Nasıl Unutmasın Kılıçdaroğlu - 1
Geçenlerde partisinin TBMM grup toplantısında konuşurken "Ve hiç kimse Gazi Mustafa Kemal'in şu sözünü unutmasın." dediği anda o sözü unutan ve ancak kâğıda bakarak doğru okuyan Kemal Kılıçdaroğlu'na bu yüzden neler deniyor neler...
En hafifinden, "câhil, âciz, beceriksiz..."
Maalesef çoğu zaman fikirlerimiz, duygularımızın sevk ve idâresinde yürüyor; sözlerimizi hakaaret ve nefret bürüyor...
Düşünceyi sükûnetle örmeliyiz.
Unutkanlıkları hoş görmeliyiz.
Çünkü "Hâfıza-i beşer, nisyân ile mâlûldür."
Ayrıca, "Hatt-ı müdâfaa yoktur, sath-ı müdâfaa vardır." gibi sözleri bugün hatâsız yazıp telâffuz etmek çok kolay bir şey değil...
Ne yapsın, Allah'ın âciz bir kulu.
Nasıl unutmasın Kılıçdaroğlu?..
***
TV'lerdeki târihî filmlerde bile öylesi kelimeler kullanılırken sık sık hatâya düşülüyor.
Anlı şanlı köşe muharrirleri o kelimelerin başını gözünü yarıyor:
"Maiyet" yerine "mâhiyet"
"Bizâtihî" yerine "bizzatihi"
"Diğergâmlık" yerine "değergamlık"
"Tebaa" yerine "taba"
"Muhatap" yerine "muhattap"
"Asla ve kat'â" yerine "asla ve katta"
"Teşevvüş" yerine "teveşvüş"
"Sun'î"yerine"sünnî"
"Leh"yerine "leyh"
"Mahzur"yerine"mahsur"
"Ma'şerî vicdan" yerine "mahşerî vicdan"
"Şeb-i Arûs" yerine "Şeb-i Arûz"
"Sath-ı mâil" yerine "sath-ı mahal"
diyen diyene, yazan yazana...
Elifi unuttu, keli-fodulu.
Nasıl unutmasın Kılıçdaroğlu?..
***
Düşünün:
Türkçe hâriç, hangi dilin 50-60 sene önceki şekli bugün “eski” sayılmaktadır?
Türkçeden başka hangi dilde 50-60 sene önce yazılan eserler, o dili bugün konuşanlar için anlaşılmaz kelimelerle doludur?
Türkiye Cumhûriyeti’nden başka hangi devlet, kendi millî marşında geçen kelimelerden en az kırk adedini terk ettirip unutturmak için gayret ve faâliyet göstermiştir?
Hele bu politika uzun yıllar boyunca (1923-1950) tek parti olarak devlete hükmeden CHP'nin mârifetiyse şimdi Kılıçdaroğlu ne yapsın?
Elbette atardı bu ringe havlu.
Nasıl unutmasın Kılıçdaroğlu?..
***
Günümüzün Türkçesi 1930'lu yıllardan îtibâren resmî müdâhale ve desteklerle ortaya çıkan ve adına DİT (Devlet İkaameli Türkçe) diyebileceğimiz bir dildir. Bu dille yetişmiş nesiller içinse 70-80 yıl önceki kültür Türkçesi yabancı bir lisan gibidir...
Peki, daha 70'ine bile girmemiş olan Kemal Kılıçdaroğlu, içinde yukarıdaki cümlenin de bulunduğu Nutuk kitabını, orijinalinden okuyup anlayabilir mi?
Anlamasından vazgeçtim, "doğru telâffuz ederek" okuyabilir mi?
Hiç sanmam.
Koca Nutuk şöyle dursun, Gençliğe Hitâbe'yi, İstiklâl Marşı'nı, meşhur Çanakkale Şehitlerine şiirini bile doğru okuyabileceğini zannetmem...
Çünkü artık bugünkü Türkçede o sözlerin yeri yok...
"Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok."
Millete kapandı geçmişin yolu.
Nasıl unutmasın Kılıçdaroğlu?..
***
"Hatt-ı müdâfaa yoktur, sath-ı müdâfaa vardır."
Bunlar bizzat devlet tarafından 1930'lu 40'lı yıllardan îtibâren millete unutturulmak için uğraşılan sözler...
TDK böyle kelimeler hakkında "Türkçe karşılığının bulunması gereken, Osmanlıca artığı, yabancı...” diyordu.
Türkçenin yazı dilinde mevcûd olan fakat 1932 yılından îtibâren "yabancı" diye yaftalanıp "öz Türkçe" yeliyle, TDK eliyle, devlet ritüeliyle resmî metinlerden kaldırılan ve tedrîsatta yeni nesillere öğretilmeyen, böylece günlük konuşma dilinden koparılıp çıkarılan, sökülüp atılan sözlerden...
Yalan yok, mübâlağa da yok...
Yedi yüz yıllık geçmişin binlerce kelimesi “yabancı” diye raporlandı, resmen horlandı, intihâra zorlandı ve mezara yuvarlandı...
"Türkçeden Osmanlıcaya Cep Kılavuzu" yâhut "Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu" başta olmak üzere çıkarılan kitaplar "Yeni Nesillere Yasak Kelimeler" listesi demektir.
Bunlar elimizde mevcut.
Hepsi, yasaklanan sözlerle dolu.
Nasıl unutmasın Kılıçdaroğlu?..


