--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ’ÜN ALAMETİ! “Gulûl” (kamu malına hıyanet)!!! (2)

Ahmet Maranki
Ahmet Maranki
0

Beytülmalden çalma (gulûl) ile ilgili olarak İslam hukukundaki uygulamaları -İslam hukukunu kendine Şiyar edinenlere bu dünyanın bir de ahireti var diyenlere- hatırlatarak ikinci bölüme başlıyorum!!!

Beytülmalden çalma (gulûl) de; Dünyevi ve Uhrevi Hükümlerin Fıkhi durumu!

Cezası:

Şeriat hukukunda beytülmalden çalma (gulûl) eyleminde el kesme (hadd-i sirkat) cezasının uygulanıp uygulanmayacağı mezhepler arasında tartışılmıştır. Hanefi mezhebi başta olmak üzere birçok fakihe göre, beytülmalde (devlet hazinesinde) o ülkede yaşayan her vatandaşın hakkı ve dolayısıyla “mülkiyet şüphesi” vardır. Bu sebeple şüphe doğduğu için had (el kesme) cezası düşebilir; ancak suçlu cezasız kalmaz. Devlet başkanı ve mahkeme tarafından Tazir cezası (hapis, ağır para cezaları, memuriyetten men ve ifşa etme) uygulanır ve çalınan mal faiziyle/tazminatıyla devlet kasasına zorla iade ettirilir.

Bu konunun fıkhi boyutunda farklı mezheplerin (Hanefi, Şafi vb) kamuya ait mallarda, bütün toplum fertlerinin eşit hakkı vardır. Dinimiz, başkalarının hakkını “kul hakkı”; kul haklarının gasp edilmesini ise, cevabın başında geçen hadiste de ifade edildiği gibi, emanete ihanet olarak değerlendirmiştir.

Her şeyin ayan beyan ortaya çıkacağı ahirette, hüsrana uğrayanlardan olmamak, cehenneme düşmemek için haramlara bulaşmadan, ömrümüzü helal dairede sürdürmeye özen gösterelim. Kamu mallarını, birer emanet olarak kabul edelim. İhlal edilen her kamu hakkının, zayi edilen her kamu malının, birer kul hakkı ihtiva ettiğini asla unutmayalım. Ve yine unutmayalım ki ahirette milyonlarca insanla helalleşme imkânı olmayacaktır.

Mealini vereceğimiz hadis her zaman ölçümüz olsun:

“Hiç kimse Allah’ın kendisine takdir ettiği rızkı -geç de olsa- elde etmeden ölmeyecektir. Öyleyse Allah’tan(hakkıyla) sakının ve rızkınızı güzel yoldan isteyin. Helal olanı alın, haramdan kaçının!” (İbn Mace, Ticaret, 2)

Bediüzzaman Said Nursi:

İslam hukukuna dayalı olarak devlet malını ve kamu hakkını (hukuk-u âmme) en ağır ve helalleşilmesi en zor kul hakkı olarak nitelendirir. 


Risale-i Nur külliyatında ve hayat pratiğinde bu konudaki temel hüküm ve yaklaşımlar şu şekildedir:

1. “Hukuk-u Âmme” (Kamu Hakkı) En Büyük Kul Hakkıdır!

Bediüzzaman, bireysel kul hakkı ile kamu hakkını birbirinden ayırır. Tek bir şahsın malını çalmak o şahısla helalleşerek çözülebilir; ancak devlet malını çalmak veya haksız yere fuzuli kullanmak, o devletin çatısı altında yaşayan tüm vatandaşların (ve tüyü bitmemiş yetimlerin) hakkına girmek demektir. Milyonlarca insanla tek tek helalleşmek mümkün olamayacağı için bu günahın ahiretteki vebali çok daha yıkıcıdır. 

2. İktisat ve Şükür Prensibi:

Risale-i Nur’un İktisat Risalesi bölümünde, her türlü israf ve haksız tüketim kesin bir dille yasaklanır. Devlet imkanlarını şahsi menfaatler için fuzuli yere tüketmek, kamu malına karşı bir nevi hırsızlık ve hıyanet olarak kabul edilir. Bediüzzaman’a göre mümin, devletin parası veya malı söz konusu olduğunda kendi malından çok daha titiz davranmak zorundadır. 

3. Kendi Hayatından Tavizsiz Uygulama (Azami Zühd):

Bediüzzaman, bu fikri sadece teoride bırakmamış, hayatı boyunca devlet malına el uzatmamak için çok katı kurallar uygulamıştır:

Bedüüzzaman Maaşı Reddetti: Bir dönem Darü’l-Hikmeti’l-İslamiye azasıyken kendisine bağlanan maaşı ve daha sonra Ankara hükümetinin teklif ettiği yüksek maaşlı mebusluk (milletvekilliği) ile vaizlik tekliflerini, “kamu bütçesine yük olmamak ve dini hizmetini maddi menfaate alet etmemek” gerekçesiyle kabul etmemiştir.


Bediüzzaman’ın Talebelerine Uyarıları: 

Risale-i Nur talebelerine, devlet kademelerinde görev alırken devlet malını kendi mülkleri gibi haksızca fuzuli harcamamalarını, memuriyet ücreti dışında alınacak her türlü haksız menfaatin “emanete hıyanet” olacağını sıklıkla hatırlatmıştır. Beytülmalden çalma (gulûl) de İslami Hüküm; Bediüzzaman’ın da referans aldığı genel İslam hukuku ve hadis-i şeriflere göre, devlet veya ganimet malından haksızca bir iğne bile almak “Ğulûl” (kamu malına hıyanet) olarak adlandırılır. Bediüzzaman İstanbul okulu noktasında da yorum yapmayarak; GULUL beytülmal -devlet malı çalanların, buna alet olanların, ve bunun hakkında sessiz kalanların aynı kategoride ve KUL HAKKI olarak da değerlendirmiştir!!!

Bu suçu işleyenlerin, cephede savaşarak ölseler dahi “şehitlik” gibi en yüce manevi makamlarının zarar göreceği bizzat Peygamber Efendimiz (asm) tarafından bildirilmiştir.

Bunun üzerine de söylenecek söz yoktur!!!

Tarihte adalet ile hükmeden devlet baskanlari her zaman hayırla yâd edilmiş; Adaletsiz devlet baskanlari da tarihin kirli sayfalarında yer almıştır!!! Tercih her makamdaki karar vericilerindir!!! Yine ahir zamanın sahiplerinden Bediüzzaman’ın çok veciz bir sözüyle yazımızı sonlandırıp tarihe kayıt düşelim:

İLAHİ ADALET İÇİN; Bediüzzaman Said Nursi’ye ait olan “Cennet ucuz değil, Cehennem dahi lüzumsuz değil” sözü, imtihan dünyasındaki ilahi adaleti, rahmeti ve hikmeti açıklar. Sözün temel anlamı, cennetin fedakârlık ve ibadet gerektirdiği, cehennemin ise zalimlerin cezalandırılması için aklen ve adaletle gerekli olduğudur. 

Zaman gösterdi ki: Bediüzzaman, insanların dünyadaki tecrübeleriyle bu hakikati daha iyi anladığını vurgular; Bediüzzaman Risale-i Nur külliyatında ve talebelerine: suçluların cezalandırılmadığı bir yerin adaletsizlik doğuracağı gibi, ahirette de cehennemin bir adalet mekanizması olduğunu açıkça belirtir.

Her makamdaki karar vericiler, yetkililer ve muhataplarına ithaf olunur!!!

Vesselam! Devam edecek..!

WhatsApp bilgi ve ihbar hattı: 053020000 96

 

Ahmet Maranki Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle