Papağan Ezberi Öz Türkçecilik

01 Temmuz 2019 Pazartesi

Türk Diline Kumpas (TDK) hareketine tezâhürat tutan tutana...

Çoğu da “papağan ezberleri”yle...

Bu tribünlerde -maalesef- ilim, fikir, kültür, sanat ve edebiyat dünyâsının anlı şanlı nice sîmâları da yer tutmuşlar.

Prof. Dr. Sâmi Selçuk da onlardan biri...

İlmine irfânına ve şahsına hürmetimiz var.

Türkiye’nin meşhur ve büyük hukukçularından...

Bu zât, aynı zamanda, kendi çapında bir “Öz Türkçe(!)” tarafdârı...

Tercih kendisinin...

Önce Dil” ismiyle yazdığı kitapta “Dil Darbesi”ne medhiyeler düzüyor.

Fikirlerini ifâde etme hakkına ve hürriyetine de elbette saygımız var.

***  

Bu ak saçlı muhterem “Önce Dil” kitabında ileri sürdüğü fikirleri şimdi bir internet sitesinde yazıyor.

Ne yazık ki onun “fikir” diye tekrarladığı sözler “papağan ezberleri”nden öteye geçmiyor pek.

Meselâ, diyor ki:

“Türkçeyi varsıllaştırmak herkesi görevidir. Bir Türk çocuğuna istikra, talil derseniz, hemen sözlüğe bakmak gereğini duyar. Ancak tümevarım, tümdengelim derseniz, Türk insanının kafasında hemen şimşekler çakar. O anda ezber bitmiş, düşünme başlamıştı, insanımız.”

(Bu cümleleri aynen aldım. Gördüğünüz ifâde hatâları Selçuk’undur.)

Bu mantık, ilk bakışta parlak...

Fakat aslında çaylak...

***

Bu mantık niye çaylak, onu îzâh edeyim:

Türkçenin zenginleşmesi (TDK lehçesiyle: varsıllaşması) Selçuk’un dediği yollarla olmaz.    

Türkçeye mâl olmuş sözleri atıp yerlerine “Öz Türkçe(!)” kelimeler îmâl ve ikaame ederek zenginlik kazandırılır mı?

Evet...” diyorsa kendisi “Önce Dil” kitabının “Önsöz”ünde kullandığı şu “yabancı(!)” kelimeler yerine “Öz Türkçe(!)” sözler kullansın ve “Türkçenin zenginleşmesi(!)” yolunda hizmet etsin:
“her, kültür, târih, insan, anahtar, hiç, kafa, zaman, izin, zengin, sınır, nokta, sade, acabâ, henüz, hattâ, sokak, cadde, unvan, hukuk, sakat, dükkân, sanat, şiir...”

(Şimdi gel de sorma: Bu ne perhiz ne lâhana turşusu!)

***

Ha, “Yâhu, bunların Öz Türkçeleri var mı ki?” demiyordur, inşallah!

Yoksa “Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu”nu hiç karıştırmadı mı?

(Öyleyse sapla samanı karıştırır.)

Acabâ TDK kitaplarını taramadı mı?  

Öz Türkçe(!)” sözleri aramadı mı?

(Öyleyse boşuna arayıp tarar.)

Eğer bunları yapmadan “Dil Darbesi” sevdâsına ve “Öz Türkçe” dalgasına kapıldıysa bu yaştan (82) sonra kurtulması zor...

***

Neyse, onu da hoş görmek ve kendisine kısmen hak vermek lâzım.

Çünkü -ne idüğü belirsiz olan- şu “Öz Türkçe(!)” ile konuşan ve yazan bir âdemoğlu var mı ki bu âlemde?

Öz Türkçe(!)” îmâlât ve ikaameciliğinde “Tek Kişilik Dev Kadro” unvânını hak eden ve nerdeyse TDK kadar gayret göstermiş olan Nurullah Ataç’ın dahi ulaşamadığı bu mertebeye Sâmi Selçuk nasıl çıksın?

Hakkını yemeyelim: Sâmi Selçuk’un konuşma dili ve Türkçe telâffuzu, bir başka hukukçu ve “Öz Türkçeci” olan Yektâ Güngör Özden’inkine fark atar.

Fakat “Dil Darbesi” sevdâsında ve “Öz Türkçe” dalgasında hangisinin daha derinlerde olduğunu bilmem...

***

Bu arada bir bilmece sorayım da hem dinlenin hem eğlenin:

Türkiye’de 80 yıldır türküsünden şaşılmayan, fakat ne idüğü tam olarak anlaşılmayan, Kafdağı’nın arkasında dahi konuşulmayan, bugüne kadar kendisine ulaşılmayan; yine de bir şekilde gören ve duyanların insâniyet ve lisâniyat aşkına haber vermesi hâlâ beklenen masal güzelinin ismi nedir?

***

Geçmişte kullanılan ve karşıladıkları mefhumların ilk adları olan “istikrâ, tâlil” gibi kelimeler -devlet karârıyla- bütün resmî metinlerden, ders kitaplarından falan kaldırılmasaydı onları herkes bilecekti.

Nitekim “istikrâ, tâlil” kelimeleri gibi Arapça asıllı ve onlarla aynı vezinde olan “istikrar, tâtil” kelimelerini anlamak için lügate bakan var mı?

Ayrıca, “Lügate bakılmadan anlaşılmıyor.” diye haydi şu “istikrâ, tâlil” kelimelerini “yabancı” sayalım.

E, bu mantıkla gidersek “lügate bakılmadan anlaşılan” bütün kelimeleri “yerli” saymamız îcâb eder.  

O hâlde bâzı kelimeler hakkında “Lügate bakmadan anlamıyorum.” diyen kişinin bu sözü, o kelimelerin “kusurlu” veyâ “yabancı” olduğunu değil, kişinin kendi cehâletini gösterir.

Dil mantığında gösterdiği bu çaylaklık, 82’lik Sâmi Selçuk’a hiç yakışmıyor.

Ya çaylak olmadığı hâlde öyle davranıyor yâhut gerçekten çaylak...

İki ihtimal de birbirinden berbat...

***

Türkiye’nin en değerli hukukçularından ve şüphesiz en muhterem insanlarından biri olan Sâmi Selçuk Beyefendi’ye -haddim değil fakat- bir tavsiyede bulunacağım.

Ord. Prof. Ali Fuat Başgil’in “Türkçe Meselesi” adındaki kitabını satır satır okusun ve üstünde bol bol düşünsün.

Ülkemizin yetiştirdiği en büyük hukukçulardan, mümtaz ilim ve fikir adamlarından olan Başgil, Türkçeyi ideolojik ve politik kararlardan korumak için çok uğraşmıştır.

1940’lı yıllarda İsmet İnönü başta olmak üzere birçok resmî zevâtın dile müdâhale etmelerine karşı çıkmıştır.

Hem de büyük bir cesâretle...

***

Türkçe Meselesi” adını taşıyan bu müthiş kitaptan seçtiğim şu sözler Sâmi Selçuk Beyefendi’ye armağan olsun:

Türkçemizi, içinden çıkılmaz bir anarşiye düşürmekle netîcelenen lüzumsuz zorlamaların sebebi ve mânâsı bir türlü anlaşılmamıştır. Meseleyi konuşmak üzere kongre ve komisyon toplanmamış değil, fakat bu toplantılarda mevzû ve esas dâimâ karanlık bir esrar perdesiyle örtülü kalmış; ne yapmak, niçin yapmak istenildiği mutaassıb bir titizlikle dâimâ gizlenmiştir...”

***

“Niçin kaanun kuvvetiyle, ana baba dilimizi terk etmeye zorlanıyoruz? Bunun sebebi, lüzûmu ve faydası nedir, ne olabilir?”

***

“Eğer karaya kara, beyaza beyaz demekle bir suç işlemiş olmazsak, aşikâr ki ‘aritmetik’ değil ‘hesab’ kelimesi Türkçedir; ‘yargıç’ değil, ‘hâkim’ kelimesi halkçadır...”

***

“Rûhiyatçı ruh, târihçi târih îcâd eder mi? Hayret ediyorum ki, yirminci asrın ortasında bizler, daha Aristo zamânında halledilmiş basit bilgi meselelerini cevaplandırmak zorunda kalıyoruz. Hayır, dostlarım! Hesapçı adet, hendeseci şekil îcâd etmediği gibi, dilci de dil îcâd etmez. Sâdece, konuşulan ve muayyen bir millet insanlarının birbiriyle anlaşmasına vâsıta olan dilin kelime tasarruflarına, fonetik esaslarına ve cümle teşkîline dâir, esâsen dilin kendi bünyesinde mevcûd olan kaanunları meydana çıkarır; bunları formülleştirir ve birer kaaide hâlinde tesbît eder. Dile kelime sokmak, dilden kelime söküp çıkarmak dilcinin ve dilcilerden mürekkeb bir heyetin, hattâ daha ileriye gideceğim, bir dil akademisinin işi değildir...”

***

“Zîrâ bir memleketin dili, o memleket târihinin ve psiko-sosyolojik varlığının mahsûlü ve asırlar içinde nesillerin birbirine devredip emânet ettiği bir ocak mîrâsı ve bir ecdad mülküdür. Bunda kimsenin, hükûmet adamı sıfat ve otoritesiyle, tasarrufa hakkı yoktur...”

***

Düşünceler tribün tezâhüratları arasında kaynayıp gitmese!

Şu “papağan ezberleri”ne kimse rağbet etmese!

Ah, fikirleri sloganlar körletmese!  

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • sema emine aydınellisema emine aydınelli1 ay önce
    Sayın yazar, "tümdengelim" ve "tümevarım"Mantık dersinde gördüğümüz sözcükler, çok da yerinde kullanılıyorlar. TDK nındilimizde kullanımasunduğu pek çok kelime tutundu. Arapça ve Farsçakelimelerin bazıları hala kullanılıyor, bazıları atıldı.Dil gayet güzel şekillendi.Yanlış, o eski, ağdalı kelimelerin zaman içinde atılması değil,yabancı kelimelerin yerli yersiz,yalan yanlış kullanılması...Dilimizde 5000 Fransızca kelime var, bayıla bayıla kullanıyoruz,hem de Osmanlı dan beri...Teknolojideyimlerinimecburen kullanıyoruz,öyle de çoklar ki...Bu arada, örneğin, "Televizyon izliyorum" yerine"Televizyon temaşa ediyorum" desek daha mı güzel Türkçe konuşuyor olacağız.Özendirdiğiniz o Arapça ve Farsça kelimeler o kadar yanlış, uzatmalara riayet etmeden kullanılıyor ki, içler acısı...
  • AHMETAHMET1 ay önce
    Yakup Hocam, tebrik ederim. Zevkle ve istifade ile okudum. Eline diline sağlık.
  • TürkçeciTürkçeci1 ay önce
    Sayın yazar, “istikrâ, tâlil” kelimeleri yerine "tümevarım" ve "tümdengelim" demek acaba Türkçeye nasıl bir zarar vermiş olabilir? Arapça, Farsça, İngilizce vb. dillerden geçen kelimeler için Türkçenin kurallarına göre Türkçe sözcükler türetmek, Türkçeye ve Türk çocuklarına ACABA nasıl bir zarar veriyor? Merak ettim. Lütfen açıklayınız.
  • Muhammet Muhammet 1 ay önce
    Bilmecenin Cevabı Nedir Acaba?? :)
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Hocam..kaleminize...sağlık.
  • zaferzafer1 ay önce
    teşekkürler hocam. ingilizler bile lugatlerine millet kelimesini alırken biz hala atıyoruz. adamların lugatinde 200.000 kelime var. heyhat, dünyada atalarını anlamamakla iftihar eden başka bir millet varmıdır? neyse sözün tesiri yoksa sükut edelim.şimdi biri çıkar yazdıklarınız anlaşılmıyor der. ya İstiklal Marşı yazıldığında zamanın en avam lisanı, yani basit. şimdi 16 sene okuyup da istiklalmarşını tam anlayan kaç kişi var.iftihar edin öztürkçeciler! bu eser sizin . istiklal marşını anlamayan nesiller meydana getirdiniz. muhterem hocam! hakkın hatırı alidir. hiçbir hatıra feda edilmez. siz yazmaya devam edin. beyinleri, ruhları sömürge haline gelenler sizi idrak edemezler. özür, anlayamaz diyecekdim.
  • REİSREİS1 ay önce
    Sayın hocam:Atalarının dilinden mahrum edilmiş milletiz .EDEN "ESFELİSAFİLİN " o gün kendi çalmış kendi oynamış bugünde onların ARTIK"ları PROF'lar ESKİ TC zamanında ÇALDIK"ları MAKAM"ların ESKİ"de kalan AZ"bir HAVA'sıyla kendi DİN"daşları dinlesin diye kendileri ÇALIP kendileri OYNUYOR"lar bırakın BOK'larında DEBELENSİN"ler ölenleri ve kalanları bu milete yaptıkları kötülük için CEHENNEM"de toplanacaklar.
  • YanıtYanıt1 ay önce
    Tümevarım, tümdengelim'den başlasak ne olur Türkçeleşmeye? Neden zorunuza gitti ki bu durum?
  • MEVLÜTMEVLÜT1 ay önce
    Tarih tekerrürden ibarettir derler. derler de hiç ibret alınsaydı tekrar edermiydi acaba. Ancak ibret almak için tarihini iyi okumak lazımdır. Yine Ancak, bugünkü nesil 50 yıl önce yazılan bir edebi eseri anlamakta zorlanıyor nedendir acaba. Dilimizi yok ederek tarihle bağımızı koparanlara ithaf olunur. Tabii benim burada yazdıklarımı anlamak içinde yanlarına bir sözlük almaları gerekir. Dipnot: İngilizler 500 yıllık tarihlerini okuyunca bir çırpıda anlıyorlar buna ne dersiniz.
  • Berker BalakhanlıBerker Balakhanlı1 ay önce
    Yakup beyİslamcılar nasıl konuşup yazıyorlar? Gazetenizde neredeyse Türkçe yazı yazmayı bilen yok.Nuri Pakdil hangi dili nasıl konuşuyor yahut yazıyor? Önce kendinize çeki düzen verin, daha iyi olur. TDK nın tasarruflarını devlete hakim kılan devlet değil mi? Devlet kimin elinde?Hece dergisinin dilTDK'ya rahmet okutmuyor mu? Yanlış yerden doğru konuşmanın anlamı var, çeneniz yorulur.Umut Akyol gibi, Meleknur gibi cahil okuyucularınıza bile laf anlatamazsınız.
  • IDRIS ESENIDRIS ESEN1 ay önce
    Çok çok güzel şeylerden bahsetmişsiniz. Amma, caahil-i anuuda, yani, körkütük mu'terize, ilimle mukabele etmek, ilme ihanettir, demiş büyüklerimiz. Gene de sabrınıza hayranım. Selam ve muhabbetler.
  • AybarsAybars1 ay önce
    SelamunaleykumYazınızın ortasından başlıyorum yoruma.Hocam hesab kelimesi Türkçe değil Arabca diye biliyorum.Hz Oranının duasını içeren ayette *...........yükümü el hisab* der.Yani hesab gününde.Tuŕķcesi sayı bilmi,sayaç,sayman,.......olabilir.Arabçada yanılmıyorsam fiillerin başına mü/ mu eki gelince ci/cıanlamı katıyor.Haseb(hesap hasibhsb) kelimesinin başına mu koyarsak münasib olur.Buda hesapçı demektir.Birde Türkçe "cı" ekliyoruz hesabcıcı oluyor.Cahilinden aydınınız hiç münasib diyen duymadım. Dilimizdeki Arapça kelimeleren ne kadar yakınan rahatsız olan varsa,bir o kadarda batı kökenli kelime var.Ayrica ne söylediğini bilmediği batılı rockçu repçi popçularin şarkılarını ritim tutarak söylüyorlar.Anliyorlar mı?Ayrıca TDK sözlugunde onca terim, kelime var(proton spor vbvb) bunlarda Türkçe değil.Diğer bir konu ,80 yıldırari Türkçe yi savunanlar,art niyetli olabilir .Fakat ben o niyette değilim.Turklugu de Türkçeyi de savunabilirim.Insan en azından namaz sürelerinde ne dediğini bilmeli.Kurani da alfabesinide mealinide bilmeli,diye kabul ederim.Insanin kendi dilini savunmasındaki normal olmayan nedir?Tekrar derim bunu savunanlar art niyetli olabilir,Islam aleyhtarı olabilir,uzun vadeli bir amaç peşinde olabilir,körükörüne bir tutku arayış olabilir ama şahsen o durumda değilim.Benimde sık sık sözlüğe başvurduğum kelimeler var ecnebi veya Arapça kökenli.Makalalerde günlük yazılarda siyasilerin agzinda.Kendi ülkemizde bir hitabı anlamak için sözlüğe gidip durmalı.Yabanci ulkedemiyiz,yönetenler mı yabancı?(sekuler,demagoloji,kripto,manifesto,ve nice Arapca kelimeler...)Tabi harf devrimi olmayaydi bu zorlugu yaşamazdik Arapça açisindan ama...Ne kadar muminsem o kadarda Turk olduğumu,ne kadar Turksem okadarda mümin olduğumu kabul ederim.Japonya da G20 zirvesinde yanılmıyorsam,Japonlar Çin devlet başkanına protesto düzenliyorlar.Konu Türklere olan zulüm.(Altında derin siyasi nedenler olabilir,aralarındaki evvel ahir olan sürtüşmenin getirisi olabilir,sosyalist bir grup olabilir protestocular.....)Demek istediğim Irkları yaratan Allah,Türklük veya ruhu can çekişiyor.Hasima gösterdiğimiz ilgiyi kendi kahramanlarımıza şehitlerimize göstermiyoruz.Bu yabancı sevdasının kökeni ne?Bir köşe yazarı mümin kardeşimizde öyle diuordu; yurtdışından uzmanlar getirsek ,Hollanda dan Fransa dan,şu icraatı yapsak şeklinde fikir yürütüyordu.Elbet haklı payı vardır.Osmanli zamanında da modern ordular için yurtdışından uzman yatırmıştık.Biz yapamıyor muyuAskerligin mucidi biziz.Bir zamanlar aynı tavrı koyuyordum Sultan için de.Yalniz şunu bildim ki bunlar derin meseleler.Taktik belki.Demek istediğim Osm.Sultanlari içinde manevî makam sahibleri çoźulmeyen insanlardır.Devlet aklı desek yeterli yaklaşım olmaz.Bazan o insanlar kendini bile çözemez.... Konu uzayacak hocam,şahsi veya umum çok mesele var.Selametle....
  • MeleknurMeleknur1 ay önce
    Sayın yazar Dil Devrimi yapılmasaydı, köylü kasabalı kendi dilini konuşmaya devam etseydi, küçük bir elit grup kendilerinden başka kimsenin anlamadığı Arapça, Farsça kırması ne idüğü belirsizbir dili konuşup ülkeyi yönetseydi diyorsunuz. Olabilir kime ve neye hizmet ettiğinize bağlı tabi ama biz o Dil Devrimine çok şey borçluyuz ve onu gözümüz gibi koruyacağız. Bunu böyle bilesiniz.
  • MİAPLACİDUSMİAPLACİDUS1 ay önce
    Herkes bu ulkenin gelismesi icin calisirsa sorun kalmaz
  • Umut AkyolUmut Akyol1 ay önce
    Yazı üzücü, tümdenvarım ve tümevarım dururken o diğer anlaşılmaz sözcükleri savunmak tam anlamıyla yürek burkan bir şey.Yazının önemli kısmı yabancı sözcükler yüzünden anlaşılmıyor. Bu da ayri üzücü.Türkçe konuşan küçük bir çocuğa rutin ne demek diye sorun anlamaz, ama sıradan ne demek diye sorun bir mantık yürütür.İngilizce ne kadar yabancıysa bize Arapca da o kadar yabancıdır. Nokta.
  • AngaralıAngaralı1 ay önce
    Kaleminize,gayretinize sağlık...Alkışlanacak bir yazı olmuş hocam...Yazmaya devam...

Günün Özeti