Dilde Seçim Yenilensin

10 Haziran 2019 Pazartesi

Âşikâr düşman, gizli dosttan yeğdir.” demiş atalar.
O hâlde tehdîdin, tehlikenin, hastalığın, nefretin “âşikâr = açık” olanı da “gizli” olanından “yeğ” demektir.
Bunun mefhûm-ı muhâlifi şudur:
Düşmanlık, savaş ve tehdit, ne denli gizli yapılırsa; tehlike, hastalık ve nefret ne kadar sinsi olursa o ölçüde tehlikeli ve zararlı olur...
***
Öz Türkçe” diye biçilip dikilen elbise de bol janjanlıydı.
Bu kıyâfetin gizli markası aslında “Öro-Türkçe”ydi fakat onu piyasaya böyle çıkarmak olmazdı.
Ne olur ne olmazdı, muhtemelen îtirazlar ve isyan sesleri ayyuka çıkardı.
DİT (Devlet İkaameli Türkçe) eğer “Öz Türkçe” foyasıyla kalafatlanırsa göz boyardı ve böylece iş kotarılırdı.  
(Diğer “meşum” değişiklikleri de “mâsum” sebeplere dayandırdılar.)
***
Demem o ki Türkçenin bu “Öz Türkçe/Öro-Türkçe” devresini millet seçmedi.
Bu hakîkati yıllardır anlatmaya çalışıyorum.
Bu seçim, millî irâdenin değil, devletin karârıydı.
Ne cumhûriyetle alâkası vardı ne demokrasiyle...
Dilde karar ve söz milletin değil, devletindi...
Yâni halkın “seçme hakkı”  yoktu.
Çünkü millet kendi lehine karar verecek kadar reşit değildi, bu işlerden anlamazdı(!).
Türkçede Vesâyet Devri” başladı...
***
Devlet eliyle değiştirilen Türkçeye TDK tarafından ve resmî metinlerde “Öz Türkçe” dendi.
Fakat bu “Öz Türkçeismiyle onun “müsemmâ”sı birbirine uymadı.
Bu yüzden farklı adlar da kullanıldı: TDK Lehçesi,  Uydurukça, Uydurca, Düzme Devlet Dili, Resmî Argo, Devlet Argosu, Kurbağaca, Çitakça vb...
TDK
ve resmî ideoloji bu isimlerden hiçbirini kabûle yanaşmadı.
“Başkasının sözünden ziyâde kendi gözüne inan.” diyor, atalarımız.
Ortada “kör kör parmağım gözüne” denecek kadar bâriz bir gerçek duruyor; ama göz yumuluyor.
HÖT (Hımhım Öz Türkçe)-ZÖT (Zoraki Öz Türkçe) isimlerini hak eden ucûbe bir dil seçildi.
Millet nâmına(!) seçilen fakat aslında “millete rağmen” seçilen bir Türkçe(!)...
***
Bu kaanunsuz ve uygunsuz seçimin âdil olduğu iddiâ edildi.
Gûyâ sâdece bâzı dîvan şâirlerinin ağır ve çetrefil terkiplerini attılar.
Sözde, yalnızca resmî metinlerin anlaşılmaz dili değiştirildi.
Halkın diline yerleşmiş kelimelere sanki hiç dokunmadılar...  
Hâlbuki Yunus’un, Karacaoğlan’ın, Pir Sultan Abdal’ın, Dadaloğlu’nun, Emrah’ın, Seyrânî’nin seçip severek şiirlerinde kullandıkları kelimeler bile “Arapça, Farsça, Osmanlıca, yabancı kelime” olarak yaftalanıp yallah edildi.
Atasözlerinde geçen ve en câhil vatandaşların bile anlayıp kullandığı sözleri de unutturdular.  
Bin yıllık kelimeler ayrılıp seçildi, onlara kefen biçildi.
Söylenenler ve yapılanlar birbirini tutmadı...
***
Yön olarak batı seçilmişti.
Türkçe için mecbûrî istikaamet Avrupa’ydı.
Arapça-Farsça asıllı diye binlerce kelimeyi “yabancı” îlân edenler, yüzlerini Avrupa’ya döndüler ve Yunanca-Latince-Fransızca yüzlerce kelimeyi “Türkçe” diye seçtiler.
Kelimeler arasında ayrı seçi yaptılar. 
TDK tarafından çıkarılan “Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu” başta olmak üzere onlarca lügat, Avrupa’dan buyur edilen binlerce kelimeye kucak açtı.
Bu sözler Yunanca-Latince-Fransızca olmasına rağmen ve resmen “Türkçe” diye kabûl edildi...
***
TDK’nın 1942’de bastırdığı Felsefe ve Gramer Terimleriadlı kitabında “Osmanlıca” dediği kelimelere karşı “Türkçe” diye benimseyip kabûl ettiği “karşılık”lardan örnekler:
“akademya, atom, dinamik, diyalel, ektoplasmi, entelekya, entimem, epikerem, eros, eskatologya, fantasmagorya, fetiş, fizik, fobya, genetik, hilozoizm, hipnoz, hipnotizm, hipostaz, humanizm, idée-force, idea, idealizm, ispiritizm, isteri, ıstoa, kanon, kartel, katarsis, kinizm, kronaksi, libido, likeon, manya, mekanik, mekanizm, monat, numen, paranoya, pedotekni, piyetizm, politeknik, positif, psikanaliz, psikoz, ritim, sinkretizm, test, troplar, trust, utopya...”
İşte böyle Yunanca-Latince-Fransızca kelimeler için TDK şu notu düşmüş:  
“Uluslararası olduğundan Türkçede karşılanmasına gereklik görülmiyen terim.”
***
1941’de bastırdığı “Türkçe Terimler Kılavuzu ve 1963 yılında hazırladığı “Ortaöğretim Terimleri Kılavuzu ele alındığında da TDK’nın bu Yunanca-Latince-Fransızca kelimelere ne kadar hürmetkâr ve dâvetkâr davrandığı açık seçik bellidir.
Ortaöğretim Terimleri Kılavuzu”nun yalnızca birkaç sayfasından derlediğim şu kelimelere bakın şimdi:
pitüvitrin, plajiyoklaz, planarya, plançete, planimetre, plankton, planula, plasenta, plast, plastik, plastit, plastron, platerina, platform, platika, platin, platinat, plazma, plasmolisation, plizmodyum, pleistosen, plerom, plimut, pliosen, pluto, phttonyum, pnömokok, podometre, podsol, polarimetre, polder, polialkol, polialkol asit esteri, polihibrid,polimer, polimeri, polioller, polip, poliployid, polisakkaritler, polisomi, polispermi, polistirol, politrik, polivinilalkol, polivinilasetat, polivinileter, polivinilklorür, pollux, polonyum, polye, pompa, poncelet dinamometresi, poploid, porfir, porfirit, porselen, postulat, potansiyel, pozitif, pozitron, prekambriyum, prensip, prespit, presesyon, prim, primer bütilalkol, priz, prizma, problem, produktus, profaz, profil, propan, protaktinyum, protanefridium, proteid, protein, proteinaz, protojin, protokok, propilalkol, propilen, propiyonat, prasiyon, proton, protonema, protoplast, protoplazma, ptiyalin...”
Evet, hâlis muhlis Avrupalı -belki- binlerce kelime...
Ama TDK bunları “Türkçe” olarak görmüş, devletimiz de ders kitaplarına bu sözleri alıp gençlerimize öğretmiştir...
Öro-Türkçe” ismini rastgele koymadık ki...
***
“Devletin böyle bir seçim yapmaya elbette hakkı var.” diyenler çıkacak, biliyorum.
Tamam, öyle olsun.
O hâlde benim de bir teklifim var:
1930 ve 1940’larda yapılan ve millet irâdesine ipotek koyan dil seçimi yenilenmelidir.
Nasıl mı?
Çok basit:
Türkçenin yazı dilinde mevcûd olan fakat 1932 yılından îtibâren TDK eliyle ve devlet gücüyle resmî metinlerin dilinden kaldırılıp unutturulan, yeni nesillere öğretilmeyen bütün kelimeler yeniden yerlerine konmalıdır.
En az seksen yıl böyle devâm etmelidir.
“Peki, sonra millet hangi kelimeleri kullanacak, o zaman?”
Gaayet kolay:
Hangilerini isterse...
Çünkü seçim milletin...

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • AHMETAHMET4 ay önce
    Yakup Hocam, dil devrimcilerinin tutarsızlıklarını pek güzel ortaya koymuşsunuz. Elinize dilinize sağlık. Devam...
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer4 ay önce
    Kaleminize..sağlık..Hocam.
  • KamalKamal4 ay önce
    Adam 20 yıl önce Satürnün uydusuna roket indirsin. Siz hala 80 sene geriye gidelim diye öneride bulunun. İnatla bir ileri, iki geri. Memleketin okumuşu buysa, yatıp kalkıp dua edelim ağlanacak halimize.
  • TAKİTAKİ4 ay önce
    OSMANLICA ÇOK AŞIRI ZENGİN BİR DİL TÜRKİYEYİ GERİ GÖTÜRÜR BAKIN ARAPLARIN İKİNCİ DİLİ VAR İNGİLİZCE VE FRANSIZCA TÜRKİYENİN İKİNCİ DİLİ NEDEN İNGİLİZCE OLMASIN HİNDİSTAN İNGİLİZCE ÇİN İN İKİNCİ DİLİ İNGİLİZCE JAPONYA İKİNCİ DİL İNGİLİZCE BİRÇOK DEVLET İKİNCİ DİLİMİZ İNGİLİZCE OLSAYDI OSMANLICA ZOR VE ARAP ALFABESİ AŞIRI ZENGİN OSMANLININ CAHİLİ KALMASI DİLDE SADELEŞTERME YAPAMAMASI VE DİLİNİN ZORLUĞUDUR.
  • ZeynepZeynep4 ay önce
    Allah razı olsun. Osmanlıca cihan şümul bir dildi. Bütün islam devletlerinin vatandasları birbirini iyi kotü anlıyabiliyordu. Yani bizim azeri kardeslerimizin konusmasini anladığımız gibi. Bu Allah düşmanları islamlıkları birbirinden ayırmak için önce birbirini anlamaz hale getirdiler sonra arap düşmanlığı yaptılar. Ben çocukken hatırlıyorum Rasulullah böyle bir söz söylemediği halde ben arabim arap benden değil dedi diyerek hem iftira hemde gözden düşürme çalışmaları yapmışlardır. Ve Türk milliyetçisi gözukerek yaptıkları bu ihanetlerin peşinden alçaklar ve ahmaklar hala gitmektedirler. Başta Arapça olmak üzere Osmanlıcayı öğrenmenin bir cihad olduğuna inananlardanim. Alçaklara yapacak birşey yok inşallah Rabbim ahmaklara artık doğruları görecek bir göz ve feraset nasip etsin. Hem müslümanım deyip hemde islamı ortadan kaldırmak icin mücadele edenlerin peşinden gitmek Allah muhafaza ayagımızı kaydırır. Allaha isyan edende hayır yoktur. Allah hepimize hidayet etsin.
  • AbdullahAbdullah4 ay önce
    Türklerin dili de alfabesi de Göktürkçe'dir. ..
  • zaferzafer4 ay önce
    yazı için teşekkürler hocam. 16 yıl maarif sisteminde okuyup da kendi istiklal marşını anlamayan dünyada ikinci bir millet var mıdır acaba? medeniyetini anlamayanlar büyük medeniyetler kuramaz. 600 kelime ile düşünen, konuşan bir nesle 1000 yıllık medeniyetimizi nasıl anlatacağız acaba?
  • İzmirliİzmirli4 ay önce
    Üstad müthiş önemli bir mevzuyu çok ince ve ustalıkla işlemişsiniz..Tebrikler..Teklifiniz de isabetli,seçimden sonra Beştepeye tekrar tekrar hatırlatmak lâzım..selâmlar

Günün Özeti