• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Karışmayın bizim dinimize imanımıza…

17 Haziran 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değerli kardeşlerim, bugünkü yazımda sizlerle yıllar önce, yıllardır yaşadığımız sıkıntıyı yazdığı yazısı ile dile getiren Karadeniz Ereğlisi’nden Hüseyin Saruhan Beyin yazısından alıntılar yaparak yazmaya çalışacağım. Adı geçen zat ölmüş ise Rabbim gani geni rahmet eylesin. Hayatta ise hayırlı, sağlıklı ömürler ihsan eylesin. Bilinen bir gerçek var ki, bu ülkede bir zamanlar din; esrar, eroin ve afyon kadar tehlikeli kabul edilmekte idi. Kur’an okumak, Ezan-ı Muhammedi’yi asli dili ile okumak yasaktı. Okuyanlar; mahkemelere çıkartılıp günlerce, aylarca karakollarda işkencelere, hakaretlere tabi tutuluyorlardı. Bunların büyük bir kısmı zaten mahkeme kayıtları ile sabittir. Birlikte okuyalım: “Türk halkının dini inkişafını baskı altında tutuyorlar? Millete din hürriyeti, vicdan hürriyeti, tedris hürriyeti verdik diye niçin bizi aldatıyorlar? Biz bu kadar istihfafa (önemsiz ve kıymetsiz sayılmak) layık bir millet miyiz? Hristiyanlar, Yahudiler istedikleri lisanla ibadet etsinler, istedikleri gibi çocuklarına dini dersi versinler de biz Kur’an dilimizle ibadet ettiğimiz için zindanlara atılalım?... Çocuklarımıza din ve iman öğretmekten mahrum bırakılalım?... Bu revayı hak mı? Milletin mazisiyle hakkını kesmeye ne hakkınız var? Bu topraklar ecdadımızın kanı ile yoğrulmuştur. Onların ruhundan utanalım. Onların ruhlarına biraz saygı gösterelim. Ecdadımız din ile dünya işlerini pek güzel ayarlamışlar, bütün cihana ün salmışlardı. Ne zaman içimize fermasonlar karıştı, o vakitten beri maneviyatımız tahripten azade kalamadı. Gün geçtikçe manevi bünye çöküyor. Bu işin sonu nereye varacak? Bu toprakları kim müdafaa edecek? Milletin yıkılan maneviyatını kim düzeltecek? Maneviyatsız bir millet yaşar mı? Göz göre göre felakete sürükleniyoruz. Çocuklarımız Allah, Peygamber namına, din, iman namına bir şey bilmiyor. Ne kendileri okutturuyor ne bize bırakıyorlar. Müthiş bir inat ve ısrar. Yahu siz ne biçin adamsınız? Sizde hiç insaf, merhamet yok mu? Milletin vicdanını pençelerinize almışsınız, ezdikçe eziyorsunuz. Bırakınız bizi kendi halimize. Memleketimizde yaşayan Hristiyanlar, Yahudiler kadar da hakkımız, hürriyetimiz yok mu? Karışmayın bizim dinimize, imanımıza. “Allahu Ekber” dediğimiz için ne hakla bizi zindanlara atıyorsunuz? Laik misiniz yoksa din hasmı mı? Burası bizim öz vatanımızdır. Öyle iken bu aziz topraklarda ecnebi bir memlekette yaşar gibi ıstırap içinde ruhlarımız kıvranıyor. Çocuklarımız din, iman namına bir şey bilmiyorlar. Camilerimiz imamsız kaldı. Dinimizin şevketi söndü. Din müesseselerimizi örümcekler sardı. Bu kadar hakarete, bu kadar zillete düşecek bir millet miyiz? Yarabbi, ne büyük günahımız varmış ki, bizi bu zelil hale düşürdün. Sürünüyoruz. Ellerinden hürriyetleri alınmış, esarete düşmüş milletler gibi yalvarıyoruz, din hürriyeti, vicdan hürriyeti dileniyoruz. Fakat aldıran yok. Kalplerinden insaf, merhamet hisleri silinmiş, ne yapalım? Kime yalvaralım? Bütün kulaklar sağır. Bütün vicdanlar tıkalı. Kadınlar gibi oturup ağlamaktan başka elden ne gelir.” (Karadeniz Ereğlisi Hüseyin Saruhan) (Sebilurreşad Dergisi Cilt 1, Sayı 18, Sayfa 286).

Değerli kardeşlerim; çok calibi dikkat olan yukarıdaki yazıyı birlikte okuduk. Üzülerek ifade edelim ki, dünyanın her yerinde İslam ve Kur’an düşmanları günümüzde var olduğu gibi ülkemizde de vardır. Ezandan rahatsız olan, çocukların okullarda din dersi almasını bir türlü hazmedemeyen, mini mini küçük çocukların camiye gittiklerini görünce, duyunca adeta sinir küpüne dönen, çok galiz ifadelerle, salyalı ağızları ile İslam ve Kur’an’a hücum edenler ülkemizde de mevcut. Görevi gereği camide sala okuduğu için müezzin döven, taşlayan bedbaht insanlar da bu ülkede vardır. Dini, dini müesseselere, dindarlara, din adamlarına diş bileyen, biz gelirsek onlara şöyle şöyle yapacağız diye beyanatlar veren dinden nasibini alamayan zavallı birçok insan mevcut… Bilindiği gibi küfrün kısımları vardır. Onlardan bir tanesi de “Küfrü inadi” yani inaden, kasten, bilerek küfretmektir. Allah (C.C) hazretlerini ve onun zatı ve sıfatı isimlerini, güç ve kuvvetini inkâr etmektir. Değerli kardeşlerim, bir şey çıkmaz demeyelim. O eski, o zor ve çetin, din ve Kur’an düşmanlarının bir daha ülkemizde hortlamaması için bizlere çok önemli görevler düşüyor. Çok gayret edeceğiz. Aramızda fitnecilere yer vermeyeceğiz. Allah rızası için din kardeşlerimizi o cemaat bu cemaat ayırımı yapmadan seveceğiz. Ve Cenab-ı Hakk’ın ipine hep birlikte sımsıkı yapışacağız. Rabbim hepimizin yardımcısı olsun. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

TEKRAREN DUYURU!

Değerli kardeşlerim, zaman zaman Akit gazetesinde çıkan yazılarımın sonunda bazen de kendi sosyal medya hesabımda açık ve net duyuru mahiyetinde açıklamalarım oldu. Bütün arkadaşların beni takdir emesini beklemiyorum. Bu zaten eşyanın tabiatına zıt olur (Renkler ve zevkler tartışılamayacağı gibi). Bizim yazılarımızı beğenenler de olacak, beğenmeyenler de olacak. Tabii… Daha önce de çok kere ifade ettiğim gibi, yazı yazmak için bir büyüğüme danıştığım, istişare ettiğim zaman o bana aynen şu tavsiyelerde bulunmuştu:

a) “Belgesiz, elinde delil olmadan hiçbir şey yazma.”

b) “İnsanların kişilik haklarına sakın saldırma. İftira atma. Yalan yazma.”

c) “Gâvurcuklara yem olma.” (Kanunları karşına alma.)

d) “İyi araştır. Kaynağın belli olsun. Bu şekilde yazı yazman seni daha da geliştirir.”

Bu nasihate elimden geldiği kadarı ile riayet ediyorum. Bilgisiz, belgesiz, körü körüne itham edici yazı yazmaktan kaçınıyorum. Bazı fanatik arkadaşlar, tarikat ehli olduğu için, kendini la yüsel zannedenler zaman zaman edep, ahlak, ölçülerini aşarak, ellerinde hiçbir delil olmadan işi hakarete varan, aşağılayan, itham eden sözde yorumlar yapıyorlar. Bazı arkadaşlar da konu ile hiç alakası olmayan benim yazımın altına üçüncü şahısları hedef alarak, onlara mesajlar vererek görüşler bildiriyorlar. Bütün görüş bildirecek arkadaşlardan (lehte veya aleyhte) konuya sadık kalarak yazımızla alakalı olan görüşlerini bildirmelerini özellikle istirham ederim. Lehte veya aleyhte görüş bildiren arkadaşlara hiçbir surette karşı atağa geçerek cevap vermem. Öyle bir âdetim yok. Edep ve ahlak sınırları içinde herkes istediği takdir veya tenkidi yapabilir… Son ve önemli bir nokta da şudur: Uzun yıllardır birçok gazetede, dergide (Türkiye ve Avrupa’da) şiir ve düz yazılarım çıkmıştır. Bugüne kadar hiçbir kimseden tek kuruş almamışımdır (Bazıları beni para karşılığı yazdığımı iddia ediyor. Külliyen yalan ve iftiradır). Sadece küçük bir hizmetim olsun diye yazmaya çalışıyorum. Yayınlanan iki kitabımdan birisinin tüm masraflarını genç bir iş adamı hemşerim karşılamıştır. Diğerini de oğullarım karşılamış ve hiçbir kimseden bir kuruş alınmadan, dostlarımıza postalanmış, halen de postalanmaya devam ediyor. Değerli kardeşlerimden bu minval üzere tenkit, temenni ve takdirlerini yapmalarını istirham ederim. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz derim.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

ata

rabbim kalemine kuvvet bedenine sıhhat versin....

tika

Tamam karışmayız
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23