Zekeriya Öz’e sorular!
Dün basın açıklaması yaptı, 17 Aralık operasyonunun tepe ismi olan Başsavcıvekili Zekeriya Öz..
Dedi ki, “22 kez yurtdışına çıktığım ispatlanırsa, mesleğimden aynı gün istifa edeceğimi ilan ediyorum.”
Kanunlarda, yurtdışına çıkış için 22 sınırlaması mı var?
Bir tanecik de olsa, usulsüz çıkış, sponsorlu tatil ispatlanırsa, istifa etmek gerekmez mi?
Belli ki, Başsavcıvekilimiz, politikacılığa soyunmuş..
Soruşturduğu şahıslardan birisi de kalkıp kendisine dese, “87 milyar dolarlık yolsuzluk iddiası ispatlansın, istifa ederiz.” Ne önemi olabilir, böyle bir savunmanın..
86.5 milyar olsa.. 85 milyar olsa.. Velev ki bin liralık olsa, yolsuzluk sayılmaz mı yani?
Demagoji bunlar.
Çıkarsınız, “22 değil, 12 defa çıktım. Tüm belgeleri şunlar” dersiniz..
İftira ediliyorsa, kamuoyu müfterilerden hesabını sorar..
Başsavcıvekili’nin usulsüzlük savunması da hayli ilginç..
Kendisinin yönettiği soruşturma hakkında onlarca usulsüzlük dile getirildi. Bir tanesine bile cevap vermedi..
“Bakanın telefonunu dinledin mi? Anayasa Mahkemesi’ne, TBMM Başkanlığı’na bilgi verdin mi?” denildi..
Cevap yok..
Şimdi kendisi hakkındaki iddialar için, “Adli ve idari soruşturma bulunmayan dönemde usulsüz ve yetkisiz olarak yurtdışına giriş ve çıkış kayıtlarımın sorgulandığı” şikayetinde bulunuyor..
Yani ne demek şimdi bu?
Soruşturma 7 Ocak’ta açıldı diye..
17 Ekim’de gidilen yurtdışı gezisi incelenemeyecek mi?
Geriye dönük yurtdışına çıkışlarınız.. Harcamalarınız.. Telefon kayıtlarınız incelenemeyecek mi?
Böyle bir şeyi, başsavcıvekili makamındaki bir kişi nasıl söyleyebilir?
“Müfettişler sorgulayabilir, ama yetkisiz kişilerin yapması yanlıştı” diyorsa Başsavcıvekili..
Onun şikayet yeri belli. Yaparsınız şikayetinizi.. Kim yetkisiz sorgulama yapmışsa.. Verir hesabını..
Ama yetkisiz sorgulama yapandan, hesabın soruluyor olması, Başsavcıvekili’nin harcamalarında, yurtdışı çıkışlarında bir yanlışlık varsa, onu ortadan kaldırmaz ki!
Yolsuzluğun üzerine gittiğini söyleyen bir savcı, böylesi usuli itirazlarla, niye kendisini oyalıyor?
Esasa niye gelmiyor?
İlk gün, Dubai tatilinin Ağaoğlu ile hiç ilgisi olmadığını ileri sürmüştü..
Dün ise, Ağaoğlu’nun Dubai temsilcisi olduğu ileri sürülen H. İbrahim Demirhan aracılığı ile tatile gittiğini kabul ediyor.. Ama masrafları kendisinin ödediğini belirtiyor..
En baştan, doğrusu ne ise, onu söylese ya..
Niye gerçekleri, gıdım gıdım açıklıyor?
Bir de “5 yıldır tanıdığım samimi dostum” diyor..
Mesela, nasıl tanıştıklarını.. Bu süre içinde hangi aralıklarla bire bir görüştüklerini.. Telefon görüşmelerinin sıklığını..
Ve diğer ayrıntıları da anlatsa ya..
Şu da ilginç..
Ali Ağaoğlu’nun o kadar ağır isnatlarına rağmen..
Başsavcıvekilimiz, iftira suçundan bir şikayette bulunmadı..
Ne var, iki satır şikayette bulunacak..
“Ali Ağaoğlu, bana iftira etmiştir” diyecek..
Başsavcıvekilimiz, hukuki konularda o kadar yalnızlık hissediyor ki..
Başbakan’ın yanından iki yüksek yargıç geldiğini, kendisinden Başbakan’a yönelik bir mektup yazmasını istediklerini söylüyor.. Özür dilemesi talebinde bulunulduğunu söylüyor.. Hatta “çok zarar göreceği”nin kendisine söylendiğini belirtiyor..
Dahası, ikinci operasyona müdahale etmesi istenmiş. Ve daha neler neler..
Bunlar için de, Başsavcıvekili’nin hemen o gün, şikayette bulunması gerekmez miydi?
“Beni tehdit ediyorlar.. Benden bazı soruşturmalara müdahale etmemi istiyorlar.. Adil yargılamayı etkilememi istiyorlar.. Bu iki kişiden şikayetçiyim” demesi gerekmez miydi, Başsavcıvekili’nin?
Hem şikayet etmiyor.. Hem de bu iki kişiden bahsederken, “Saygı duyduğum iki kişi” diyor..
Bir başsavcıvekili, kendisini tehdit eden, görevi ile ilgili haksız taleplerde bulunan insanlara, nasıl saygı duyar?
Yoksa, Başsavcıvekili’nin tüm iddiaları, hayal mi?
Dubai tatili ile işin rengi değiştiği için. Kirli operasyonun hangi amaca hizmet ettiği daha net ortaya çıktığı için mi, bu yalanlar ortaya atılıyor?
O iki kişi kim ise..
Onlara da çağrım var..
Gerçekten iki kişi gidip, Bursa’da bu Başsavcıvekili ile görüştü ise..
Onlar da “kendilerine iftira edildiği için” şikayetçi olsunlar..
Mahkemede aklansın, doğru olan..
Cezayı yesin, müfteri olan!







