Yasakçı Paksüt, eşcinsellere nasıl sahip çıktı!
Bize sorarsanız, eşcinsellik, bir “tıbbi rahatsızlık”tır..
Eşcinselliğin ne olduğu-ne olmadığı konusunda daha fazlasını yazamayacağım.
Sonuçta bu gazete, evlerde okunuyor..
Aile ortamında okunan bir gazetede, tam da eşcinsellerin amaçladığı türden, uzun uzadıya, o rahatsızlığın ayrıntılarını yazarak, oyuna gelmek istemem.
Bu kadarı ile yetinip, kendi konumu aktarayım.
“Eşcinselliğin, tıbbi rahatsızlık olduğu” bakış açısından hareketle, “sapkın” nitelemesini kullanan habervaktim internet sitesindeki bir haber için, bir eşcinsel derneğinin avukatı, savcılığa şikayette bulunmuş.
Savcılık takipsizlik kararı vermiş.
İtiraz etmişler.
Ağır Ceza Mahkemesi de, hakaret yok demiş, konuyu kapatmış.
Durduk yerde Başbakan’a “katil” diyenler, Başbakan’a “katil” denilmesinin hakaret olmadığını iddia edenler, isyanları oynamışlar..
“Eşcinsele nasıl sapkın denir.. Eşcinsel sapkın değildir” diyerek, Anayasa Mahkemesi’ne müracaat edilmiş.
Ancak müracaatı dernek değil de, derneğin avukatı yapmış..
Dünkü Resmi Gazete’de Anayasa Mahkemesi’nin kararı yayınlandı..
Anayasa Mahkemesi, davayı yanlış açan eşcinsel derneğinin avukatına, hukuk dersi verip, “sapkın” ifadesinin şikayetçi avukata değil, eşcinsel derneğine yapıldığını hatırlatmış.. Dolayısıyla “sapkınların avukatı” ifadesinden dolayı, avukatın hakarete uğramış sayılamayacağını belirtmiş..
Bazı internet siteleri, sanki Anayasa Mahkemesi, “sapkın” ifadesini hakaret olarak kabul ettiği şeklinde yayınlar yaptı ama..
Gerçek öyle değil..
Resmen yalan yazdılar.
Anayasa Mahkemesi, dernek şikayetçi olmadığı için, “sapkın” ifadesinin hakaret olup olmayacağı konusunda bir fikir beyan etmedi...
“Önce dernek dava açsın.. Sonra bakarım, hakaret mi, değil mi?” anlamında bir karar verdi..
Ama eşcinselliği, toplumda yaygınlaştırmak isteyen güruh, hemen propagandaya başladı: “Eşcinsellere sapkın demek hakarettir!”
Mahkeme kararını, bile bile çarpıttılar..
Bu notu düştükten sonra..
Gelelim, esas dikkat çekeceğim konuya.
Dün yayınlanan karara, bir üye muhalif kalmış.
Osman Paksüt..
CHP milletvekili Emin Paksüt’ün oğlu Osman Paksüt.
Bakın, Ekemeleddin İhsanoğlu’nu aday gösterecek kadar dindar kesime şirinleşen CHP zihniyetinin, hâlâ ne kadar yasakçı olduğun görün..
Seçilme ihtimalleri kalmayınca, dindar birisini aday gösterip, en azından seçilme şansını yakalamak istiyorlar ama..
Yasakçı kafayı da, asla bırakmıyorlar..
Bırakmıyorlar ki, şöyle diyor ki CHP milletvekilinin oğlu, kendisi de CHP zihnniyetinden olan Osman Paksüt: “ulusal yayın yapan bir internet gazetesinde ..”
Devamını getireceğim de. Daha ilk cümlesinde, “internet sitesi”ni, Osman Bey yapıvermiş “internet gazetesi..”
Daha “internet sitesi”nin ne olduğunu bilmeyen.. “İnternet gazetesi” diye kimsenin kullanmadığı bir tabiri Resmi Gazete’de yayınlanan bir yüksek mahkeme kararına koyarak, tüy diken Osman Bey’in, devamındaki muhalefet gerekçesini okumaya gerek var mı?
Gerek yok..
Ama küçük küçük notlar verelim..
Yasakçı CHP kafasının... Yasakçıların Anayasa Mahkemesindeki temsilcisinin daha ne gaflar yaptığını görelim:
“Başvurucunun mesleği gereği avukatlığını yaptığı devletçe korunması gereken grubun kimliği üzerinden eleştirilmesi, hukuk davası yoluyla giderim sağlanabilecek basit bir hakaret gibi değerlendirilemez.”
Osman Bey, “Devletçe korunması gereken grup” nitelemesini nerden çıkarıyor? Hangi kanunda, hangi mahkeme kararında, devletin eşcinselleri koruması gerektiği yazılı?
Bu mantıkla gittiğinizde... Yarın, “Uyuşturucu kullanma alışkanlığına kapılan”lar için de, “korunması gereken grup” diyebilir, Osman Bey..
Biraz daha ileri.. Biraz daha ileri gittiğinde de..
Artık toplumda ne kadar yanlış fiil içinde olan grup varsa, suç işleyen varsa, “devletçe korunması gereken grup” olup çıkabilir karşımıza..
Paksüt şöyle devam ediyor, muhalefetine: “Başvurucu, alelade bir suçluyu savunduğu için değil, ..”
Suçlu kavramının da kime söyleneceğini bilmiyor, Paksüt.
Avukat, suçluyu savunmaz.
Birisine “Suçlu” dediğiniz an, zaten mahkumiyeti kesinleşmiş birisini kastediyor olmanız gerekir.
Mahkumiyeti kesinleşmiş ise, avukat neyini savunacak.
“Şüpheli-sanık” demeli idi Paksüt..
Ama dedim ya..
Ne eşcinselliği doğru anlamlandırabiliyor.
Ne “internet sitesi”ni.. Ne de “suçlu” kavramını..
Yasakçılığını şu ifadesi ile tescilliyor Paksüt!..
“Başvurucu böyle bir nitelemeye katlanmak zorunda değildir” diyor.. Bir anlamda, haberi yayınlayan internet sitesine, ceza verilmeli idi demeye getiriyor.
O zaman, eşcinselleri “korunması geren grup” olarak niteleyen Paksüt, gazetecileri niye, “korunması gereken grup” olarak görmüyor..?
“Basın cezayı, bir daha yazamasınlar” niye diyor?
Eşcinselleri koru.. Gazetecileri cezalandır..
Öyle mi Paksüt?







