• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Tokat gibi cevap...

27 Mayıs 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Yaşı müsait olanlar, 1960 yılında ordunun ihtilal yaptığını bilir ve hatırlarlar. Milletin seçtiği iktidarı devirmiş. Birçok milletvekili ve üst düzey bürokratı Yassıada’ya topladıklarını hatırlarlar.

Hukuk adına orada her türlü hukuksuzluk yapıldığı, artık bugün herkes tarafından (sağcı, solcu) kabul edilmekte, bilinen bir gerçek, siyası tarihimizin de yüz karasıdır..

O devri ben iyice hatırlıyorum. Topçular’da (Mehmet Üretmen’in himaye ettiği, Süleyman Hilmi Tunahan (ks) hazretlerine bağlı kursta tekâmül okuyorduk. Talebe sayımız yüzün üzerinde idi. İhtilal olunca kursumuz kapandı.

Memleketlerimize gönderildik. Kursta okurken, (Bütün ihtiyaçlarımız Mehmet Üretmen tarafından karşılanıyordu.)

O zamanlar (ihtilal olduğu tarihlerde) köyde, şehirde her yerde, kanunsuzluklar, zulümler kol geziyordu.

Belli bir partiye mensup olanların sanki dokunulmazlıkları vardı. Onların şikâyet ettiği insanlar; karakollara alınıyor, günlerce eziyetlere tabi tutuluyorlardı.

Gençler pek hatırlamaz. O tarihler Yassıada’da şu an adları unutulan EGESEL ve BAŞOL vardı.

Hukuk ve adalet adına ne büyük cinayetler işlediler.

Hukuk dışı, tam bir; (Maddi, manevi ve fiziki eziyetlerde bulunuyor veya bulunduruyorlardı), zulüm estiriyorlardı.

Avam tabiri ile astıkları astık, kestikleri kestikti. Her önüne gelene hakaretler savuruyorlardı.

Türk devletini yönetenlere alt rütbeli subaydan, üst rütbelisine kadar hainane eziyetler ve hakaretler ediyorlardı.

 Başta merhum Başbakan Adnan Menderes olmak üzere birçok milletvekili, bakan ve bürokrata sözlü ve fiziki işkenceyi yapmaktan geri kalmıyorlardı. (Gazete arşivleri bu tür haber ve fotoğraflarla doludur.)

Düşük rütbedeki subaylar o günlerde Yassıada’da da tutuklu bulunan ülkemizin yetiştirdiği birçok ilim adamı ve tutuklu üst düzey devlet ricaline ne türlü çirkin hakaretler etmişlerdi?...

Sonradan bunları basında yazılanlardan öğrendik.

Tutukluların mektupları bile inceleniyor. Belli cümleden fazla uzun sayılabilecek mektup bile yazamıyorlardı. Eski deyimle: “Hakaretlerin bini bir para.”

Gazete arşivleri, sonradan yazılan hatıratlar mevzuyu açık ve net bir şekilde açıklayıp ortaya koymaktadır.

Birçok kaynakta yer aldığı gibi günlerden bir gün; tutuklulardan Karadeniz kökenli hemşerimiz merhum: Prof. Dr. Osman Turan bey, tutuklu bulunduğu odasında tıraş olmaktadır.

Tam o esnada ceberut Başol ve Egesel denetleme yapmak üzere koğuşa girerler.

Herkes istemese de zoraki ayağa kalkar. Fakat tıraş olan Osman Turan ayağa kalkmaz. Bunu kendilerine bir saygısızlık kabul eden iki zalim, hemen verdikleri talimatlarla yaka, paça Osman Turan’ı aldırır (Bazı kaynaklara göre epeyce hırpalattıktan sonra) Yassıada’nın bir kenarında olan çukur bir yere ceza olarak bırakırlar..

Osman Turan bitkin bir halde o izbe yerde yatmaktadır.

Aradan bir müddet geçtikten sonra tutuklulara dışarıda hava alma için izin verilir...

Tutuklular “volta” atıp dolaşırlarken Osman Turan’ın perişan halde izbe bir yerde hırpalanmış bir vaziyette yattığını görürler.

Arkadaşları; Osman Turan’a Egesel ve Başol’dan özür dile de, seni affetsinler telkininde bulunurlar. O zaman onlara Osman Turan tokat gibi bir cevap verir: “Öyle şerefsiz ve alçak insanlardan özür dilemektense burada ölmeyi tercih ederim. Burada ölmek benim için daha büyük bir şeref olur” dedi.

Her devirde böyle cesur, mert ve karakterli insanlara ihtiyaç vardır. Kabak yaprağı gibi ufak bir rüzgârla yönünü değiştiren insanlardan ne kendilerine, ne dostlarına ve nede milletine, memleketine, devletine hiçbir fayda gelmez.

Günümüzde geçmişini, kişiliğini inkâr ederek, menfaat için onun, bunun peşine takılan dönek insanları pek çok görmekteyiz.

İnsan nasıl olur da sözleri internet ortamlarında, yazılı basında dolaşıp, dururken ani bir dönüş yaparak beyaza siyah, siyaha beyaz diyebilir?...

Her devirde mert, namuslu, inançlı, davasını satmayan insanlara ihtiyaç vardır.

Günümüz de; Osman Turan misali cesur, yürekli ve imanlı insanlara çok, çok daha fazla memleketimizin, milletimizin, İslam âleminin ihtiyaç vardır.

Dürüst olmak, mert olmak her şeyden önce vefakâr ve vefalı olmak çok ama çok önemlidir.

Aranan, özlenen de bu vasıflara sahip insanların çoklukta ve iş başında olmasıdır.

Atalarımız; “Akılsız dostun olacağına, akıllı düşmanın olması daha iyidir” derlerdi. Öyledir de.

Madde harisi, kıskanç, üç kuruşa davasını satan, vefasız, dönek insanlardan hiçbir şey olmaz…

Allah milletimizi, yüreksiz, kaburgasız, dini bir kazanç kapısı gibi gören ve istismar eden, içi başka, dışı başka, münafıklarla bir olan, bu ikiyüzlü dönek insanların şerlerinden korusun.

Burada izninizle kendilerini dini celili İslam’a ve Hz. Kur’an-ı azimuşşana hizmet ettiklerini, tasavvuf ve tarikat ehli olduklarını iddia eden, “Divanı salihinden emir aldığını” söyleyerek; insanları zalimlerle bir ve beraber olmak için zorlayan, “İki nebi kuvvetindeki sözde büyüğümüz(!)” tarikat adına üstazımız, merhum: Süleyman Hilmi Tunahan (KS ) hazretlerinin ismini ve yolunu tabir caiz ise satarak ve kirleterek bunca insanı Kur’an’ı, ezanı yasaklayanlarla bir olması için gece gündüz sözde hocalarını, hoca hanımlarını sohbetten sohbete koşturanlar…(İhvan ve ahavattan) yeminler aldıranlar. Göz göre, göre zalimlerle beraber olmalarını emredenler;

Yarın Cenab-ı Hakk’a bunun hesabının nasıl vereceksiniz?...

(Velen terda ankel yahudu vennesera ila ahir.) ayeti kerimesini veya (Vela terkenü ilellezine zalemü) ayetlerini, bu manada olan birçok ayeti kerimeyi ve hadisi şerifleri hiç mi okumadınız?...

Peki, kürsüden ümmeti Muhammedîn evladına yaptığınız sohbetleri, şimdiki tutumlarınızı nereye koyacaksınız?

Sizler hiç Müslümanların dertleri ile dertlenmeyecek misiniz?.

Hak, hukuk ve adaletin öne çıktığı, herkesin hakkının teslim edildiği, hukuksuz kayırma ve kollamaların olmadığı, saygıyı, sevgiyi ön plana çıkartan inançlı fedakar ve vefakar insanların daha çok olduğu, bütün devlet kademelerinde böyle insanların yer aldığı, memleket ve vatan düşmanlarına; rehavete kapılmadan bu seçimin ikinci turunda evvelkisine nispetle daha çok çalışalım. Daha çok koşalım.

Hem davasını satanlara, hem İmam-ı Rabbani hazretlerinin mukaddes davasını ve yolunun menfaatleri uğruna dışardan ve içerden gelen emirler, istekler, arzular üzerine birilerinin ayaklarının altına paspas edenlere, kız ve erkek talebelerimizi miting sahalarına sürerek alkışlatanlara, destekledikleri ağababalarına, bunun yanında kendilerini demokrasi ve insan hakları gibi tanıtıp sömürücü batılılara, basın hürriyeti diyerek başta Resullullah Efendimize (sas) hakaretler eden, ülkemizde yapılmakta olan seçim için Sayın Cumhurbaşkanımıza gazetelerinde, dergilerinde edep dışı yazılar yazan batılı medya gruplarına, tüm iç ve dış düşmanlarımız; merhum Osman Turan beyin indirdiği gibi, Müslüman Türk milletinin, Anadolu yiğitlerinin tokadını indirelim. Bütün dünyada hayretle karşılanacak olan kuvvetli maddi ve manevi tokadın atıldığı günleri, milletçe hep birlikte görmek üzere Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mücahide

Amin amin amin yüreğinize sağlık

mustafeynelahyar

Sizin hayır sandığınız şer; Şer sandığınız şeyde hayır vardı ALLAH (C.C) bilir siz bilmezsinizAYET: (Bakara-216)’’ Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.'' Bu ayeti kerimede açıkca neyin hakkımızda hayırlı neyin hayırsız olacağını bilemeyeceğimiz bildiriliyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23