• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Şimdi bir de “Z” kuşağı çıkardılar

22 Ocak 2022
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Tam ve net olarak kimlerdir, kimler kastediliyor kesin bilmiyorum. Ancak yaşları 18-22 arasındaki gençler olup, daha çok milli ve manevi değerlerden uzak, lüks ve bolluk içinde, hiç sıkıntı çekmemiş, aşırı derecede serbestlik içinde büyümüş gençler kastediliyor diye zannediyorum. Öncelikle ben şunu ifade etmek isterim ki; bu memlekette doğup, kulağına ezan ve kamet okunan Türk gençlerinin hepsini aynı kategoride düşünmek, mütalaa etmek asla doğru olmaz. Gençlerimizin büyük bir çoğunluğu bayrağına, vatanına, ecdadına, ezanına şu an tam olarak amellerini yapamasalar da sahiptirler. Ne dinlerine ne de vatanlarına dil uzattırmazlar. Onlar Çanakkale’de 13-14-15 yaşlarındaki gençlerin bile vatanı kurtarmak için savaştıklarını ya dinlemişler ya da okumuşlardır. Bir başkaları ve bir kısım siyasetçiler “Z” kuşağı diye adlandırılan gençleri kendi öz malları gibi sayıyor, seçim zamanında mutlaka bahsedilen kuşağın kendilerini destekleyeceklerini “cepte keklik” gibi kabul ediyorlar. Bunun böyle olması için affınıza sığınarak söylemek isterim ki bu kafalar göre Türk gençliği görmez, işitmez, okumaz, okuduğunu anlamaz, siyah ile beyazı ayıramaz, ülkemizin hayrına yapılanları, ülkemizin kalkınmasına engel olanları, ülkemizde yıllardan beri devam eden teröristlerle kimlerin mücadele ettiklerini, kimlerin ise kol kanat gererek, dağdaki, şehirdeki, hapishanelerdeki terör dostlarına methiyeler düzenleri, kol kola girenleri, onlardan aldıkları talimatlarla Mehmetçiğin Suriye’ye girmesine hayır diyenleri ayırt edemeyecek kadar milli ruhtan yoksun, ruhsuz ve aptal mıdır bu gençler? Kesinlikle hayır… Ben bütün gençlerimizi vatanını seven samimi evlatları olarak görüyorum (Vatanını candan seven, büyüğüne hürmette, küçüğüne sevgide kusur etmeyen gençlerimizi tenzih eder, hepsine hayırlı gelecekler dilerim, muhabbetle selamlarım.). Kandırılıp dağa kaçırılanlar ile şehirde ülkemizin aleyhine bazı eylemlerde kullanılan gençlerimizin bir an önce yuvalarına, analarına, babalarına dönmeleri, Türk devletinin adaletine sığınmaları en samimi dilek ve temennimizdir. Aylardan beri Diyarbakır’da evlat bekleyen ana ve babalara “Z” kuşağını seslendirenler neden bir defa uğramaz, hallerini sormazlar? Onlara bir nebze olsun destek vererek gönüllerini ferahlatmazlar. Bizdeki birçok kurum, kuruluş, mesleki dernekler, kadın haklarından bahsedenler niçin Diyarbakır’ın analarının gözyaşlarının dinmesi için en ufak bir gayret göstermezler? “Z” kuşağını pek tasvip etmiyor ve inanmıyorum ancak politik olarak Türk gençlerini ayırıp bir kısmını “Z” kuşağı diye adlandırıp onlara olağanüstü haller yükleyen, bir kısım vatanını gönülden seven, anarşist olmayan, elinde Kur’an’ı kalbinde imanı olan, milli ve manevi değerlerine sahip, ecdadına bağlı gençleri ne hikmetse hiç gözleri görmeyen sayın siyasetçilerimize ve “Z” kuşağı dedikleri gençlere izninizle birkaç sual sormak isterim.

* Siz; ananız, babanız, kardeşiniz veya kendiniz için eczane eczane gezerek ilaç aradınız mı?

* Hastahanede vefat eden ananızın, babanızın veya bir yakınınızın cenazesini almak için senet imzaladınız mı?

* Hastanelerde muayene olabilmek için sabah çok erkenden numara almak için hastanelerin önünde kuyruklar beklediniz mi?

* Siz bir MR çektirmek için en az 8-10 ay kadar süreli randevu aldınız mı?

* Siz bir paket yağ almak için anneniz tarafından bakkala gönderilip saatlerce kuyruklarda beklediniz mi?

* Siz hiç küçük bir gaz tüpü alabilmek için uzun kuyruklarda beklediniz mi?

* Emekli babanızın veya bir yakınınızın emekli maaşını alabilmesi için saatlerce banka önlerinde kuyruklarda beklediğini, beklerken kalp krizi geçirenleri gördünüz mü?

* Siz benzin istasyonlarında uzayıp giden birkaç litre benzin almak için kuyruklarda bekleyenleri gördünüz mü?

* Sizler okulda iken bulunduğunuz şehirde özellikle İstanbul’da olanlar Cağaloğlu’nda kapı kapı dolaşarak kitap aradınız mı?

* Hiç yamalı elbise (pantolon, gömlek) giydiniz mi?

* Siz hiç ayakkabı tamircisine giderek ayakkabınıza pençe, kara lastiğinize yama yaptırdınız mı?

* Siz hiç yapıştırılan yamasından su alan, ayağınız sular içinde kara girerek okula gittiniz mi?

* Siz il veya ilçenizdeki doktora giderken komşunuzun çocuğunun elbisesini ödünç alıp giydiniz mi?

* Siz okula giderken özellikle kış mevsimlerinde her sabah elinize evinizden bir odun alarak okula götürüp soba yaktınız mı?

* Siz ilkokula gidebilmek için her gün sabah ve akşam en az 3-4 kilometre yol yürüdünüz mü?

* Siz bir cenaze haberi vermek için PTT’den telefon edebilmek için 4-5 saat beklediniz mi (Evlerde sabit telefon yoktu. Cep telefonu hiç yoktu.)?

* Siz hiç evinize normal bir telefon alabilmek için dilekçe verdikten sonra en az 5-10 sene beklediniz mi?

* Siz kara kışta başınız üşüdüğü için başınıza giydiğiniz yün fes dolayısı ile karakollara götürüldünüz mü?

* Siz ülkenizde Çince, İngilizce, Rusça dilleri serbest yazılıp okunurken kendi dininizi, kendi kitabınızı öğrenmek için köyünüzün camisinin her yöndeki yollarında nöbetçi koyarak dininizi öğrenmeye çalıştınız mı?

* Siz hiçbir vakit herhangi bir vakitte ekmek, zeytin ve kuru soğanla yemek yiyip masadan kalktınız mı?

* Siz hiç ikinci bir defter alamadığınız için defterinizi kurşun kalemle yazıp, bitince dikkatlice silip yeniden aynı defteri bir daha kullandınız mı (Bu olayı emekli Korgeneral Rahmetli Dr. Baha Öngel’den gözyaşları içinde dinlemiştim. Harb okulunda bizzat kendisi yapmıştı.)?

* Siz hiç çok affedersiniz sokaktan topladığınız at pisliklerini toplayıp eve getirdiniz mi? Bunları annenizin yıkayıp yıkayıp içinden çıkan arpaları tekrar tekrar yıkayarak yaptığı çorbadan yediniz mi (Bu olayı da Dr. Baha Öngel’den gözleri yaş içinde anlatırken dinlemiştim. Allah rahmet eylesin.)?

* Siz hiç gecenin onun da kapınızın çalınıp, komşunuzun çocuğunun sizden bir soğan veya yarım ekmek istediğini gördünüz mü?

* Siz kendiniz veya anneniz kasaba gidip 100-150 gram kıyma aldınız mı?

* Siz hiç babanızı su bardağında ikinci bir tıraş daha olabilmek için jileti bilettiğini gördünüz mü?

* Siz hiç küçülen elle tutulamayacak hale gelen kurşun kaleminizin arkasına kamış takıp kalemi uzatarak son noktasına kadar kalemi evde ve okulda kullandınız mı?

Sizi “Z” kuşağı diye adlandıranların bir zamanlar idare ettikleri Türkiye’de bunların hepsi yaşandı. Yaptıkları zulümleri, işkenceleri, küçük gençlerin yaşlarının büyütülüp idam edilmelerini şimdilik bir tarafa bırakıyorum. Bugünkü Tunceli dün neler yaşamıştı? Bunları yaşatanlar kimlerdir? Şu anda hangi siyasi partide kümelenmişlerdir? Kendisini “Z” kuşağından kabul edenler bugüne kadar kaç saat veya kaç gün çalışıp alın teri dökerek az da olsa bir miktar para kazandınız mı? Babanızın parasını israf içinde, hovardaca kullanacaksınız, elinizde on bin TL’lik telefon, cebinizde en pahalı sigara, ayağınızda marka ayakkabı, sırtınızda marka elbiseler, altınızda milyarlık araba, acayip kıyafetler, edeb dışı yırtık pantolonlarla dolaşıp boğazda, orada burada en lüks ve en pahalı yerlerde, eğlence mekanlarında gününüzü gün edeceksiniz, bir dilim pasta için 60-100 TL ödeyecek, bir çay için 20-30, bir kahve için 50-100 TL ödeyecek, savurdukça savuracaksınız, yiyeceksiniz, içeceksiniz ondan sonra da ülkede iş yok, ülkede demokrasi yok, insan hakları yok diyeceksiniz öyle mi? Git bir de Afrika’da yaşayan yaşıtların hallerine bir bak… Hepsi bir dilim ekmeğe, bir yudum suya, bebekler süte ve ilaca muhtaç. Bu insanları sömürüp bu hallere düşüren senin hayranı olduğun tüm batılı sömürgecilerdir… Ey Türk genci sen bu gerçekleri ne zaman görecek ve uyanacaksın? Böylelerine cidden yazıklar olsun… Çünkü bunların gözleri var ama hakikatleri göremiyor, kulakları var hakikatleri duyamıyor, dilleri var hiçbir yerde, hiçbir zaman kin ve nefretlerinden dolayı doğruları konuşamıyor, iyiye iyi, güzele güzel diyemiyorlar. Hiçbir zaman bardağın dolu tarafına bakmıyor, her zaman boş tarafını görüyorlar… Siyasi ikballeri için bu tür gençleri gaza getirecek konuşmalar yapan, onlar kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan siyasetçilere de binlerce yazıklar olsun… İnşallah yaşlımız, gencimiz hakkı hak, batılı batıl olarak görürüz, örülmek istenen zincirleri kırar, kör kuyulara düşmekten kurtuluruz. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Adsız

Siz hiç askari ücretli iş aradınız mı.Universite diplomasi ile bulaşık yıkadınız yerleri pas pas yaptınız mı?..

Mehmet Ceyhan

İyi de sorduğunuz soruları Almanyada, Japonyada ya da dünyanın herhangi bir yerinde gençlere sorsun yaşlılar; cevaplar gene aynı ki.Bunların parti seçimi ile ne alakası var.Türkiyenin kurulmasına kadar gider eskinin daha zor muhabbetleri.Z kuşağından oy gelmeyecek diye telaşlanma başladı sanki.Gençler bakıcak işler kötüye giderken(dünyada da tabi) hiç önlem almayıp, halkı deney tahtası yapan, dalga geçer gibi hareketler yapan hükümeti değiştirmek isteyecek, sizin de bundan önceki hükümetleri değiştirmek için oy attığınız gibi.Bu kadar basit.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23