• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Tekbir sesinden rahatsız olanlar…

11 Mart 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Ülkemiz çok büyük bir deprem felaketi yaşadı. Binlerce insanımız can verdiler. (Hükmen şehit oldular.) Şu anda hastahanelerde binlerce insanımız yaralı olarak tedavi görmektedir.

Cenab-ı Hakk; ölenlere rahmet, hasta olanlara hayırlı şifalar, ölenlerin yakınarına da sabrı cemiller ihsan eylesin inşallah.

Depremin ilk gününden itibaren milletimiz ve bütün dünya depremzedelere yardım için seferber oldular.

Bazı gözü olan körler var ki, bütün hayatta olan deprem bölgesinde yaşayan insanlar devletimiz bütün kurumları ile anında yanımızda oldu derken. Asker, polis, çeşitli isimler altındaki kurtarma ekipleri, ertesi günlerde de dünya kurtarma ekipleri canla başla çalışıp kurtarma yaparlarken; birileri hiç de sevmedikleri, haz duymadıkları, yaptıkları operasyonlarla (İnşallah terörün kökünü kazıyacak) askerimizi, polisimizi deprem bölgesinde görmediler!?...

Kendileri öyle söylüyor.

Mehmetçiğin, polisin, bütün kurtarma ekiplerinin nasıl canla başla çalıştıklarını bütün dünya görüp, izlerken, hayranlıklarını beyan ederlerken, bizim nasipsizler göremedik diyorlar!?

Bir de çadır meselesi var: Sahada Kızılay çadırı yoktu diyorlar. Yazıklar olsun sizlere. Depremin ilk sabahından şu ana kadar bir çok kuruluş ve hayır kurumları ile oradaki insanlara kimler yemek dağıtıyor?.. Kimler yaraları sarmaya çalışıyor?..

Efendim Kızılay çadırı göremedik. Şimdi yeni yapılan çadırların büyük bir kısımına milli bir kuruluş olan AFAD yazılı olduğunu da mı görmediniz, ey bakar körler?

Depremin ilk sabahı yollar yarılmış, köprüler yıkılmış. Belki ulaşımda biraz gecikme olmuş olabilir.

Bu bilindiği gibi emsali olmayan çok büyük tabii bir afet, aynı zamanda felaket…

Hava şartları çok kötü, uçak ve helikopterler uçamamış, inememiş, havaalanlarının bir kısmı inilemez halde.. Bunları neden görmezsiniz de, habire tenkit, habire Türk devletini ve hükümetini, askerini, polisini kötülersiniz?

Peki, biz de soralım muhalefet ne yaptı? Gittikleri yerde depremzedelerin önünde poz verip, resim çektirenleri, sırıtanları görmediniz mi? (Hangi partiden, hangi kurumdan olursa olsun canla, başla çalışanları, depremde siyaset yapmayanları tebrik ederiz.)

Siyasi şov, siyasi reklam, yapmadıkları işleri sahiplenmeden başka neler yaptılar?..

Muhalif cephede olmalarına rağmen canla, başla yara sarmaya çalışan Türkiye genelindeki belediyelerimizi de elbette ki tebrik ederiz.
Bizim için parti önemli değil… İnsanlık ve hizmet önemlidir.

Bu kara günde birlik içinde hizmet etmek, yardımcı olabilmek önemlidir.

GELELİM ESAS MEVZUMUZA:

Dinden nasibini alamamış, ezan, sala, din ve vatan düşmanları günler sonra göçük altından bir kardeşimiz: Kadın, erkek, çocuk, yaşlı, hatta bir hayvan canlı olarak çıkarıldığında insanlar “ALLAHU EKBER” diye bağırıyorlar. Sevinçlerini bu şekilde Allah’ın (cc) büyüklüğünü, kudretini ifade etmeye çalışıyorlar. Sevinçlerinden.. Bazı yabancı ülkelerin kurtarma ekibinde olan insanlar da bu manzaralar karşısında gözyaşı döküyor… Sevinçlerinden birbirlerine sarılıyorlar. Bizdeki bazı zavallılar  kurtarma ekibindeki kardeşlerimize neden tekbir aldılar diye insanları kötülüyorlar?!.. Akıllarınca bundan da hükümete eksi bir puan çıkarmak istiyorlar. Bu ne biçim kafa, bu ne biçim siyasi düşünce?...

(Allah (c.c) şerlerinden korusun.)

Ben kendim izledim. Bir siyasetçimiz: TV kanallarında bir bayanla görüşürken depreme yakalandığı zaman: “Deprem oluyor diye” üç kere arka, arkaya “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek; salonu, masayı, oturduğu yeri terk etti. Güzel bir şey, siyaseten kendisini desteklemesek de besmeleyi hatırladığı için tebrik ederiz.

Bunun gibi ateist olduğunu anlatan bir beyefendi elinde içki bardağı varken o da depreme yakalandı ve konuştuğu hanıma deprem oluyor diye besmele çekerek oturduğu yeri terk etti.

Zoru görünce Cenab-ı Hakk’ı hatırlıyorlar….

Şimdi burada Cenab-ı Hakk’ın kitabı; Kur’an-ı Kerim’de yer alan bir ayetin mealine yer vermek isterim:

“(Onlar öyle bir küfür ve inad içindedirler ki) gemiye bindikleri zaman (Denizde boğulma korkusu ile) Din’i Allah’a halis kılarak (ihlas sahibi müminler gibi O’na dua ederler. Fakat onları karaya çıkarıp Allah) kurtardı mı, hemen Allah’a ortak koşarlar (eski küfür hallerine dönerler). (Ankebut suresi, ayet 65)

Önemli olan sadece korku anında değil, rahat zamanlarında da Cenab-ı Hakk’ı tanımak, emirlerine uyup, yasaklarından kaçmak ve yaradılış gayesine uygun olarak fani dünyada ömür tüketmektir.

TEKBİR:

Sözlük anlamı itibarı ile, yüceltmek, büyük olduğunu kabul etmek.

Tekbir: Dini terim olarak “Allah’ın zatı, sıfatları ve filleri itibarı ile her şeyden yüce ve üstün olduğu manasına gelen “ALLAHU EKBER” cümlesini yahut bunu söylemeyi ifade eder.

TEKBİR: Başta namaz olmak üzere birçok ibadetin rüknü veya tamamlayıcı ögesidir.

Allah’ın adını yüceltme emri peygamberliğin ilk günlerinde nazil olan: “Ey örtünüp bürünen kalk ve uyar!” Sadece Rabbinin büyüklüğünü dile getir.” (Elmüddessir 1-3)

Tevhid inancının bir parçası olarak Kur’an-ı Kerim’in diğer ayetlerinde de yer almaktadır.” (TDV)

“İslamiyet’in kendine mahsus bir ruhani dili vardır ki, bütün İslam milletleri tarafından benimsenmiştir. Bu ruhani dil, her Müslümanın kalbinde ve ruhunda yer etmiştir. Bu ruhani dil on dört asırdır, İslam aleminin her köşesinde İslami hisleri ve heyecanları ifade etmiş ve bütün İslam aleminin mukaddes tanıdığı bir varlık olmuştur. On dört asırdır yeryüzünde ki, bütün Müslümanların mefahiri bu dili beslemiş, ona İslam düşünüşünü, İslam duyuşunun, İslam görüşünün bütün enginliğini bütün derinliğini ve bütün inceliğinin vermiş, onu beşer ruhunun her vadide kazandığı başarıların heyecanlarıyla yüklemiş; ona bütün İslam tarihinin zevkini, şevkini, hızını vermiş; ona bütün İslam ruhunun isteklerini, dileklerini, ümitlerini, inyazlarını ve ülkülerini eklemiş, elhasıl ona Asr-ı Saadet’ten başlayarak bugüne kadar devam eden ve ilelebet devam edecek olan şerefli ve kutlu bir yaşayışının bütün güzelliğini ve inceliğini vermiştir.

İslam’ın bu değeri haiz olan ruhani diline karşı vuku bulan her müdahale, bütün bu hakikatlere ihanet eden yersiz ve manasız bir tecavüzdur.

Bir Müslümanın “ALLAHU EKBER” diyen münacatında Asr-ı Saadet’in bütün heybet ve vakarı ile, tarihe hakim olan bütün kudret ve hızıyla gürler ve onunla beraber onun peşinden gelen her devrin, her fetih ve nusretin, her şerefli başarının sesi çağlar.

Mekke’yi fetheden ilk Müslümanlarla İstanbul’un surlarına dayanan Müslüman Türkler aynı velvele ile aynı gulgule ile İslam’ın zaferini kutlamışlardır. “ALLAHU EKBER” diyen her Müslüman İslam dininin tarihini, İslam tarihinin birliğini, İslam ümmetinin ebedi kardeşliğini terennüm eder. Çünkü “ALLAHU EKBER” sözü, bütün bu manaları yaşatır. Ve başka hiçbir tabir, başka hiçbir tercüme bütün bu hakikatleri yaşatamaz.

Mesele yalnız Allah’ın ululuğunu ve yüceliğini takrir etmek değildir. Hazreti Peygamber Efendimiz (sas) başta olmak üzere bütün ashabıyla beraber ve daha sonra gelen bütün İslam nesilleriyle beraber ve bugününü bütün İslam âlemiyle beraber, o sözün tazammun ettiği bütün manaları, onun tarih boyunca kazandığı bütün başarıları, tarih boyunca Allah için verdiği şehitleri, Allah için elde ettiği mükafatları, Allah için çiğnediği engelleri ve tırmandığı şahikaları göz önüne getirerek hepsini duymak ve yaşamaktır. Bunu ancak “ALLAHU EKBER” sözü ile başlayan tekbirimiz yapabilir. İslam ruhunun bütününden ilham alan “Itri”nin bestelediği tekbir, yalnız bir sanat harikası değil, aynı zamanda bir iman mucizesi sayılmaya layıktır.” (O. Rıza doğrul Sebilurreşad dergisi 17 Ekim 1948 tarih ve cilt 1 sayı 17 sayfa: 280-281)

Yazımızı Cenab-ı Hakk’ın Kitab-ı Mübin’inde yer alan bir ayetinin meali ile bitirelim:

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf süresi 8)

BİR ŞİİRLE YAZIMIZI BİTİRELİM:

TEKBİR

Allahu –Ekber, Kaim onunla Mihrab-u minber;

Tekbir-i milli, İslama rehber:

Allahu-ekber

Daim bu dindir, Allah birdir, hakdır peygamber,

Allahu- ekber, Allahu ekber!

Zatı bir, ancak bin birdir ismi, hep bildik ezber;

Dindaşımızdır kuşlar, melekler;

Allahu –ekber, Allahu- ekber!

Allahu – ekber, der o asker hem bahr-u hem ber,

Hem leyl-i muzlim, hem mihr-i enver, hem mihr-i makber,

Tekrar edip der: Allah-ekber Allahu –ekber (Abdulhak Hamid)

Evet, sizler ezandan, saladan, gençlerin camilere gitmesinden ve tekbir seslerinden rahatsız olsanız, hoşunuza gitmese bile ALLAH (cc) nurunu tamamlayacaktır. Kur’anlar, ezanlar, tekbirler ve salalar inşallah dünya durdukça ülkemizde okuncaktır. Sizler de ebedi âlemde sizin için ayrılan yerlere gideceksiniz… Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adımı.yazarsam.mürtet.îlan ederler

Hz retimiz CHP ye .bilerek oy. Verenler.bu âlemden.îyman götüremez 1970 lerde.tekamül.hocamdan..duy Muş ve.not almıştım ismi mahfuz elan aynı.hizmette

Soz

Eski bir atasözü derki: "Bir köyde çoban değişecek ise buna köylüler karar verir, çobanın koyunları değil...!!!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23