THY- Euroleague

Mülteci sorununu ne yapacağız

09 Kasım 2018 Cuma

Tarih bizi insani sorunlar konusundaki büyük fedakârlığımız ile not edecek.

Dünyanın neresinde bir boynu bükük varsa onun için umut olan Türkiye var.

İnancımız bu duyarlığı emrediyor. Büyük devlet olma vizyonumuz da dünyanın neresinde bir haksızlık varsa karşısında olmamızı gerektiriyor. 

Onun için küresel çıkar odaklarına rağmen dünyanın yeni eksenlerinden biri olarak Türkiye yükseliyor.

İnsani konuları taktik konuların üzerinde tutmak gerekiyor ama sonuçta küresel adalet vizyonumuz bizi büyük devletler arasına taşıyor. Büyük devlet olmanın ekonomik sosyal siyasal kültürel veya aklınıza hangi alan geliyorsa o alanla ilgili sağladığı büyük avantajlar oluyor.

Elbette küresel insanlık hareketinin bize yüklediği ağır maliyetler de var.

Büyük maliyetleri azaltacak hatta maliyet unsurlarını avantaja çevirecek bakış açılarına ihtiyaç var.

Türkiye’deki mülteci sayısı beş milyon duvarına dayandı. Mülteci akını da kesintisiz devam ediyor.

İnsanlar hayatlarını tehlikeye atarak bir yudum hayatın peşinden koşuyor. 

Ödediğimiz hiç bir bedel Ege’nin sularında hayatını kaybeden bir çocuğun acısının karşılığı olamaz. Hayatını kaybedenler sadece envantere yazılıyor. Kimliği, kişiliği, namusu ve haysiyeti elinden alınanları konuşamıyoruz bile.

Küresel mülteci akınının odağındaki Türkiye çok büyük bedeller ödüyor. Ne tam olarak mültecileri memnun edebiliyoruz, ne de bizim vatandaşlarımızı.

Çevremizdeki insani dramı görmezden gelerek kurtuluşu topraklarımızda arayan insanlara kapıyı kapatırsak ne bu dünyada ne de öbür dünyada bunun hesabını veremeyiz.

Ama yük o kadar ağırlaşıyor ki. Bu denklemi değiştirecek adımları atamazsak bu sefer altından kalkmamız zorlaşacak. 

Mültecileri insanca bir hayat düzeni içinde üretimin parçası haline getirmeliyiz.

Türkiye bir mülteci iş gücü pazarı inşa ederse; bugün yaşadığı mülteci sorunu, sahip olduğu en büyük silaha dönüşür.

Türkiye; mülteci iş gücünün çalıştığı özel ekonomik bölge veya bölgeler oluşturmalı.

Burada mültecilerin ücret ve özlük haklarına ilişkin özel bir rejim uygulamalı.

Bu iş gücünü küresel piyasalar için cazip hale getirmeli. 

Ucuz iş gücü olan uzak bölgelerde yatırım ihtiyacı duyanların yakınına ucuz iş gücü getirmeli.

Bu özel ekonomik bölgedeki ucuz iş gücü batı piyasalarındaki rekabet dinamiklerini değiştirecek, batının bütün ekonomik sistemi baştan sona değişecektir.

Bir sorun olan mülteciler konusu, batının sınırında çok büyük bir silaha dönüşecektir.

Aynı zamanda koşullar değiştiğinde kendi topraklarına dönüşler olacağından, bugün dünyanın kriz bölgeleri yavaş yavaş Türkiye etkisi altına girecektir.

Bu bölgelerde artan yatırım ve üretim batının kıyısında yeni bir Çin inşa edecektir. Peki, bir ucuz iş gücü piyasası oluşturmak insani açıdan sorunlu bir davranış olur mu?

Çin’de, Bangladeş’te, Pakistan’da, Hindistan’da olmuyorsa burada da olmaz!

Fabrikayı Çinli işçinin yanına götürmek gayri insani değilse, Çinli işçiyi fabrikanın olduğu yere götürmek niye gayri insani olsun?! Veya Suriyeliyi veya Myanmarlıyı veya Sudanlıyı veya bir başka ülkenin vatandaşını ne fark eder!

Önemli olan asgari insani koşulların sağlanması.

Hatta sosyal konutları, sağlık, eğitim ve kültür hizmetleri altyapısı kurulan bölgelerde mülteciler bir yandan çalışarak üretirken diğer yandan daha insani koşullarda yaşama fırsatı olur.

Bir sorun ve kriz bu şekilde bütün tarafların kazançlı olduğu fırsata dönüşür. 

 

YORUM YAZ

  • nedimnedim29 gün önce
    Güzel bir fikir...
  • MustafaMustafa1 ay önce
    Öncelikle Suriyeli kardeşlerimiz için diğer din mensuplarına kullandığınız gibi mülteci demeniz üzücü, bunun yerine muhacir demeniz daha hoş olurdu. İkinci olarak da Çinli veya başka ülkeden hatta başka dinden bir kimse de olsa aynı ülke şartlarında aynı yaşam koşullarında onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıp daha ucuz iş gücü ile çalıştırmayı düşünmek bile yıllarca dirsek çürütüp, öğrenmek için emek verdiğiniz hukuk fakültesi öğretileri ile de bağdaşmıyor olsa gerek. Dediniz ya dinimiz onlara sahip çıkmayı emreder diye burda haklısınız ama böyle bir sahip çıkma anlayışı bu din mensubuna yakışmaz.
  • Mehmet ayMehmet ay1 ay önce
    Sayin yazar, bu multeciler neden hep batiya gidiyorda doguya musluman ulkelerine gitmiyor?????
  • Osman ÖzkanOsman Özkan1 ay önce
    yaşar bey cenabı hak razı olsun mülteci sorunu konusunda kafa yormuşsun güzel tesbitlerde bulunmuşsun.ancak mülteci sorununda devletimizin gözden kaçırdığı çok büyük bir tehlike var daha doğrusu ak parti iktidarımızın es geçtiği veya es geçtiğinin farkında olmadığı çok dehşet bir toplumsal felaket var güzel vatanımızda. bu toplumsal felaket ise toplumsal olarak aidiyet duygularımız trafıği kitlenen otoyollara döndü hemde öyle bir oto yol ki kitlenen iki dağin arasında bir oto yol güçlü bir sağanak her an başlayabilir bu sağanakla birlikle dağlardan akacak taş ve toprak kaymalarıyla hepimiz telafisi olmayacak zararlar görebiliriz vede göruyoruz.devletimiz demokratik gelenekler hurriyet ve özgürlukler iktidarların seçimle gelip gitmesi nedeniyle vede iktidarin başarısız olması için elinden gelen tüm kötü eylem ve fiiller ile iktidarın yapabileceği bir çok projeleri muhalefet engelliyor veya halkı sokağa dökmek için fırsatlar arıyor.bu ahval ve şartlar altında kendi gençlerimizi kendi insanlarımıza zorlayıcı bir eğitim ve disiplin etme şansımız yok ancak mülteciler için açilen zorlayıcı ve sıkı bir eğitim,den geçirmeden kendi insanlarımız gençlerimiz gibi şehirlerde serbestce gezip tozmalarına hırsızlık yolsuzluk gayrı muşru yaşam tarzlarının hoş ve güzel görunduğu vede gizli servislerceorganize edildiğine kimseciklerin inanmayacağı çalışmalarla bize benzetilen bu insanları hiç bir işte çalıştıramazsınız bunun birinci şartı bu insanlar bizim kendi milletimize seksen yıldır öğretilmesi yasak olan vede yukarıda saydığım nedenlerden verilemeyen bu eğitimleri mülteci kardeşlerimize vermek zorundayız aksı takdirde zaten pıyasada bolca bulunan fıguranlar gibi bunlarda yarın çeşitli kesimlerce kolay bulunan hiç bir maddi ve manevi değeri olmayan fiğuranlar olarak toplumsal olaylarda kullanılmaya hazır bekliyor veya bekletiliyorlar.bu nedenle acilen disiplinli ve zorlayıcı bir eğitim gerekiyor diye duşunuyorum.
  • M.EMİNM.EMİN1 ay önce
    Bizim sanayiciler İstanbula dörtyüz bin çinli getirmek istiyordu bir zamanlar, galiba şimdi ihtiyaç kalmadı..