Ekonomik krizde miyiz?
Ekonomik bir krizde miyiz? Veya soruyu şöyle sormak lazım? Ekonomik kriz nedir? Her ekonomik sorunu kriz olarak mı adlandırmamız gerekiyor?
Ekonomik kriz öncelikle ödeme kabiliyetinin bozulmasıdır. Ödeme kabiliyeti bozulmadan kriz olduğunun iddia edilmesi çok yanlış olur.
Söz konusu olan bir ülkenin ekonomisi ise, ödeme kabiliyetinin yaygın olarak bozulması halinde ancak bir ekonomik krizin varlığından söz edebiliriz.
Kur oynaklığı ve milli para değerinin ani düşüşü nedeniyle bir ekonomik sorun yaşıyoruz. Döviz fiyatlarının aşırı yükselmesi ve hatta aşırı oynak olması çok ciddi bir sorun.
Bir ekonomik sorunla karşılaşıldığında bunun krize dönüşmesi için ödeme zincirinin yaygın olarak bozulması gerekir.
Yaşadığımız ciddi soruna rağmen, henüz ekonomide yaygın bir ödeme sorunu yaşanmıyor. O zaman içinde bulunduğumuz sorunu bir kriz olarak adlandırmayız.
Ancak yaşadığımız ciddi fiyat oynaklığı kısa zamanda stabil hale gelmezse bir krize dönüşme potansiyeli taşıdığı bir gerçek. Hükümetin bir taraftan makro ekonomik tabloyu stabil hale getirmeye çalışırken bir taraftan da ödeme zincirinin zedelenerek ödeme kabiliyetinde yaygın bir bozulma meydana gelmesini önlemesi gerekiyor.
Sadece döviz fiyatlarını stabil hale getirme çabası sorunun çözülmesi için yeterli olmaz. Bir taraftan da ödeme kabiliyetini ayakta tutacak çift yönlü program uygulanması gerekiyor.
Hükümetimizin sorunun bir krize dönüşmemesi için çift yönlü ve kuvvetli bir programı bütün parçaları ile uygulamaya başladığını görüyoruz..
Bir taraftan Merkez Bankası ve BDDK, bir taraftan Hazine ve Maliye Bakanlığı, bir taraftan Ekonomi Bakanlığı, bir taraftan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bir taraftan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve diğer bütün bileşenler dört koldan bu döviz fiyat sorununu bir ekonomik krize dönüşmeden kontrol altına almaya ve sorundan etkilenen özel sektörün ayakta tutulmasına yönelik çalışma içindeler.
Kısa zamansa döviz fiyatlarının kabul edilebilir sınırlara ineceğini ve fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyorum.
Önemli olan bu kısa zamanda ödeme kabiliyetlerinde yaygın bir bozulmaya neden olmayacak düzenlemenin hayata geçmesi.
Nitekim hayata da geçiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının son konut kampanyası sorunun iki yönüne de katkı sağlayan çok değerli bir çalışma oldu. Bir taraftan bireysel tasarrufu geliştirip ve finans piyasalarındaki TL stokunun yönünü değiştirerek döviz fiyatları üzerindeki baskıya kısmi de olsa olumlu katkı yapacak, bir taraftan da sorunun en yakıcı etkisine maruz kalan inşaat sektörüne kısmi de olsa can suyu olacaktır.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının üretim atışı vizyonu temelinde teşvik ve diğer programları sorunun krize dönüşmesini engelleyecek en temel uygulamadır. Döviz fiyatlarının yükselmesi ihracat ve sanayi üretimi konusunda birçok fırsatı beraberinde getirdi. Bu fırsatları avantaja çevirmek çok önemli. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bir yandan sorunu çözmeye çalışırken diğer yandan yaşadığımız sorunun avantajlarını ekonomiye kazandırma vizyonu ile hareket ediyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığına bu dönemde Berat Albayrak’ın gelmesi Türkiye’nin liderlik vizyonunu da gösteriyor. 2001 krizinde sorunu göğüsleyecek yerli bir siyasetçi bulunamamış ekonomi politikasının başına ABD’den ithal bir siyasetçi getirilmişti. Cumhurbaşkanımız bu kez küresel baronların tetiklediği bir sorunla çarpışmak üzere kendi ailesinden birini cepheye sürdü. Büyük lider işte böyle olunuyor.
Türkiye çok ciddi bir ekonomik sorunla karşı karşıya. Ancak bu sorun henüz ekonomik bir krize dönüşmüş değil. Sorunla başedecek güçlü bir politika ve güçlü bir irade var.
İnşallah kriz olmadan bu sorundan kurtulacağız.


