, Tunus’a, Cezayir’e giderdim. Oralardaki Fransız, İngiliz ve yerli memurlar, Ayyıldız’ı görünce selam verip büyük hürmet gösterirlerdi.

Şimdi gittiğim yerde alay konusu ediliyorum. Ben Osmanlı Devleti tebaasındanım; bana sizin pasaport vermeniz lazım” diye ısrar eder.

¥

Ezcümle:

Hatıra böyle. Tekrar o güçlü günlere döner miyiz? Elbet döneriz.

Yeter ki devlet-millet kaynaşmasının temelini milli bir şuurla mücehhez edip güçlendirelim.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • TürkiyemTürkiyem12 gün önce
    ... dost kalmadı
  • nostalji nostalji 13 gün önce
    Devlet ve Millet bilincini .... Arayacaklar arayacaklar ama yalanlarına inanana kalbi temiz,saf ve maruf kitleyi artık bulamayacaklar. Ha dinsel ve milliyetçi ! söylemlerine gercek sanıp ,inanıp onlara kanan kitleler müstesna...

Günün Özeti