Dil Darbesi Devrim midir?

24 Haziran 2019 Pazartesi

Türkçenin ülkemizde 80 yıldır resmen nerdeyse herkese öğretilip kullandırılan şekli milletin irâdesiyle ortaya çıkmadı.

1930’ların Türkçesi, bugünün Türkçesine tercüme edilmeden anlaşılmıyorsa bu işte bir bityeniği var demektir.

Türkçeden Türkçeye tercüme!..

(“Türkçeden Türkçeye” ibâresini kaldırıp başka bir dilin adını koyabilecek biri var mı?)

***

“Kemalist Türkiye’de Dil Devrimi” isimli yüksek lisans tezini kaleme alan Birol Şevki Tavlı, Türkçede TDK’dan sonra yaşanan bu “gayrıtabii” değişmeyi “bir beşerî müdâhale” olarak görür:

“Her dil zamanla değişmez mi? Öyle ya, bütün diller gibi Türkçe de yüz yıl önceki gibi konuşulmayacaktır bugün. Yeni buluşlar, yeni gereksinmeler ve yeni kavramlar ortaya çıktıkça diller de evrilmekte, yenilenmektedir. Bu önerme yadsınamaz elbette; fakat Türkçenin geçirdiği dönüşüm, dillerin olağan evrimi olarak görülebilecek değişikliklerden çok daha büyük, çok daha kapsamlı bir beşerî müdahalenin sonucudur...”

(Bu satırları yazan kişiyi “Türk Dilinde Kemalizm=TDK” hareketine muhâlif sanmayın. Tavlı yukarıdaki dört cümlesinde o TDK’nın tam on kelimesini kullanmış. Kemalizme karşı olduğunu söyleyenlerin çoğunda bu tezat görülür. Kemalizmin lehinde veyâ aleyhinde olmak bir tercihtir, anlaşılır. Fakat bir insan muhâlif olduğu şeye uygun davranıyorsa -yâhut kendi fikir ve inanışına aykırı davranıyorsa-  bu tezâdı anlamak mümkün değil. Yaman tezatlar ülkesinde yaşıyoruz, vesselâm...) 

***

“Milletin taleb etmediği” bir Türkçe başımıza nasıl geldi, o zaman?

General Sîsî (Abdülfettah Saîd Hüseyin Halîl es-Sîsî) Mısır’ın başına nasıl geldiyse öyle...

Yâni darbeyle...
***

Türkiye’de bu projeyi “Dil Devrimi” diye sundular.

Lâkin bu isim hep “eğreti” durdu.

Dil Devrimi” sözü, işin özüne aykırıydı.

Ne kadar aykırı?

Adam bıçaklama” fiiline “ameliyat” demek kadar...  

Teptim, keçe oldu; sivrilttim, külâh oldu...

***

1935 öncesine bir bakalım da şu “devrim” nerden alınmış ve nereye konulmuş, görüp anlayalım.

Türkçede “devrim” kelimesi aslında “çevrilme, katlanma, bükülme, inhinâ” demektir (bk. Şemseddîn Sâmî, Kaamûs-ı Türkî). 

TDK’nın tesbîtine göre bâzı beldelerde -meselâ Bolvadin’de- bu kelime “sofra” mânâsında da kullanılırmış.

Evet, 1935’ten önce “devrim”in bunlardan farklı bir mânâsı -TDK kayıtlarına göre- yok.    

Fakat TDK bu kelimeyi eline aldı, evirdi çevirdi, içini (mânâsını) çıkarıp çöpe attı.

İçini boşalttığı kelimeyi başka şeylerle doldurdu.

Tahnitçilik gibi bir şey...

***

Şimdi “devrim” kelimesini hakîkî mânâsıyla kullanmak isteseniz kimse bir şey anlamaz.

Meselâ “Kâğıttaki devrim müthişti.” diye bir cümle kurun bakalım, sözünüz nasıl anlaşılacak...

Nitekim  “devrim” kelimesinin “çevrilme, katlanma, bükülme” mânâsı bugün TDK lügatinde “eskimiş” kaydıyla yer almakta. 

Kubbealtı’nda ise öyle bir mânâ hiç yok. 

Ötüken Türkçe Sözlük’te “sofra” mânâsı var; fakat Kaamûs-ı Türkîdeki mânâsı yok...
Türkiye’de herhangi bir dilci veyâ Öz Türkçeci şu suâle mantıklı bir cevap veremez:
Mâdemki TDK Arapça kelimelerin Türkçelerini öne çıkarmak için uğraştı, o hâlde “devrim” kelimesini “sofra” yerine değil de niçin “inkılâp-ihtilâl” yerine ikaame etti?

Bu kelimeyi kendi yuvasından attınız; bâri “sofra”dan kovmasaydınız...
***

TDK, yaptığı bu “devrim” padalyasının hem inkılâp hem de “ihtilâl” yerine ikaame edileceğini herkese resmen buyurdu, duyurdu.

(bk. T.D.KOsmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu).

Yâni “Ey vatandaş, müjdeler olsun! Senin o güzel kafanı inkılâp’ ve ‘ihtilâl’ kelimelerindeki ağırlıklardan kurtarıyorum. Her ikisini de ‘devrim’ balonuna üflüyorum. Şimdi beynin, uçan balon kadar hafifleyecek...” 
Bir başka ifâdeyle tekrâr edelim:
Bu “devrim” kelimesi TDK tarafından -dilin tabii gelişmesine aykırı olarak- özünden koparılan, mânâsı aparılan, yerinden oynatılıp dümeni kırdırılan, başka yönlere ve yerlere savrulan bir söz...

Yazık oldu o güzelim “devrim”e!..

***

Türk dilinde bu yapılana “inkılâp = değişme, bir hâlden, başka bir hâle dönme” demek doğru olmaz.

Çünkü bütün diller -hattâ belki her şey- dâimâ inkılâp hâlindedir.

Dilin “canlı” olması bu demektir, zâten.

Dili kullanan ve onda her türlü tasarruf hakkına sâhib olan sosyal topluluk (halk, kavim, millet vd.) kendi arasında “gizli bir anlaşma” yaparak o dilin birtakım unsurlarını değiştirir veyâ terk eder.

Gelgelelim, dilde inkılâp çok yavaş olur ve nesiller arasında bir kopuş görülmez. 
Buna “ihtilâl = mevcut düzeni ortadan kaldırmak için zor kullanılarak yapılan değişiklik” demek “inkılâp” demekten daha doğrudur. 
Fakat bâzı lügatler “ihtilâl”in -yukarıdaki vasıflarına ilâveten- “devlet” tarafından değil “halk tarafından yapıldığını kaydeder.

Fransız İhtilâli buna örnektir.

Türkçenin başına gelen hâdiseyi tam olarak “inkılâp” da anlatamaz “ihtilâl” de.

Hele -bir TDK darbesiyle ne idüğü belirsiz hâle gelen- şu “devrim” hiç...

***

Buna “Dil Darbesi” demek en doğrusudur.

Darbe” kelimesinin mânâları hatırlanırsa “Dil Darbesi” isminin ne kadar isâbetli olduğu da ortaya çıkar.

TDK “darbe” kelimesine “Güncel Türkçe Sözlük”te üç mânâ vermiş:
“1. Vuruş, çarpış.”
“2. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.”
 “3. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay
.”


Türkçenin yediği darbe bu üç târife de uygundur:
1. Türkçeye darbe vurup onu çarptılar.
2. Türkçeye baskı kurarak resmen hâkim oldular, zor kullanarak onu birdenbire değiştirdiler.
3. Türkçeyi kötü hâllere düşürdüler, sarstılar...
***
Darbeler ülkesi hâline gelen Türkiye’mizde “Dil Darbesi” de oldu... Türkçede resmî kararla ve TDK ile başlatılan ânî ve sun’î değişiklikler katiyen halkın talebi falan değildi.

(Halk benimseyip severek kullandığı hiçbir sözü “yabancı” gözüyle görmez. Tıpkı Yunus Emre gibi...)
Çünkü Türkçede 1932’den îtibâren “mevcut kelimeleri ortadan kaldırmak için devlet tarafından zor kullanılarak yapılan hızlı değişiklikler” vardır.
Herhangi bir dilde 800 yılda ancak görülebilecek değişmeyi Türkçe 80 yılda yaşamak zorunda kaldıysa sebep budur.
1930’lardan beri Türkiye’de her nesil bir öncekinden farklı kelimelerle konuşup yazıyorsa sebep başka ne olabilir?
Cemil Meriç diyor ki: 
“İntelijansiya, Ebedî Şef’in ölümünden sonra büsbütün gemi azıya alır. Dil devrimi, politikanın emrindedir artık. Ona dil uzatmak, devlete karşı koymaktır. Aydının tek hürriyeti vardır: dili tahrip. Mektepler nesillerin hâfızasını nesebi gayr-ı sahih ‘tilcik’lerle doldurur...
***
Bütün resmî metinlere yerleştirilen bu DİT (Devlet İkaameli Türkçe) ile okutulan, yetiştirilen nesiller için babalarının, dedelerinin sözleri artık ölü veyâ yabancı kelimelerdi. 
Kelimelerle berâber kitaplar da diğer yazılı ve basılı eserler de ölüme mahkûm edildi...
Cemil Meriç Yeni harflerin kabûlüne kadar her idâdî mêzunu Türk de Fuzûlî’yi, Bâkî’yi, Naîmâ’yı rahat anlardı...” diyor.

(Yunus Emre’nin de “anlaşılmayanlar” listesine gireceğini Cemil Meriç hesaplayamadı, zâhir. )
Geofrey Lewis, (1920-2008) “Trajik Başarı: Türk Dil Reformu” kitabında 1920 ve 1930’ların Türkçesini, yâni Hâlide Edip Adıvar, Sabahattin Ali, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Reşat Nûri Güntekin gibi romancıların dilini dahi kaybettiğimizi söyler...  
Çünkü 80 yıldan beri kafalara sokulan Türkçe “onların ve daha binlerce edebiyatçının kitaplarını anlamamak üzere” ayarlandı.
Nice ilim, fikir, sanat ve edebiyat adamıyla berâber kitaplar da “Öz Türkçecilik-Öro Türkçecilik” efsânesine kurban gitti. Avrupalının 300 yaşındaki kitapları hâlâ genç; bizim 50’likler bile ihtiyarladı...
Bugün Türkçe ve edebiyat hocaları arasında Mehmed Âkif’in, Yahya Kemal’in şiirlerini okuyup -lügate bakmadan- anlayacak olanlar yüzde bir bile değildir...
***
Ha, bunları söyleyince “Peki, Yunus Emre’yi niye herkes anlıyor? Demek ki onun gibiler Öz Türkçe söylemiş! Diğerleri de Öz Türkçe kullansalardı ya!” diye karşılık verecek “ezber düşünceli” milyonlar dolu ortalıkta, maalesef!

Yunus’un Risâletü’n-Nushiyye’sini duymamışlar bile.
Onun kullandığı Arapça-Farsça asıllı yüzlerce sözden de haberleri yok. Adamakıllı okusalar ona da “Arapça-Farsça hayrânı” mı diyecekler?
Onu da derlerse şaşırmam, artık.
“Türkçenin ne olduğunu bilmiyorlar.” diyecektim ki hatâmı derhâl anlayıp ifâdemi düzelttim: 
“Böyleleri, -bırakın Türkçeyi- dilin ne olduğunu bilmiyorlar, aslında...” Çünkü bunlar kafadan darbe yemişler...
Darbe Türkçesi”yle konuşup yazmak, anlayıp anlatmak ve anlaşmak zorundalar...

Tabii, ne ölçüde mümkünse...

Debelenip duruyorlar.

Zavallılar!

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • İsrail 2000 yıllık alfabesine gero döndü. Biz ise...İsrail 2000 yıllık alfabesine gero döndü. Biz ise...26 gün önce
    “20. yüzyılda iki ülke harf inkilabı yapıyor.  Bunlardan biri İsrail, birisi de Türkiye’dir. Biz 900 yıllık geleneğimizi bırakıp bizi geri götürüyor diye Batı medeniyetini kullandığı Latin Alfabesi’ni alıyoruz. 1948’de israil bütün vatandaşları Latin Alfabesi’ni bilmesine ve Batı dillerini konuşup yazmalarına rağmen Latin Alfabesi’ne değil de israil’in 2000 yıl önceki İbranice Afabesi’ni diriltiler. İsrail böyle İsrail oldu. Yediğimiz domatesten tutun da F16’ların yazılımların yapıldığı ülke olduğunu düşünürsek alfabe onları geri değil ileri götürmüştü. Alfabeninin bir milleti ileri veya geri götürmesi gibi bir durumu yok. Çin, Japonya ve uzak doğu ülkeleri medeni olabildiler. Latin Alfabesi ile biz 84 yılda nereye geldik? İslam medeniyeti 11. ve 12. yüyılda nasıl dünya medeniyeti oldu. Demek ki alfabenin tek başına bir ülkeyi medeni yapması gibi bir ihtimal yok.  O yüzden Harf İnkılabı bu ülkenin kültürüne vurulmuş en büyük darbelerden bir tanesidir.Kültürümüz inançlarımız ve değerlermiz üzerinde çok büyük bir tahribat yapılmıştır."Alfabeninin bir milleti bilimde ileri veya geri götürmesi gibi bir durumu yok lakin ümmet anlayışıyla yakından ilgili. Bunu hazmedemeyen İslam düşmanları bilenleri aptal yerine koymayı bıraksın
  • Mesele İslam ve İslam ülkelerinin tek dil altında birleşmesinin önlenmesidirMesele İslam ve İslam ülkelerinin tek dil altında birleşmesinin önlenmesidir26 gün önce
    “Harf inkılabı tek başına bir inkılap olsaydı belki 84 yıldır öğretilmeye çalışılan gerekçelere inanabilirdik. Ama 1924 yılından beri Hilafetin kaldırılması, medreselerin kapatılması, liselerden Arapça ve Farsça’nın kaldırılması, Medeni Hukuk’un İşviçre’den getirilmesi gibi pek çok değişiklikliği düşündüğümüzde bir sürpriz değildi. Cumhuriyetin mantığının bizi götürmek istediği yerin bir göstergesi. Bir İslam medeniyetinden çıkarıp bir garp, yani Batı medeniyetine transfer etmenin yöntemlerinden bir tanesiydi. Biz bunu böyle görmezsek laf meselesi arasında kayboluruz. Bunu açılıkla söylemelerini beklerdik. "Biz İslam medeniyetinden uzaklaşmak istiyoruz. Batı medeniyetine gitmek istiyoruz" diyemedikleri için böyle konuşuyorlar.”
  • HalilHalil26 gün önce
    Dil konusunda cahilane tartışanlar var, yazık.Arap, Fars deyip sap saman karıştırılıyor. İngilizce'de yer alan pek çok kelimenin kökenleri bilinse Osmanlı diline belki daha objektif bakılır.Bir genç, Tarih bölümünde okuyup bu sütunda nasıl da ön yargılı ve cahilce yorum yapabildi hayret.Sen başka bir bölümde oku evlâdım...
  • takiitakii26 gün önce
    KEŞKE RESMİ DİL TÜRKÇE OLSAYDI OSMANLICA GİBİ FARS ARAP KARIŞIMI ZOR UZUN BİR DİL OSMANLIYI YOK ETTİBİR GECEDE CAHİL OLDUK YALANLARI SİYASETTE SANKİ BİR ŞEYMİŞ GİBİ OSMANLI PADİŞAHLARI FRANSIZCA KONUŞURDU DEVLET İŞİ OSMANLICA FARS ARAPÇA İLE ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ SADE BİR DİL DEĞİLKİLATİN HARFLERİ DAHA KOLAY ARAPLAR İNGİLİZCE FRANSIZCA İKİNCİ DİLLERİ HİNDİSTAN İNGİLİZCE ÇİN İNGİLİZCE JAPONYA İNGİLİZCE 100 YIL AŞKIN ÖLMÜŞ BİR DEVLET OLAN OSMANLI BELASI İLERİYE BAKALIM İLERİYE
  • Kuş diliKuş dili26 gün önce
    "...Kültürümüzün iki büyük darbe aldığını hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Harf inkılabı ve dil devrimi. Zihnimiz daraltıldı, ifade imkanlarımız kısıtlandı! Çünkü kelimelerimizi kaybettik! Cumhuriyete geçtiğimizde aydınlarımızın kullandığı sözlüklerin en azı 30 bin kelimelikti. Dil Kurumu’nun 1945’te yayınlanan ilk sözlüğünde 20 bin kelime bile yoktu! Ki bu kelimelerin neredeyse yarısı yeni uydurulmuş kelimelerdi, kullanım değeri belirsizdi veya yoktu. Müthiş bir tasfiye ile (‘soykırım’ bile diyebiliriz) karşı karşıyaydık. Bunun ciddi sonuçları oldu. Günlük dilde daralma en görünür kısmı bu halin. Günlük dilde kullandığımız kelimelerle turistlerle anlaşabiliriz, fakat oturup doğru dürüst konuşamaz, sohbet edemeyiz. Dil yanlışları günlük gazetelerde, televizyonlarda ve radyolarda almış başını gidiyor. Sosyal medya denilen ve kuş dili konuşulan mecrayı hiç kaale almadan söylüyorum bunu. Silkinmemiz, kendimize gelmemiz lâzım..."
  • Dinde ve dilde inkılap olmaz Dinde ve dilde inkılap olmaz 26 gün önce
    "...Atatürk de bir insandır. Onun da yanlışları olmuştur. Eleştirmek düşmanlık değildir. Dil, din ve musikide inkılap olmaz. Dil devrimi olmaz, dili ortadan kaldırır. Osmanlı'nın elbette hataları var, Cumhuriyet'in de hataları var.... 'Harf inkılabı İslam'dan ve Kur'an'dan uzaklaşmak için yapılmıştır.' Osmanlı bizim şerefimizdir..."
  • Kuran hattı Kuran hattı 26 gün önce
    "...Harf  inkılabının yapılış gayesi, İslam ve Osmanlı medeniyeti ile yeni kurulan rejimin bağlarının koparılmasıdır. Yani yeni rejim, halkı planlı bir şekilde geçmişinden uzaklaştırıp, batı medeniyetine yanaştırmaya çalışmıştır. Harf inkılabı da bu planın bir parçasıdır. Tarihte hiçbir İslam toplumu, Kur’an hattını terketmemiştir. Bu, insanlık tarihinde de pek görülmüş bir şey değildir.Dil ile hat farklı şeylerdir. İnsanın dilini muhafaza etmek istemesini anlamak mümkündür, lakin hattı terk etmenin hiçbir bilimsel bir mantığı yoktur. Demek Kur’an hattı, kasıtlı ve planlı bir şekilde değiştiriliyor ise, bunun arkasında başka şeyler aramak gerekir..."Sonuç olarak.. Dilini, dinin dilinin hattına al yoksa dilinde tarzanca çoğalır... maneviyat gider.. dönmeler çıkar.. salak sosyal medya gençliği türer.. daha akıl edemediğin çok şey.. ne neslin kalır ne devletin..
  • İdeolojik muhalefet yapanlara gelsinİdeolojik muhalefet yapanlara gelsin26 gün önce
    "....Bir millet düşünün, milli marşının yazıldığı yazıyı ve dili bilmiyor, Latin harflerine aktarılmış olan şiiri -bu harfler o dile uygun olmadığı için- yanlış telaffuz ediyor ve manasını da anlamıyor.  Medeniyetler aleminde okur yazarları bu cehalete mahkum olmuş bir millet var mıdır?Şairlerini, alimlerini, düşünürlerini kendi eserlerinden okuyarak anlayamayan; Fuzuli’yi, Baki’yi, Nedim’i bırakın Akif’i, Namık Kemal’i, hatta Yahya Kemal’i anlayamayan bir okur yazar nesline benzer bir nesil başka milletlerde var mıdır?Zavallı cehalet, bakın yüksek tahsil gömüş birilerine ne dedirtiyor: “Bu yazıyı öğrenip de mezar taşlarını mı okuyacağız?”...Asıl sadede, karşı çıkışın asıl sebebine gelelim: Bence bu sebep yine ideolojik muhalefettir; yani bu millet kültür ve medeniyet değiştirerek Batılı mı olacak, yoksa kendi değerlerine sahip çıkarak ve kendi kalarak mı çağdaşlaşacak? Batı’ya yönelenlere bir bakın; yüz yıla yakındır ne yapmışlar? Bir de kendileri kalarak, binlerce şekilden oluşan yazılarını terketmeyerek çağdaşlaşan Japonya’ya, Çin’e ve yazısını değiştirmemiş Rusya’ya bakın!.."
  • AtilayAtilay26 gün önce
    Allah razı olsun.
  • Sayın yazar doğru yoldasınız Sayın yazar doğru yoldasınız 26 gün önce
    Sizi bu kadar düşmanınız takip ediyorsa (ve bu derece düşmanca/hasmane/cahil eleştirilerde bulunuyorsa) bilinki siz değerli birisiniz, hasımlarınız dahi pür dikkat takip ediyor.. birilerinin bam teline dokunduğunuz ne kadar gerçek ise yazdıklarınızın haklılık payı da o kadar gerçek.. yahudilerin karakteristik özellikleri onların kurnaz olmazları,gürültücü, yaygaracı, telaşlı olmaları, adsız kalmaları, sinsi olmalarıdır..vs gibi... onların kalemşörleri de çoktur..hakkı batıl, batılı hak göstermek amacıyla sizden biriymiş gibi görünür lakin fitne tohumları serpiştirir.. buraya da sirayet etmiş olabilir.. açık belirtileri var:)
  • MuhammetMuhammet26 gün önce
    ŞİMDİ SEVGİLİ OKUYUCULAR BU YAZARIN NR KADAR BİLGİSİZ VE KARALAMACI Bİ YAZAR OLDUGUNU SURDAN ANLARSINIZ.Türkçenin ülkemizde 80 yıldır resmen nerdeyse herkese öğretilip kullandırılan şekli milletin irâdesiyle ortaya çıkmadı.SANKİ OSMANLICA MİLLETİN TALEBİYLE CIKTI.işte bu yüzden bu yazar yanlı taraflı ve bilgisizdir.saygılarımla
  • ZIR CAHILZIR CAHIL26 gün önce
    Sayin yazar,dil darbesinin devrim oldugunu hala anlayamadin mi?Devrim ama dusman icin(Yunan dahil Sevr anlasmasinda imzasi bulunan itilaf devletleri icin)bir devrimdir.Ayni bati bolgesi yahudileri ve Tunceli yoresi ermenileri birinci dunya savasindaki son Yunan cephesi savasini nasil milli kurtulus savasi olarak goruyorlarsa dil devrimi de aynen oyledir.Cunku bu son Yunan harbi bu iki azinlik milletin gercektende kurtulus harbidir,Turklerin ise yok olus ve dunya tarihinden cekilmelerine neden olan bir harp olmustur.Ama Turklerde bunu anlayacak beyin nerde?Allah kalbur gibi kabak vermis ama beyne gelince o denli comert davranmamis nedense.Adam oturup bosuna yazmamis aglayarak:"Oz yurdunda garipsin oz vataninda parya......"
  • muhittin muhittin 26 gün önce
    Arapça bazı kelimeleri kullanmak "Arabın köpeği mi olunuyor?". Yazıklar olsun! Türkçe bilmeden Türkçecilik ha! O zaman sizin bu mantığınızla bu gün sayısız İngilizce ve Fransızca kelime ile konuşuyorsun/konuşuluyor. Söyler misiniz siz İngiliz'in neyi oluyorsunuz?!!!
  • hasan...hasan...26 gün önce
    @Abdullah: Bu güzel isminizin ilk mânâsı "Allah'ın kulu" dur. Her mü'min yüce Rabb'ine en güzel şekilde "kul ve köle" olmağa çalışır. Biz, o islâmî harfleri asırlarca öyle işleyip geliştirmişiz ki, islâm âlemi bunu âdetâ "Türk harfleri" olarak kabûl etmişti. Lâdînî (latin) harflerin, bizim dînimizle ve dilimizle uzaktan veya yakından hiç bir alâkasının olmadığı pek âşikârdır..!Vesselâm...
  • Alaettin Emre Yapar Alaettin Emre Yapar 26 gün önce
    Tespit, teferruatları, misaller, fikir... Mükellef bir yazı daha. Emeğinize sağlık.
  • AbdullahAbdullah26 gün önce
    Arabın köpeği değilim ki arabın alfabesini kullanayım. araplar türkçe alfabe kullansın.
  • hasan...hasan...26 gün önce
    Lâdînî harflerle okuyup yazabilen bir kişi dînî harflerle (İslâm Yazısı/ Osmânlı Türkçesi) okumayı 5-10 dersde öğrenebilir..! Sa' yü gayretine göre 50- 100 dersde deKur'ân ı Kerîm harfleriyle yazmayı alelâde bir seviyede öğrenebilir..!Vesselâm...
  • rüzgarrüzgar26 gün önce
    trabzonspor, tarihini Osmanlıca okuyup anlayamayacaksın (Osmanlıcayı 4 yılda öğrenememişsin), sonrada tarihçi olmaya kalkacaksın? Sen İngilizce de bilmezsin (hem kaç yılda öğrenirsin) ki İngiliz tarihçisi olasın. Sümerce desen nerde gezer! Hiyeroglif bilir misin ki Mısır tarihini anlayasın? Mayaların kullandığı dili de bilmezsin! Neyi bilip ne tarihçi olacaksın? Diploma: Boş kafayla kağıt parçası. Hayırlı olsun!
  • Ne yapalım Osmanlıca mı konuşalım.Ne yapalım Osmanlıca mı konuşalım.26 gün önce
    Ne istiyorsunuz, ne düşünüyorsunuz bir anlatsanız bilsek. Bu vatana açık açık ihanet ederken süslü kelimeler ile gizliyorsunuz. Ne yapsaydık, Ruslar mı karar verseydi dilimize, yoksa İngiliz dilini mi konussaydik. Nedir derdiniz sizin. Hainlik etmeyin hainlik. Tarih unutmaz..
  • misafir-34misafir-3426 gün önce
    yazıya itiraz edenlere bir cevap olsun. Deden (büyük dedelerin) konuştuğu zaman nineni (büyük ninelerini), ninen konuştuğu zaman dedeni anlamıyor muydu? Şurası bir gerçek ki dedenin ve ninenin konuştuğunu sen, senin konuştuğun salakça Türkçe okunuşlu İngilizce, Fransızca kelimeleri (informasyon, okay, süper vs) ise deden ve ninen anlamıyordur.
  • MeskenMesken26 gün önce
    Kamalist kafa bilmiyor ki Gençliğe hitabe Osmanlı Türkçe ile. İsmet İnönü'nün hatıratına dahi bakmayan kör gözler. Japon, Çin, Rus, bir çok millet 1000'lerce senelik yazılarını kullanıyor,sizin saçmalıklarınıza mı inanacağız yoksa itirafa mı.Bir aşrı şerif okunsa tanıdığımız kelimelerle ruhumuzda bir tefekkür ve tahassüs uyanır.
  • ZaferZafer26 gün önce
    Bu güzel yazı için teşekkürler. Ecdadını, Yunusu, Akifi anlamamayı marifet sanan dünyada malesef başka bir millet var mıdır acaba? Neyse söz tes'irsizse sükuttan başka çare yoktur.
  • Rum yaftası yiyen TrabzonluRum yaftası yiyen Trabzonlu26 gün önce
    Dil devrimi sizin gibi cahiller insanları kolay kolay kandıramasın diye yapıldı ve ne mutlu ki Türkçemiz oldukça anlaşılır. Ben İran'a gittiğimde oradaki Türk topluluğu ile gayet rahat konuştum. Keza Azerbaycan'da da öyle. Sizin üzüntünüz insanların okur yazar olması ve eğitim seviyesi arttıkça sizin gibi din tüccarlarının etkisini yitirmesi. Hadi...
  • Memiş AdıgüzelMemiş Adıgüzel26 gün önce
    Böyle bir yazıyı ancak kendi dilini bilmeyen bir zavallı yazabilir. Türk Dil Kurumu'ndan önce bu ülkede okuryazarlık oranı neydi? Dil devriminden sonra ne oldu. Ama siz insanların okumasını yazmasını, öğrenmesini istemezsiniz ki. Eğer bilirlerse sizin gibi zavallılara pirim vermez. Size söylenebilecek in doğru söz "haydi oradan Allahın cahili" olabilir.
  • AbdullahAbdullah26 gün önce
    Arapça mı konuşsun Türkler? Elbette Türkçe olacak dil de alfabe de. Arapça sevenler yallah Arabistan'a.
  • ceyhun bartuceyhun bartu27 gün önce
    Eski Türkçeyi, üç fakülte tahsil etmiş biri olarak öğrenmeye çalışıyorum lakin iki yılda bir şeyler okumayı ancak başarabildim. O da her yazıyı değil tabii ki...Yahu Abdülhamit Han dahi eski Türkçeyi ilerleme ve tahsil açısından çok yetersiz ve çok karmaşık buluyor, LATİN ALFABESİNE geçiş için araştırmalar yaptırıyordu. Sultan Abdülaziz döneminde de benzeri çalışmalar yapılmıştı. Kısacası saray dahi bu dili yetersiz ve öğrenilmesi çok zor bir dil olarak görüyordu.O dönemin okur-yazar sayısı sanırım bilgileriniz dahilindedir. Dil değişimini Sultan Abdülhamit de yapabilirdi. Yapacaktı da..Ancak beklenmedik gelişmeler buna engel oldu..O zaman da böyle bir yazı kaleme alacak mıydınız? Maalesef bağcıyı dövmekle yaşamını sürdüren bir kesim var bu ülkede..Yüz yıl sonra bile, sonuçsuz kalacağı bilinen böyle bir konuyu gündeme getirmenin milletime ne yararı olacak, onu bir türlü çözemedim.
  • Umut AkyolUmut Akyol27 gün önce
    Şimdi konuştuğumuz Türkçe'yle Anadolu'ya gidersen gayet rahat anlaşabilir, konuşabilirsin. Sizin gibi Arap ve Fars hayranlarının olduğu yerlere gidersen o zaman anlaşılmazsın. Halk o zaman da bahsettiği yazar ve şairleri anlamıyordu. Öte yandan sizin gibi dönemin eğitimlileri okullarda Arapça, Farsça karışık Osmanlıca eğitimi alıyordu. Bu yüzden de anlayabiliyordu.Anlamakla kalmayıp anlamayan halkı bilgisizlikle, aptallıkla suçluyordu.Halk anlamadığı için de sizin gibileri adamdan sayıyordu. Şimdi okumaya niyetli halktan sıradan birisi istediği bilgiye ulaşabiliyor, bunu anlayabiliyor.
  • AngaralıabiAngaralıabi27 gün önce
    Yine çok güzel tesbitler yapmışsınız...Tebrikler, teşekkürler...
  • trabzonsportrabzonspor27 gün önce
    biz çok memnunuz Türkçeden siz memnun değilseniz.kurtuluş savaşı yapar kazanır bir ülke kurar ve orada istediğiniz arapçayı farsçayı karıştırıp dil diye yutturursunuz milletinize.ben tarih 4. sınıf öğrencisiyim.şunu söyleyebilirimki bilgi sahibi olmadan yazı yazıyorsunuz akit gazetesinde.editörünüz bu sıyırmalarınıza nasıl müsaade ediyor anlamadım.artık dini tasallutta bulunmayın bu millete içinizdeki arabiyatı ve fars severliği eski türkçe diye aşı yapmaya uğraşmayın sökmez.ben 4 senede osmanlıcayı zor söktümhalada konuşamam millete osmanlıca dayatacaksınız.

Günün Özeti