MURAT AĞIREL’İN YAZMADIĞI HABERLER?
Alman iş insanları Kai Precat ile Marc Baeriswyl tarafından yapılan resmi suç duyurusu üzerine harekete geçen savcılık, kamuoyunda geniş yankı uyandıracak çarpıcı bir dosyanın kapağını araladı.
Kara para aklama ve dolandırıcılık soruşturmasında dosyaya giren gizli tanık ifadeleri, Mustafa Sarıgül’ün Şişli Belediyesi döneminden başlayıp uluslararası gayrimenkul alımlarına kadar uzanan devasa kayıt dışı para çarkını gözler önüne serdi.
Mustafa Sarıgül’ün aile bireyleriyle birlikte soruşturmaya tabi tutulup gözaltına alınan, tutuklanıp cezaevine gönderilen bir isim de gazeteci Murat Ağırel oldu.
Melih Gökçek’in oğlu Ahmet ve gelini Hülya Gökçek’in Almanya ile iş ilişkileri anlatılacak diye Köln’e çağrılan gazeteci Murat Ağırel’e “bonus” olarak Mustafa Sarıgül dosyası da veriliyor.
Murat Ağırel’i Almanya’ya davet edenler bir taşla iki kuş vurmayı planlıyorlar.
Gökçek ve Sarıgül ailesi.
İkisi de yılların yerel yöneticisi.
Birisi yıllarca Ankara’yı, diğeri de Şişli’yi yönetti.
Gökçek dosyasını kaleme alan Murat Ağırel, Sarıgül dosyasını “sümenaltı” etmekle suçlandı.
Sarıgül dosyasını yazmadığı için cezaevinde algısı birileri tarafından gazlanıyor.
Bakalım öyle mi?
***
Murat Ağırel’in Gökçek dosyasını yazmasından sonra meslektaşı Levent Gültekin ile girdiği “yavşak” polemiğini bilmeyen var mı bilmiyorum.
Bu işleri kıyısından köşesinden izleyenler bilirler bilmeyenler de search yapsınlar.
Bu tartışmanın fitilini ateşleyen cümle Levent Gültekin’in Murat Ağırel üzerinden Melih Gökçek’e operasyon çekildiğini söylemesiydi. Dikkatinizi çekerim bu tartışma yaşanırken henüz Mustafa Sarıgül dosyasını kamuoyu bilmiyor.
Murat Ağırel, meslektaşı Levent Gültekin’le telefonda yaşadıklarını anlatıyor, “Kendisinin yüzüne de söyledim yine söylüyorum; sen yavşaksın” ifadelerini kullandı.
Gültekin, Ağırel’e “Yavşak olsaydım senin gibi, bir dönem Tuncay Özkan’ın soytarısı / çantacısı olurdum” diyerek karşılık verecekti.
***
Murat Ağırel’in bu ve buna benzer dosyaları yazdığını bilenler zaman zaman anlaşıldığı kadarıyla kapısını tıklatıyorlar.
Ağırel’i evde bulamayınca “kapısının önüne” bırakılan dosyalardan birisi de benim geçen hafta yazdığım BankPozitif, Payfix ve Flash Haber TV’nin sahibi Erkan Kork’la ilgili olan.
Dosyasını inceleyen Murat Ağırel, telefona sarılıyor, tıpkı Mustafa Sarıgül’e yaptığı gibi ve Erkan Kork’a ulaşıyor. Erkan Kork’la Şubat 2025 tarihinde Trump Center’da buluşuyorlar. Murat Ağırel’in yanında Timur Soykan, Erkan Kork’un yanında da basın danışmanı olduğu söylenen birisi var.
Buraya kadar her şey normal.
Yüz yüze görüşme işi hariç ama onu da gazetecilikten sayalım. Masum görelim.
***
Buraya dikkat...
Murat Ağırel, Erkan Kork dosyasından edindiklerini bilgileri, belgeleri “Kim bu milyarlarca liralık çarkı döndürenler” adlı yazılarına peş peşe 1,2,3,4 diye 8 Mart 2025 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başlıyor. 11 Mart’ta son yazı çıkıyor Cumhuriyet gazetesinde.
Bu yazılarda Payfix soruşturması ve hazırlanan iddianame ve Erkan Kork’un baş döndüren para trafiğini anlatıyordu.
Kritik nokta burası...
Bu dizinin son yazısında iddialarla ilgili Erkan Kork ile iletişim kurduğunu yazıyor ve ekliyordu:
“Kendisi yüz yüze konuşmak istediğini ifade etti. Kayıt alma şartı, bir gazeteci meslektaşımın şahitlik yapması ve görüşmenin halka açık bir kafede yapılması koşuluyla buluşmayı kabul ettim.
Gazeteci meslektaşım ile birlikte Erkan Kork ve basın danışmanı ile bir araya geldik. Görüşmede, iddianamede ve MASAK raporlarında yer alan bilgileri sordum.
Kendisi, 2017 yılında ByLock şüphesiyle gözaltına alındığını, daha sonra serbest bırakıldığını ve hakkında takipsizlik kararı verildiğini ifade etti. Ancak el konulan dijital materyallerinin teslim edilmediğini ve dört yıl sonra yeni bir soruşturma açıldığını belirtti. Bu süreçte, sözde elde edilen dijital materyallerin aleyhine kullanıldığını ve bunun hukuksuz olduğunu öne sürdü.
İddianamenin düzenlendiğini, ancak mahkemeler arasındaki yetki kargaşası nedeniyle yalnızca bir duruşmanın yapılabildiğini dile getirdi. Ayrıca yasadışı bahis firmaları veya bu firmaların adamları tarafından sistematik olarak tehdit edildiğini, bu tehditleri düzenli olarak savcılıklara bildirdiğini belirtti. Kendisi hakkında bir kişinin kumpas kurmaya çalıştığını, bu kişi hakkında tespit yaptırdığını ve suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti.
MASAK’ın yaptığı tespitlerin çoğunun aslında kendileri tarafından yapılıp bildirildiğini iddia etti. Her gün yüzlerce yasadışı bahis sitesini savcılıklara ve BTK’ye bildirdiğini gösteren belgeler sundu. Ayrıca yasadışı bahis firmaları tarafından tehdit edildiğini ve Hazine ve Maliye Bakanlığı müfettişlerinin kendilerini teftiş ettiğini belirtti.
Ailesinin ne iş yaptığını ve sermaye kaynağını sorduğumda net bir cevap alamadım; yalnızca varlıklı bir aileden geldiğini ifade etti. Nefes Mücevherat’tan bozdurulan altınların annesine ait ziynet eşyaları olduğunu söyledi. Banka alımı sırasında aile ziynet eşyalarını bozdurduklarını, ancak Flash TV’yi nasıl satın aldıklarının ayrı bir konu olduğunu belirtti. Haber yapacağımı söylediğimde, Bankacılık Kanunu’nu göz önünde bulundurmam gerektiğini birkaç kez vurguladı. Kendisine bir kumpas kurulduğunu, bunun ortaya çıkacağını belirtti.
Son gelişme: Yazıyı hazırlarken Merkez Bankası tarafından bazı ödeme kuruluşlarının faaliyet izinlerinin iptal edildiği veya kısıtlandığı bilgisi geldi.
İzinleri iptal edilen firmalar arasında Payfix de yer aldı. Karar geçen 5 Mart’ta alındı.
Sonuç olarak son dört yazımda da milyarlarca liralık yasadışı sanal bahis parasının döndüğü sistemi okudunuz. Savcılık makamı bunun başrol oyuncusunun Payfix firması olduğunu düşünüyor.
Binlerce hesap, on binlerce işlem, milyarlarca doları da MASAK raporu aktarıyor.
İddiaları ve açıklamaları aktardım, bu soruşturmayı, davayı ve gelişmeleri gün gün takip edip kamuoyuna aktaracağım.”
Cumhuriyet gazetesinde Murat Ağırel imzasıyla bu satırlar yayınlandığında Erkan Kork’a operasyon için düğmeye basılmıştı.
Son yazısında da vurgu yaptığı gibi Merkez Bankası tarafından Erkan Kork’un şirketlerinin faaliyet izinlerinin iptal edildiği veya kısıtlandığı kararından hemen 3 gün sonra yazılar başlıyor.
***
Şimdi aklımdaki deli soru şu;
Merkez Bankası, Erkan Kork’un şirketleriyle ilgili iptal ve kısıtlama kararı almamış olsa idi, bu yazı dizisine başlayacak mıydı?
Bilemiyoruz.
Ancak bildiğimiz bir şey var.
Erkan Kork, 14 Mart’ta gözaltına alınıyor ve tutuklandıktan sonra ilk ifadesinde Murat Ağırel ve Timur Soykan’la ilgili suç duyusunda bulunuyordu.
Tıpkı bugün Mustafa Sarıgül’ü ve aile bireyleri hakkında suç duyurusunda bulunurken Murat Ağırel’i de dahil ettikleri gibi.
Haberden canlı...
Murat Ağırel ve Timur Soykan ile ilgili kısımda Erkan Kork, “Kanalı almaktan vazgeçirmek adına bankam ve Payfix üzerinden ilgili gazetecilerden tehdit edildim. Bunlarla alakalı suç duyurusunda bulundum. Kanalı aldıktan iki ay sonra Murat Ağırel röportaj yapmak istediğini söyledi. Trump Tower’da buluşma ayarladık. Beni ayaklarına çağırmaya çalıştılar ben kabul etmedim. Buluşmaya Murat Ağırel ve Timur Soykan birlikte geldi” dedi.
Kendisine davayla alakalı sorular sorduklarını, ellerinde belgeler olduğunu, kendisini baskılamaya çalıştıklarını iddia eden Erkan Kork, “Kanalı satın alınmasından ötürü beni adım attırmaya yönelik konuşmalar şeklinde oldu. Ses kaydım devam ederken Murat Ağırel bana hitaben 23. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dosyamı kast ederek ‘Hakkınızda açılmış davalar var ve iddialar var neye güvenerek kanalı satın aldınız’ şeklinde bastırıcı beyanlarda bulundu. O günden sonra beni yıldırmak adına kanalım ve şirketime karalayıcı yazı serisi yayınlamaya başladı” şeklinde konuştu.
Tutuklandığı süreçten sonra Timur Soykan ve Murat Ağırel’in yayın yapmaya başladığı, 9-10 Ocak tarihlerde de Ağırel’in kendisini ve şirketini hedef aldığını ileri süren Kork, “O cenahta bulunan tüm gazeteciler karalayıcı yayın yapmaya başladı. İsmail Saymaz da bu tür haberler yaptı, kendisini aradığımda özür dileyerek sildi” dedi. Kork son olarak “Murat Ağırel ve Timur Soykan ile yaptığımız görüşme ve akabinde beni ve şirketlerimi karalayıcı yayınları Flash Haber Tv’nin tarafımca satın alınmasını engellemek adına habercilik etiğine aykırı davranarak beni baskılayıcı eylemlerde bulunmaları nedeniyle şikâyetçiyim” diyerek ifadesine bitirdi.
Erkan Kork, “televizyon aldığım için, kanalı satın almamdan ötürü” diyerek bu suç duyurusunda kendisini iktidara yakınmış gibi gösterme arayışına girmekle beraber, Murat Ağırel ve Timur Soykan’ın asıl amacını da açıklamıyor, gizliyordu.
Gazeteci Timur Soykan ve Murat Ağırel, ‘yasadışı bahis’ ve ‘kara para aklama’ suçundan tutuklanan Flash TV’nin sahibi Erkan Kork ve başka şirket yöneticilerinin yaptığı suç duyurusu üzerine ‘tehdit’ iddiasıyla gözaltına alındı. Soykan ve Ağırel, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edildi. Şüpheliler savcılıktaki ifadelerinin ardından, “şantaj” suçundan tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi. Soykan ve Ağırel adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
***
Murat Ağırel, Erkan Kork ile ilgili yazı dizisi yaparken Cafer Mahiroğlu’nun Halk TV’sinde de hareketli dakikalar yaşanıyordu.
Erkan Kork ile Cafer Mahiroğlu arasındaki korelasyonu bir önceki “Flash ve Halk TV’ye Kayyım” başlıklı yazımda anlatmıştım.
Ne hikmetse, Murat Ağırel Erkan Kork’la ilgili yazı dizisi yaptığı gün Halk TV’nin youtube kanalına Rasim Ozan Kütahyalı konuk ediliyor, böylece Murat Ağırel’in de aralarında bulunduğu Timur Soykan, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan ve Şule Aydın tası tarağı toplayıp Halk TV’ye “nanik” yapıyorlardı. Rasim Ozan Kütahyalı yayını “ONLAR”ı kolay yoldan HALK TV’den göndermek için Cafer Mahiroğlu tarafından planlanmış küçük bir kışkırtmacaydı.
***
“Murat Ağırel, yapmadığı haber nedeniyle gözaltına alınıp, tutuklandı” diye yazıp, çizip, konuşanlara diyorum ki, yazmadığı bir haber yüzünden değil, yazması gereken bir haberi Mustafa Sarıgül’le paylaşıp, haber yapılmasını isteyenleri kendi adıyla tehdit ettikleri için gözaltına alınıp, tutuklandı.
Flash Haber TV’nin sahibi Erkan Kork gözaltına alınmadan yazı dizisine başlaması Murat Ağırel’in yazmadığı bir haber yüzünden tutuklanmasın engelliyor. Mustafa Sarıgül’lere operasyon geleceğini öğrenemediği için haberi yazamıyor ve bu kez gözaltına alındığında salıverilmek yerine tutklanıyor.
Uğur Mumcu’yu örnek aldığını sanan Murat Ağırel’in Tuncay Özkan’ın paltosundan çıktığını da bu yaşananlardan anlıyoruz.
Uğur Mumcu hiçbir zaman olmaz da, biraz daha zorlarsa belki Uğur Dündar olabilir.
İşte hepsi bu kadar.







