• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

“Reylerimizi kimlere vermeliyiz?”

08 Nisan 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

DEĞERLİ KARDEŞLERİM: Bugün sizlerle bundan tam 73 sene önce merhum M. RAİF OGAN bey efendinin yazdığı ve Sebilurreşad dergisinin Mart 1950 tarih, 3. cilt, sayı 73 ve 360. sayfada yer alan bir makalesinin nokta ve virgülüne dokunmadan bir bölümünü aynen olduğu gibi paylaşmak istiyorum. Hepimiz aklıselim ile okuyup inşallah 14 Mayısta ona göre kararlarımızı verip “Reylerimizi” kullanalım. Yazı aynen şöyle: “Yakın vilayetlerimizden birinde çıkan dörtte üçü ilan ve geri kalan sahifeleri başı sonuna uymaz, üslup zaafı ve tertip sehvinden (hata) ne demek istediği anlaşılmaz bir gazetedeki; Abdurrahman Zapsu arkadaşımızın “Ehlisünnet” Mecmuasındaki bir yazıya çatıyor. Buna çatmaktan ziyade, bir nevi jurnalcilik denilse yanlış olmaz. Jurnaline cevap vermekten ise sözü geçen yazıyı ele alarak böyle bir mevzua karşı yalancı pehlivanlığa çıkışın ne kadar yersiz olduğunu, okuyucularımıza bir eğlence vesilesi olmak üzere, arz eyliyoruz. Ehlisünnet mecmuasının yazısı şudur:

“İki arkadaş konuşuyordu:

- Reyini kime vereceksin?

- Bana kalırsa eski göz ağrısı olan Halk Partisine.

- Aman arkadaş; bu parti dinimizi unutturdu. Çocuklarımız Kelime-i Şahadeti bilmiyor. Dilimizi karıştırdı. Çocuklarımızla anlaşamıyoruz. Tarihimizin altını üstüne getirdi. Bu işlerin hepsi onların başı ucundan çıktı. Şimdi de sözde tövbe etmişler. Bir türlü inanamıyorum ki!... İki taraf ona düşman olmuş. Ya beni mimlerlerse?”

Fıkranın geri kalanına lüzum yok? Çünkü: “Hangi partiden olursa olsun iman sahibi, kuvvetli seciye sahibi kim ise ona ver” mefhumunda, her aklı başında adamın aklı yatması lazım gelen bir tavsiyedir. Şimdi bunları tahlil edelim:

1- Halk Partisi; Gerçekten eski göz ağrısıdır. Fakat uzak ve mecazi manası ile sevgili makamında göz ağrısı değil, eskimiş tarahom gibi huzuru kaçıran, canı yakan müzmin bir göz ağrısıdır. Ağrıyı defeylemek şöyle dursun, o kadar eskimiş ve öylesine kök salmış ki ızdırabını dahi hafifletemiyoruz. Yeni seçim kanunu; bu müzmin hastalığın ilacı olup olamayacağını da şimdiden kestiremiyoruz. (O zaman çıkan yeni seçim kanunu)

2- Dinimizi unutturdu, sözüne mutlak olarak hayır cevabı verilebilir mi? Unutturamamıştır amma, unutturmak için ne mümkünse yapmaktan geri durmamıştır

Din vaz’ı İlahidir; İman: hidayeti Rabbaniyedir. Koruyucusu ve hamisi doğrudan doğruya Bizzat Allahu Teala’dır. Böyle olunca, unutturulamamış olması, unutturmaya güçleri yetmediğindendir. Unutturulmaya çalışılmadığından değil. Yirmi beş küsur yıl; bir memlekette din tedrisatı kaldırılır, din ve ahlak kitabı bastırılmaz, nüfus cüzdanına mezhebini “dinsiz “olarak yazdıranlar bile çıkar.

Günün birinde Allahu Teala; hakkı söylemek ve batılı izhar eylemek medeni cesaretini gösteremeyenlere merhamet buyurarak bir demokrasi havası estiriyor. Bu hidayet fırtınasının önünde dinsizlik salgını günden güne şiddetini kaybeyliyor, hazan mevsiminde dökülen yapraklar gibi her an biraz daha yere seriliyor; mecburen yürekte saklanılan imanın söz ve fiil olarak açıklaması imkânına ulaşıyor. Tarihimizin altını üstüne getirdiği de doğrudur. Tarihlerde (O zamanlar dönmelere yazdırılan yalancı tarih kitapları) Resulü Ekrem’in mübarek isimleri sadece “Muhammed” olarak geçer, hiç olmasa bir “hazret” vasfı esirgenir. Helvacı Ahmed, odacı Hüseyin’i bile çağırırken “Bay” ilavesini muaşeret edeplerinden sayıyoruz. Paşalık resmen kalkmış bulunmasına rağmen” Paşa” lıktan alakadarları uzaklaştıramıyoruz da dinimizin mübeşşir ve neziri, insanların en üstünü peygamberimize bir “Hazret” vasfını ilaveden çekiniyoruz. Başa geçenlerin ölülerine, dirilerine toplantılarda hürmet vakfesini yapmağı unutmuyoruz, peygambere gelince onu sadece “Muhammed” diye yazılmaktan ve söylemekten utanmayanlara da ses çıkaramıyoruz.” Devamla: “Hazreti Ömer, Ömer İbni Abdulaziz, Fatih, Yavuz, Süleyman gibi büyüklerimiz varken, milli tarihimizin her sahifesinin her satırında binlerce mefahir yaşarken, bunları anacak yerde garbin bilmem hangi filozofu, muharriri ve musikişinası ve heykeltıraşı için anma törenleri yapıyor, bizimkilerin türbesini kapalı tutuyoruz. (Yakın zamana kadar birçok Osmanlı sultanlarının türbeleri kapalı idi.) Eğer bu dalaletler; tarihimizin altını üstüne getirmek değilse, altını üstüne getirmek başka nasıl olur?” Yazı epeyce uzun. En son paragrafı ile yazımızı toparlamaya çalışalım: “Kime ve nereye, neden ve ne için rey (oy) verilmesine gelince, bunu okuyucuların iman ve vicdanları kendilerine ilham eder. Selim ve salim akılları da tek rehberleridir. Ne benim ne de başkasının karışmağa ve akıl öğretmeğe hakları yoktur.” (M. RAİF OGAN)

Aziz Türk milleti! Azim Müslüman! Yukarıda birlikte çok eskiden yazılan bir makalenin bazı paragraflarını yazıma alarak sizlerle paylaşmaya çalıştım. O gün de, bugün de milliyetçilerin, muhafazakârların maneviyat ehlinin, dinine bağlı insanların sıkıntıları, kendilerine kurulan tuzaklar hemen, hemen aynı. Nasip olursa 14 Mayısta ülkemiz belki de tarihinin en önemli seçimini geçirecektir. (Rabbim milletimizin yardımcısı olsun.) Oyumuzu kimlere vereceğiz?... Sonradan pişman olmamak için, Hastahanelerden cenazelerimizi çıkartmak için senet imzaladıklarımızı, maaş kuyrukları, ilaç kuyrukları, tüp kuyrukları, (….) yağı kuyrukları, günlerce çocuklarımızın okumaları için dükkan, dükkan dolaşarak kitap aradıklarımızı, hastaneden randevu alabilmek için gecenin ikisinde, üçünde hastane kapılarında sıra alabilmek için beklediklerimizi, maaş kuyruklarında beklerken ölen yakınlarımızı, köy camisine giderken elimizden Kur’an-ı Kerim’in alındığını, (ben bizzat kendim yaşadım), başımızdaki takke, yağlık ve mendillerin alındığını (Karadeniz’de bir zamanlar erkeklerimiz başlarına işlemeli yağlık ve mendiller bağlarlardı.) Ettiklerine benzer bir çok olumsuzlukları yaşamamak için, ayrıca kimler, kimlerle ne için ittifak ettiklerini de göz önünde bulundurarak, vicdanlarımızın seslerine kulak vererek, Cenab-ı Hakk’ın bizlere ihsan ettiği akıl nimetini de devreye sokarak, öfkeyi, kini, hasedi, şahsi düşmanlıkları, menfaat ilişkilerini, değişik hesapları bir kenara bırakarak, çocuklarımızın, memleketimizin geleceğini iyi hesap ederek inşallah reylerimizi kullanalım. Rabbim hepinizin, hepimizin, milletimizin, memleketimizin yardımcısı olsun inşallah. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

NOT: Yazımızı uzatmamak için ülkemiz genelinde yapılan yollar, köprüler, limanlar, şehir hastaneleri, adliye sarayları, harp sanayiindeki gelişmeleri, petrol ve doğal gaz için yapılan çalışmaları, dünya ülkeleri ile sürdürülen temaslar ve daha birçok müspet ve olumlu çalışmalardan bahsetmedim. Takdir sizlerin… Gayret bizden takdir Allah (CC) hasretlerindendir.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

hasan

aralarındaki fark ne

Mumy

O halde Yeşil Sol Partiye
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23