Sadece kanunla hukuk devleti olunmaz

11 Ocak 2019 Cuma

Türkiye’nin adalet uygulamalarından kaynaklanan bir sorunun manşet olmadığı bir tek gün göremiyoruz. 

Manşetlerin oluşturduğu algıya bakarsan yanmışız yani.

Türkiye dışındaki birçok ülkenin yargı uygulamalarını yakından takip eden biri olarak şunu baştan söyliyeyim; 

Türk yargı sistemi gerek teknolojik entegrasyon, gerek iş yükü ve iş hızı arasındaki oran, gerekse de hukuki uyuşmazlıkların çözümünde adalet duygusunun tatmini bakımından dünyanın zirvesindedir.

Ne İngiltere ne Almanya ne Japonya ne de bir başka ülkenin yargı uygulamalarının performansı bizden daha gelişmiştir.

ABD hiç demeyin hele. ABD yargı sistemi dediğiniz şeyin nasıl bir tiyatro olduğunu yakın zamanda gördük yaşadık.

Türk yargı sistemini manşetlerdeki üç beş olaya bakarak anlamaya çalışmak büyük bir yanılgıdır.

Milyonlarca hukuki uyuşmazlığın çözüm kalitesini manşetlere taşınan üç beş olaydan yola çıkarak tanıyamazsınız. 

Türkiye’nin yargı uygulamalarında hatalar olmuyor mu? Elbette oluyor. Ama bir hata olduğunda hatayı ortadan kaldırmaya yeterli denetim mekanizmaları da var. Türkiye’nin yargı uygulamalarında gerek kanun yolu gerekse de disiplin açısından etkili denetim yolları var.

Sorunlar öyle ya da böyle çözülüyor. İsteğimiz daha kısa sürede çözülmesi. Öncelikle ifade edeyim ki, iş yükü ve iş hızı arasındaki ilişki açısından Türk yargı sistemi dünyanın iyileri arasında yer alır.

Hız bakımından performansı daha da geliştirmek mümkün mü? Elbette mümkün.

Hız konusunda adım atarken şunu da bilmek gerekiyor. Bazen sorunların kendi doğal akışının gerektirdiğinden daha hızlı çözülmesi de kendine göre yanlış uygulamalara neden olabilir. 

Önemli olan yargılamanın doğal mekanizmalarının işlemesidir.

Uygulamada karşılığı olacak kanun düzenlemeleri yapmakta fayda var. Önemli olan doğal akışı hızlandırmak. Doğal akışı hızlandırmak yerine asgari hız limitleri koymanın hiçbir faydası olmaz.

Doğal akışı belirleyen alışkanlıklar var. Esas sorun burada. Yargının alışkanlıkları yasal düzenlemelerden çok daha etkin rol oynuyor. 

Bu alışkanlıkları değiştirmeden hangi kanunu değiştirirseniz değiştirin sonuç hiçbir şekilde değişmiyor. 

Son yıllarda yargı hızının artırılmasına yönelik sürekli mevzuat arayışı var. Tümü son derece iyi niyetli çalışmalar. 

Ama birçoğu yargının alışkanlıkları içinde anlamını kaybediyor.

Gündemimizde sorun başlığı altında manşetlerden inmeyen konulara bakın ağırlığını mevzuat değil yargı alışkanlıkları oluşturur.

Örneğin kadına şiddet ve cinsel saldırı konularındaki temel şikayet konuları asla mevzuattan değil yargının alışkanlıklarından kaynaklanır.

Hız da böyle. 

Mevzuat çerçevesinin geliştirilmesi elbette iyi bir şey ama daha da önemli olanı yargının alışkanlıklarının değişmesidir.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Necdet BaytokNecdet Baytok6 gün önce
    Kanunu ya okumamışsınızveya anlamamışsınız. Sadece beyanın kafi olması veya ihtimal üzerine birilerini mağdur etmekdünyanın en zayıf hukuk sisteminde bile yoktur. Diğer hususları saymaya bu sütunyetmez. 6284 sayılı yasa Şiddete çözüm olmaz hatta artırır. Bunun delili kanun yürürlüğe girdikten sonraki durumdur. Eğer yazınızda samimi iseniz size teferruatlı izah ile hata ettiğiniziispat edebilirim.Bu yazı aileyi parçalayarak kadın ve erkeği karşı karşıya getirmek isteyen feministlerin ifadeleriyle hemen hemen aynıdır. Gazete bu yazıya nasıl müsaade etti ? Akitten beklemediğim bir şey. Çok şaşırdım.
  • AdemAdem11 gün önce
    "Dünya bizi kıskanıyor." dememişsiniz sadece. İsminizin önünde avukat kısaltması var. Ama geciken adaletin adalet olmadığını zulüm olduğunu görmezden gelerek bir hukuk adamına yakışmayan savunma içindesiniz. Adalet bakanı bile yargıya güvenin azaldığını itiraf ederken siz kraldan çok kralcısınız. Vebal altındasınız. Durmak yok yola devam!
  • azerazer11 gün önce
    Son Saray atamasıen güzel örnek.İsmi "Mariam"... İncil'de "Meryem" anlamında kullanılıyor. Üç kez evlenen Merve Kavakçı'nın ilk evliliğinden olan çocuğu… Kavakçı ailesinin tüm fertleri gibi devletin kritik noktalarında görev alıyor.Sosyal medyada paylaşım yaparken bağlı bulunduğu atmosferin değerlerini pek yansıtmıyor.Topuklu ayakkabıların havaya kaldırılarak ayakların çekildiği fotolar,Kuran-ı Kerim üzerine pasaportla, ilginç maskelerle…Daha bir sürü enteresan poz… İnsanların yaşamları, özel hayatları tarzları elbette özgürdür, elbette karışılmaz.Ancak bu fotoğrafları toplumla paylaşıp, sonrasında da ailenizin geri kalan fertleri gibi yüksek maaşlarla Saray'a, hem de "başdanışman" olarak atanıyorsanız vatandaşın sorgulama hakkı devreye girer.
  • ademadem11 gün önce
    Marketlerde insanlar sürekli olarak reyonların önünde fiyat hesapları yapıyorlar. Artık havlu peçete ve tuvalet kağıdının iyisini almak lüks olarak görülüyor.Zamlanmayan ürün kalmadı. Vatandaşa sürekli olarak "tasarruf" önerisi yapılıyor. Yapılmasa bile bunu yapmaya mecbursunuz. Çünkü paranız yetmiyor, evinizi geçindiremiyorsunuz.Ekonomik anlamda darboğaz her geçen gün yayılırken, devletin en üst organlarında; bakanlıklar, Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi yerlerde buna ilişkin bir refleks görülmüyor.Dahası bu lüks ve şatafatlı yaşantı toplumdan saklanıyor.Kürsüde "fakirleşen" liderler, kürsüyü terk ettikleri an bambaşka bir hayata, zenginliğe geçiş yapıyorlar.İşte bunun sürdürülebilir bir yanı bulunmuyor.Geri kalmış demokrasilerin ürünü gibi Saray harcamalarının öne geçtiği, eşin dostun soy isme göre atandığı bir dönemi yaşıyoruz.Liyakat kısmına girmeye gerek yok.
  •  Can Can12 gün önce
    ... Hukukmu gugukmuNerde adalet
  • İSMAİL AYDEMİRİSMAİL AYDEMİR12 gün önce
    Dünyadaki yiler arasındaysa vay halimize... Sn Avukat Yazdığınız gazetenin manşetlerini takip etmiyonuz herhalde. 6284, Velayet, nafaka, vb konular ve selo ve diğer hdp lilerin niye halen hüküm giymedikleri, İzmir de haber vardı karı Koca ayrılmış, süs köpeklerini kadına vermişler adama da süs köpeği için nafaka bağlamışlar. Akit de vardı haberi. Daha pek çok haber, öle 3-5 in hesabını yapmıyoz yani.
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu12 gün önce
    Eskiden 2000 senesine kadar Poliste çok nefret ederdim çünkü hiziçilik vaedı yok Polder yok milliyetçi der ozaman plislerde ne ararsan vardı şimdi en saygı duyduğum meslekten biri allılarından öpüyorum,,Şimdi ve öncsdende en nefret ettiğim meslek ,Avkat veyargı bu meleği kendini iyi bilen aklı olan bu mesleyi seçmez bu benim görüşüm, Avrupalılar OSMANLI döneminde en hayran duydukları meslekten biri iyse Yargıydı ,Avrupalı seyyah Osmanlının Adaletini ve yargısını merak etmiş girmiş Mahkemeye, Bir cinayet yargılaması için Makemeye girmiş,Katil,Mektülün yakını ve Üç şahit,Kadı efendi Şahitlere yemin ettirmiş sormuş bu Katili katil ederken göedünüzmü evet demiş Kadi Katilin İdamına karar vermiş,Avrupalı Seyyah şaşırmış yahu demiş bu ne güzel yargılama bizde Aylar seneler sürer gider,,İŞTE LAİK CUMHURİYETİ.İşte Atatürkün Kurdyğu ve hayran olduğu AVRUPA Sistemi,,Vesselam
  • ÖmerÖmer12 gün önce
    Türkiye de mahkemelerin ve hapishanelerinkapatılması taraftarıyım. Onun yerine Hakem heyeti, ağır para cezası, çalışma kampları ve idam cezası getirilmelidir.Suçluları neden yedirip içirelim.
  • Ahmet Ahmet 12 gün önce
    Yargı Türkiye de çökmüştür. Sadece Avukatlar durumdan memnundur. Vatandaş olarak kendi sorunu kendin çöz taraftarıyım neden mahkemeye gidip 10 yıl uğraşayım neden.
  • YurttaşYurttaş12 gün önce
    Yargıyı daha kötülerle kıyaslayarak hükme varmak yanlıştır. Hakkında iddianamede tek kelime geçmeyen biri defalarca mahkemeye çıktığı halde dosyası ayrılıp tahliye edilemiyorsa sorun tehlikelidir. Mağdur olduğum malüm iken içeride tutulmam yargıda zulümdür.

Günün Özeti