• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Boynu bükük kalan bayrak…

09 Eylül 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değerli kardeşlerim; Akit gazetesindeki yazılarımı, sosyal medyada paylaştığım düz yazı ve şiirlerimi takip edenler bilirler ki, zaman zaman cemaatler ve diğer meslek kuruluşları ila alakalı tamamen iyi niyetle tenkit yazılarım oluyor. Kadere tam olarak inanırım. Kimseye de şahsi düşmanlığım yoktur.

Din, vatan, ezan, Kur’an ve bayrak düşmanları hariç… Bu yazılarımı okuyan muhakeme gücü zayıf bazı arkadaşlarımız bizi yerden yere vuruyorlar. Akla hayale gelmeyecek şekilde, alçakça saldırılarda bulunuyorlar. Varsın yapsınlar. Herkes yaptığının hesabını verecek, ektiği tohumun mahsulünü toplayacaktır. Şimdi anlatacağım kesin doğru ve hakiki olan hikâyemize ne buyuracaklar? Bilemiyorum…

Bu yazı da bir iç acısını ve üzüntüyü ifade etmek üzere yazılan bir yazıdır. Kendilerini savunmak için nasıl kılıflar hazırlayacaklar bilemem? Babadan kalan servetin kıymetini, evlat ter akıtmadığı, zorluk çekmediği için bilmediği gibi, Müslüman milletimizin Almanya’nın Neckarsulm şehrinde bütün zorlukları aşarak Cenab-ı Hakk’ın izni ile meydana getirdikleri, yaptıkları muhteşem Külliyede bugün genç kuşak arkadaşlarımız hizmet etmektedirler.

Zorluk çekmedikleri, emek harcamadıkları, hazıra kondukları için, eserin kıymetini bilemiyorlar. Hele garaj kısmında anlatıldığına göre birçok yer bakımsız, sanki terk edilmiş bir halde… Biz yine de iyi niyetle Rabbim genç kardeşlerimizin hizmetlerini kabul etsin diyelim. Sayılarını artırsın diye dua edelim…

Bir gün bölgemizdeki bir caminin yöneticileri Neckarsulm’daki külliyeyi ziyarete geldiler. Başkan Mehmet Kayalı, ikinci başkan merhum Nurettin Yılmaz, sekreter Bekir Ergin, külliyenin yapımına çok büyük yardım eden Hacı Gani Barutçu, diğer yönetici arkadaşların bir kısmı ve ben vardık. O arkadaşlar: “İzin verirseniz Külliyenin bayrak direklerini bizler yapmak istiyoruz” dediler.

Üç adet bayrak direği dikildi. Parasını onlar ödediler. Allah (C.C) en küçüğünden, en büyüğüne yardım eden herkesten razı olsun. Zamanın bölge idarecisi kıyametler kopardı. Nasıl siz Türk bayrağı için direk dikersiniz diye. Bayrak direkleri dikildikten sonra Neckarsulm belediye başkanı geldi.

Grabbe; “Direkleri dikmekle çok iyi ettiniz. Yalnız bunlar biraz yola yakın oldu. Araba kullananların dikkatini çeker. Bu direkleri birkaç metre daha geriye çekebilir misiniz?” dedi. Biz kendisine; “Siz yeri gösterin biz dikelim” dedik memnun oldu. Ve bayrak direklerini ben orada iken istenilen yere çektik, yönetimdeki arkadaşlarla beraber diktik. Bir süre idarecimizin hışmından korktuğumuz için bayrakları asamadık…

Sonra o başka bir bölgeye idareci olarak tayin edilince bayrakları taktık. Bir tane Alman bayrağı, bir tane Türk Bayrağı bir tane de Avrupa Birliği bayrağı (Bütün bayrakların boyutları aynı ölçüde). Türk bayrağının orada dalgalandığını gören birçok Müslüman Türk gerçekten duygulandılar…

Bir zamanlar Külliyenin girişinde kermes yaparken Türk Mehter Takımı getirmiştik. Mehter marşları çalmaya başlayınca kızlar, erkekler, yaşlılar, gençlerin nasıl coştukları halen gözümün önünde. Kimisi fotoğraf makinesine, kimisi telefonlara sarıldı… Birinci kuşak gurbetçilerden gözyaşlarına boğulanlar oldu (Halen orada bulunan birçok arkadaş buna şahittir). İsmi mahfuz bir hacı halen hayatta, bu yazım eline geçerse o da hatırlar.

Gözleri yaşlı geldi boynuma sarıldı: “Ali hocam, Allah senden razı olsun. Bize çok coşkulu anlar yaşattınız. Göğsümüz kabardı” demişti. Bildiğiniz gibi birkaç ay önce oturumumla alakalı olarak Almanya’ya gitmiştim. 12 bin metrekare açık ve kapalı alanı olan külliyede biz ne suç işlemiş isek(!) yapımında emeğimizin geçtiği ve oğullarımın İstanbul’dan genç iş adamları ile toplayıp gönderdikleri yüklü yardımlar yapmalarına rağmen orada gidip namaz kılmamız için birilerinin keyfini bozduğumuz için yasak koydurdular. Tabii onlarla mahşer günü hesabımız var…

Çok hatıramızın olduğu külliyeyi şöyle dışardan da olsa bir göreyim dedim… Tam önünden geçerken üç bayrak direğinden Türk bayrağının takılı olduğu bayrak direğini eğilmiş olarak gördüm. İçim cız etti. Yanımdaki arkadaşlara sordum: “Bu bayrak direği neden böyle eğik?”. Arkadaşlar bana: “Hocam epey zamandır bu direk böyle eğik… Her halde bir araba çarptı…” Orada iken ziyaretime gelen birçok arkadaşa söyledim, “Yazıktır, günahtır… Söyleyin bayrak direğini düzeltsinler.”

Biz Almanya’dan döndük aradan aylar geçti… Şu an için Almanya’da bulunan torunum Emirhan’a: “Git bir bak, bayrak direği düzeltildi mi?” dedim. O gitti baktı. Bayrak direği aynen eğik duruyor. Fotoğrafını çekip bana gönderdi… Değerli kardeşlerim; lütfen Allah rızası için samimiyetle bir düşünün, hep birlikte düşünelim…

O bayrağın ülkemizde dalgalanması için ülkemizin her karış toprağında bir şehit yatmıyor mu? O bayrak için nice ana ve babaların şehit olan evlatları için ciğerleri yanmadı mı? O bayrak için nice genç fidanlar toprağa düşmedi mi? O bayrak için nice çocuklar yetim kalmadı mı? O bayrak için nice gelinler dul kalmadı mı? O bayrak için askerde nişanlısını bekleyen nice genç kızların nişanlısı şehit olunca ümitleri silinip, sönmedi mi? O bayrak uğruna nice kınalı kuzular can vermedi mi?

O Külliyenin şu an bir yönetimi yok mu? Bildiğim kadarı ile 5-6 kadar hoca efendi, 4-5 kadar hanım hoca var. Hiçbirinin Türklük ve Müslümanlık duyguları kabarmadı mı? Neden aylardır iki bayrak yanında Türk bayrağının boynu bükük? Türk bayrağına karşı bu kayıtsızlık, bu lakaytlık neden? Orada Cuma kılan Müslümanlar! Haydi oradakiler (hocalar, yöneticiler) son seçimde solla bir oldular, bebek katillerini desteklediler, belki bayrak umurlarında değil, sizler de görmediniz mi?

Aylardır Türk bayrağının sahipsiz bir şekilde iki bayrağın yanında boynu bükük olarak asılması sizi hiç mi rahatsız etmedi? Özellikle bizim dönemde ülkücülere yakın yönetici ve cemaat arkadaşlara seslenmek isterim. O mabet bütün Müslümanların malıdır.

Siz de Türk bayrağının o halini görmediniz mi?... İnanın yarın ebedi alemde şehitlere hesabınız ve hepimizin hesabı çok ağır olacaktır. Geliniz milli şairimiz Mehmet Akif şu külliye önünde direği eğik, boynu bükük olan o bayrak için bakın ne diyor: “Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor!”. Arif Nihat Asya ise aynı bayrak için şöyle söylüyor:

“BAYRAK”

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

 

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selâmlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

 

Dalgalandığın yerde ne korku ne keder...

Gölgende bana da bana da yer ver.

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

 

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düştüğümüz gün

Gölgene sığındık.

 

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı

Yüksek yerlerde açan çiçeğim.

Senin altında doğdum.

Senin altında öleceğim.

 

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

Yeryüzünde yer beğen!

Nereye dikilmek istersen,

Söyle, seni oraya dikeyim!”

 

Üstad necip Fazıl ise şöyle diyor:

“BAYRAK VE SULTAN”

Baktım, renk yağarken akşam üzeri,

Her şey ölü yüzde düzgün ve boya.

Nesi varsa yoksa bu harap dünya,

Bir büyük hayalin sade benzeri...

 

Her şey bir gölgecik o görünmezden,

Visal başlayınca ölüyor visal.

Vatan bir hatıra, kadın bir misal;

Sen ulaşmaya bak, sonsuza, tezden!

 

Ev insan, sığdığın çizgiden utan!

Başlangıç noktası, bir de son durak.

Her zerrecik ondan arma ve bayrak;

Bayraklar topluma, bana da sultan...”

 

Acizane bayrakla alakalı olarak yazdığım şiirimin üç kıtası ise şöyle:

“TÜRK ASKERİ BAYRAĞINI İNDİRTMEZ!

Kahraman Türk askeri; komutanı, eriyle,

Ay yıldızlı bayrağı mavi gökten indirtmez.

Vatanın her köşesinde can verir, şehit olur.

Şehidin kanından rengini alan; bayrağını indirtmez.

 

Vatan savunmasında en önlerde koşar,

Kar, yağmur, dağ, bayır demez pusuda yatar.

İmanı gereği göz kırpmadan nöbetler tutar.                                                    

Vatan hainlerine hiçbir zaman fırsat vermez.

 

Potini ayağında, silahı boynunda, kalbinde imanıyla,

Çanakkale, Sakarya, Libya ve İdlip’tedir.

Bir yandan tekbir okur, mehterleri de vurur:

Ay yıldızlı bayrağı gönderinden indirtmez.”

 

Türkiye’den o bölgede oturan gurbetçi vatandaşlarıma sesleniyorum. Ufak bir çekiç mi bulursunuz, yoksa bir aracın arkasına mı takarsınız lütfen gidiniz devletimizin, milletimizin, vatanımızın, istiklalimizin sembolü olan, rengini şehitlerimizin kanından alan Türk bayrağının takılı olduğu direği düzeltiniz… Bayrağımızın boynu daha fazla bükük olarak kalmasın. Ay yıldızlı bayrağımız dalgalansın… Unutmayınız “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

hatice sultan

sahsina cok duskun oldugu icin munafik kelimesine takilmis ve sadece nefsine agir geldigi icin cevap yazmistir...

Mehmet Ayanoğlu

Hocam memleketimizde adam beş yaşındaki çocuğa tecavüz edip öldürüyor Allah cc nün hükmü idam cezası olmadığı için afdan yararlanıp çıkıyor.chp iktidarında idam cezası vardı şimdi niye yok.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23