• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Bu insanların haklarını nasıl ödeyeceksiniz?

25 Şubat 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Ülkemizin on vilayetinde korkunç bir deprem felaketi yaşanırken milletimiz kenetlenerek amiri ile memuru ile işçisi ile işvereni ile askeri ile polisi ile hükümet ve bütün devlet kurumlarıyla depremzedelerin yaralarını sarmaya çalışırken, keza yüzün üzerinde dış ülkeler de bu büyük felaket için imkânlarını seferber ederek, Türkiye’ye yardıma koşarken, bizdeki bir kısım kalpleri taş kesilmiş, vicdanları kararmış, merhamet duyguları körelmiş insanların deprem üzerinden, ölülerimiz, yaralılarımız üzerinden siyaset yapmaya kalkmaları iğrençtir. Utanç vericidir. En azından ayıptır ayıp! Hele hele bir kısım haberciler, bir kısım spikerler, bir kısım sözde açık oturum konuşmacılarının biz ne yapabiliriz, elimizi taşın altına nasıl koyabiliriz diyecekleri yerde aslı astarı olmayan haberler yapmaları, açık oturumlarda yeryüzünün en büyük âlimi, bilgini kendini sayarak(!) fitne tohumları ekmeye kalkan, fitne ateşine odun taşıyan milletimizi askerine, polisine, A’dan Z’ye devletine düşman etmeye kalkışan çokbilmiş konuşmacılar sizin yüzünüzün derileri köseleden midir? Sizde utanacak yüz yok mudur? Felaketzedeler her yerde, her bölgede “Allah devletimizden, milletimizden razı olsun” diye bağırıp dua ederlerken siz T.C. devletini ve kahraman ordumuzu neden hedef alıyorsunuz? Size çok çok yazıklar olsun. Bu kadar kıskançlık, kin, haset ve çekememezlik neden? Sizler bu kafa ile hareket ederseniz, bu necip milletten çok defa daha kırmızı kart görmeniz kesindir. Böyle bir günde iktidar, muhalefet, Kürt, Türk, Alevi, Sünni hesabı yapılır mı? Her kim böyle bir ayırım yapıyorsa en yakınımız da olsa ona binlerce lanet olsun… Sizi okutan, size makamlar veren bu milletten biraz olsun utanın… Hayattakilerden utanamıyorsanız yeraltında yatan binlerce kefensiz şehitlerden utanın…

Değerli kardeşlerim, şimdi sizlerle aşağıda kaynağını vereceğim bir mektubu paylaşmak istiyorum (Çanakkale Savaşında şehit olan Kolağası Mehmet Tevfik Beyin şehadetinden önce ailesine yazdığı son mektup. 31 Mayıs 1915 Pazartesi):

ELVEDA…

“Sevgili babacığım, valideciğim. Arıburnu’nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti. Hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hatıra olarak şu yazılarımı yazıyorum. Hamdü senalar olsun Cenab-ı Hakk’a ki beni bu rütbeye kadar isal etti. Yine mukadderat-ı İlahi olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olarak dolayısı ile beni vatan ve millete hizmet etmek için ne surette yetiştirmek mümkün ise öyle yetiştirdiniz. Sebebi feyzü refikim ve hayatım oldunuz. Cenab-ı Hakk’a ve sizlere çok teşekkür ederim. Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı bugün hakketmek zamanıdır. Vazife-i mukaddesi vataniyeyi ifaya cehdediyorum. Rutbe-i şehadete suud edersem Cenab-ı Hakk’ın en sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu her zaman benim için pek yakındır, Sevgili babacığım ve Valideciğim. Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezihciğimi Evvela Cenab-ı Hakk’ın saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız. Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen sayediniz. Servetimizin olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla bir şeyi isteyemem, istesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım melfüf mektubu (sarılmış, dürülmüş) lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü izale edecek vechile veriniz. Ağlayacak üzülecek tabi müteselli ediniz. Mukadderati İlahiye böyle imiş. Matlubat ve duyunatım (borçlarım) hakkında refikam mektubumda lefettiğim (bağladığım) deftere ehemmiyet veriniz. Münevverin hafızasında veyahut kendi defterinde mukayyet duyunat da (kayıtlı borçlar) doğrudur. Münevvere yazdığım mektup daha mufassaldır kendisinden sorunuz. Sevgili baba ve valideciğim, belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni affediniz. Hakkınızı helal edeniz, ruhumu şad ediniz. İşlerimizin tasviyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz. Sevgili hemşirem Lütfiyeciğim, bilirsiniz ki sizi çok severim. Sizin için ve sayımın yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet mukadderat-ı İlahi böyle imiş. Hakkını helal et, ruhumu şad et, yengen Münevver hanımla, oğlum Nezir’e sen de yardım et. Sizi de Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum. Ey akraba ve ehibba cümlenize elveda, cümleniz hakkınızı helal edeniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun. Elveda, elveda cümlenizi Allah’a ısmarladım. Sevgili babacağım ve valideciğim.” (Oğlunuz Mehmet Tevfik) (Tarih ve Düşünce Dergisi s. 38).

Ey zamanımızın mandacıları, ey zamanımızın dış düşmanları ile işbirliği halinde olanlar, ey bebek katillerine terörist diyemeyenler, ey yıllarca sağcıyım deyip üç günlük dünya ve makam için saf değiştirip, terör sevicileri ile gizlice masa kuranlar, ey ülkemizin güneyinde devlet kurmak isteyen teröristlere onlara teröristtir diyemem diye kendi vatanının bölünmesine rıza gösterenler, teröristleri birer kahraman gibi görenler, ey yıllarca bu memlekette bakanlık ve başbakanlık koltuğuna oturduğu halde, çıkar için masalar kuranlar, milli birliğimizi bölmek, parçalamak için gayret gösterenler, elinizi vicdanınıza koyarak yukarıda verdiğim tarihi mektubu okuyunuz. Bu şehitlerin haklarını nasıl ödeyeceğiz ve ödeyeceksiniz?... Kini, nefreti, kıskançlığı, hasedi bir kenara iterek, lütfen Allah rızası için başınızı iki elinizi arasına koyarak salim kafa ile bir düşünün biz ne yapıyoruz, kimlerle biriz, kimlere destek oluyoruz diye...

Tam yazıyı bitirmiştim. Kahramanmaraş’tan birçok yakınını depremde kaybeden bir iş adamı dostum (ismi bende mahfuz) beni aradı. Uzun bir telefon görüşmesi yaptık. Çok şeylere temas etti. Bunlardan en önemlisi bana söylediği aynen şöyle: “Ali Bey, Kahramanmaraş’ta ve ülkemizin birçok yerinde (çeşitli isimler altında hayvansever cemiyetleri vardır) reklam için demeç üstüne demeçler veren bu beyefendiler ve hanımefendilerden bu depremde Kahramanmaraş’ta yardıma koşan üzülerek ifade edeyim ki, ben hiç kimseyi görmedim. Bir de bazı hayır kurumları çadırlar kurdular yemekler dağıtıyorlar. Hükümetimizin bakanları bile günlerce tıraş olmadan hizmete koşarlarken bu kurumların başlarındaki zatı muhteremler günlük sinekkaydı tıraş olup, yemek çadırlarının bir kenarında manken gibi oturuyorlar. Masalardan bir boş tabak almıyorlar veya bir depremzedeye bir şişe su veya ekmek vermiyorlar. Büyük bir amir, idareci sıfatı ile oturup, zavallı insanları koşturmaya çalışıyorlar(!) gerçekten çok garipsedim. Kimileri de sadece gösteriş için deprem bölgesinde hizmet eder gibi gözükmeye çalışıyorlar. Çok yazık…”. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

AÇIK DİLEKÇE

Deprem felaketi ile karşı karşıya kalan illerimizin; Sayın Valilerine, Sayan Kaymakamlara, Sayın Diyanet İşleri Başkanına, Sayın il ve ilçe Müftülerine: Hepimizi derin üzüntüye sevk edip yasa boğan korkunç deprem afeti sonrası göçük altında kalan kardeşlerimizi kurtarırken bizzat kurtulanlar veya kurtaranlar tarafından anlatılan depremzedelerin kurtarma olayları ki birçoğu iman ve maneviyata taalluk eden mucizevi sözler olup çok insanımız üzerinde derin izler bırakmışlardır. Hafızalardan kaybolmadan kurtarılan veya kurtaran ekiplerimizin anlattıkları olağanüstü olayların tüm deprem bölgesinde tespit edilerek bir ekip tarafından yazıya dökülerek kitap haline getirilmesini istirham ederim. Saygılarımla.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Hakkı Yenmiş

Doğrusu söze ne denir.

Allah aşkına

Allah aşkına bir defolun gidin artık boş işlerle uğraşmaktan bıkmadınız gitti
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23