--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Savunmadan arınmaya FETÖ

Av. Yaşar Baş
Av. Yaşar Baş

FETÖ davalarında geldiğimiz aşamalar ile daha önce katettiğimiz aşamalar arasında çok ciddi farklar var ve olmalı.

Türkiye’nin silahlı isyana ve Cumhurbaşkanına suikaste kalkışmış hainlere karşı kamu düzenini korumaya dönük adımlar atması gereken dönem ile bugün aynı değil.

Alçaklığın dip noktası darbe girişiminden önceki dönemi de bir tek blok olarak göremeyiz sonrasını da.

MİT krizinin öncesi ile sonrasını aynı görebilir miyiz? Veya 17-25 Aralık öncesi ile sonrasını. Darbe girişimi öncesinde de birçok kilometre taşı var. 

Bazıları onların saldırılarından, bazıları vatansever kamu görevlilerinin mücadelesinden oluşan kilometre taşları var.

2014 yılında MİT TIR’ları ihanet operasyonunu yapan hainlere Adana’da ilk operasyonun yapılması da, 2014 Temmuz ayında bu alçakların örgütsel yapısına yönelik ilk operasyon da birer kilometre taşıdır.

FETÖ’nün mali kaynaklarına kayyım atanması da bir kilometre taşıdır. 

Başka birçok kilometre taşı var. Yargıda Birlik Derneğinin kurulması da, sulh ceza hakimlerinin atanması da, 2014 HSYK seçimleri de kilometre taşıdır.

Her aşama ihanet örgütü ile mücadelenin dinamiklerini değiştirmiştir ki bu son derece normaldir.

Mücadele aşamalarının gerektirdiği şekilde stratejik planlarımızı revize edebilmeliyiz.

Darbe girişimi bu mücadelenin FETÖ saldırganlığı bakımından da milli direniş bakımından da en önemli kilometre taşıdır. Ancak 15 Temmuz sonrasını tek bir dönem olarak değerlendiremeyiz.

Darbe girişimimin ilk saatlerinde yani mücadelenin birinci aşamasında darbenin bastırılması ve devlet otoritesinin korunması dışında bir öncelik yoktu. Türk Milleti vatansever kamu görevlileri ile omuz omuza darbeyi yerle bir etti. Ertesi sabah devletimiz anayasal nizamıyla ve toplum hayatıyla hiçbir sarsılma geçirmeden ayaktaydı.

Bu mücadelenin 15 Temmuz sonrasındaki ikinci aşaması kamu düzenine yönelik tehlikelerin ortadan kaldırılması sürecidir.

Türkiye terör örgütlerinin kamu düzeni üzerinde tehlike oluşturma riskini ortadan kaldırmıştır. Bu gün ne FETÖ’nün ne PKK’nın ne de DAEŞ’in veya başka marjinal terör örgütlerinin Türkiye’nin kamu ve devlet düzenini sarsma kapasitesi kalmamıştır.

Hainlerin bastırılması ve saldırı kapasitelerinin yok edilmesi, hesaplaşma sürecini sona erdirmez. Hesaplaşma süreci hız kaybetmeden devam etmeli.

Başlangıçta Türkiye devleti ve milletiyle kendini savunma pozisyonundaydı.

Şimdi savunma pozisyonumuzu değiştirerek tümüyle hesaplaşma ve arınma pozisyonuna geçme zamanındayız.

Geçtiğimiz her aşama gibi bu aşamada da yöntemlerimizi ve önceliklerimizi revize etmemiz gerekiyor.

Darbe denemesinin ilk günlerinde olduğu gibi aceleci davranılmasına gerek yok. Çok daha sakin, çok daha dikkatli, çok daha derinlikli, çok daha titiz bir mücadele dönemine geçmemiz gerekiyor.

Artık ipler tümüyle devlet kuvvetlerinin elinde. Bu mücadeleyi kısa süreli, sloganik bir mücadele olarak değil çok uzun vadeli ve derinlikli bir mücadele olarak tasarlamak gerekiyor.

Aceleyle ve bir kaç slogan etrafında saplarla samanların birbirine karıştırıldığı bir mücadele ortamı FETÖ’ye zarardan daha çok yarar sağlar.

Bu alçakların bu aşamada sağlayabilecekleri tek taktik başarı ilgisiz veya zayıf ilgili insanların cezaevine girmesi olur.

İlk günlerde darbe tehlikesi ile mücadele için geliştirilen kriterlerin arkasına sığınan mücadele yöntemi bugünün ruhuna uygun bir mücadele yöntemi olamaz.

Etrafa bakıyorum. FETÖ tehdidinin devlet tarafından fark edildiği ilk andan itibaren ve hatta çok daha öncesinden FETÖ mücadelesine baş koymuş olanlar, herkesin bir duvarın arkasına sığındığı zamanlarda devletinin ve milletinin istikbal mücadelesi için yola çıkanlar zamanın ruhuna uygun davranma konusunda çok büyük bir duyarlılığa sahip.

En başından itibaren mücadelenin yükünü çekenler büyük bir olgunluk ve duyarlılıkla işin esasını sloganlara kurban etmiyor. Ama zor zamanlarda duvarların arkasına sığınanlar, şimdi kriterlerin arkasına sığınarak sloganlarla yeri göğü inletiyor. Nerdeyse bu mücadelenin gerçek kahramanlarına söyleyecek söz kalmıyor.

Bu mücadeleyi gerçek sahipleri olan pehlivanların elinden alıp cazgırların eline verilmesine sonuna kadar karşı çıkılmazsa iki yakamızın bir araya geleceğini sanmayın.

Bir arınma olacaksa öncelikle bu mücadeleye olan inancın korunması lazım.

İşin sonunda FETÖ’den cezalandırılanların FETÖ’cü olduğuna beraat edenlerin de FETÖ’cü olmadığına dair inanç olmazsa işler düzelmez.

Bunun için sloganlara değil adil bir sonuca ihtiyacımız var.

İşleri de doğru anlamamız lazım. Üç-beş kriter etrafında polislere yaptırılan listeler üzerinden yapılan operasyonlar ile ankesörden ardışık aramaların mantığını kurgusunu ve çalışma prensiplerini tespit edip örgütün mahrem yapısına yapılan operasyonlar aynı değerde değil.

Eğer bir arınma olacaksa böyle derinlikli bakış açılarına ihtiyacımız var.

 

Av. Yaşar Baş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle