--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tehlikeli örgüt ama, 3 sene tek eylemi yok!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Eski dönemin Terörle Mücadele Şube Müdürü Fuat Ergüder söylüyor: “Selam örgütü çok tehlikeli örgüt. Devletin kılcal damarlarına kadar girmiş. En tehlikeli örgüt.”

Bu sözleri, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü yapmış..

Sonrasında Hakkari’ye emniyet müdürü olup, orada PKK terör örgütünün eylemlerini yakınen tanımış bir isimden duyunca..

Korkuyoruz..

“Aboo” diyoruz.

“Yargıtay da terör örgütü olduğunu tescillemiştir” diyor.

Aynı mavalı, soruşturmayı 5 ay yürüttüğünü söyleyen savcı Adnan Çimen de tekrarlıyor: “Selam örgütü, Yargıtay tarafından silahlı terör örgütü olarak kabul edilmiştir.”

İşte bu sözü duyunca..

Rahatlıyoruz.

Yargıtay dedikleri, baştan aşağıya 2010 referandumu ile değiştirilen, laikçi-solcu-alevi yapılanmasının hakim olduğu dönemin Yargıtay’ı..

Onlar daha kimlere kimlere, “terörist” demişti, hatırlasanıza..

Başörtülü öğrenciler aleyhine, ne kararlar vermişlerdi, hatırlasanıza..

Şimdi o Yargıtay’ın kararı ile, “Selam örgütü çok tehlikeli” diyorlar..

Hatta PKK’dan bile tehlikeli imiş gibi bir izlenim vermeye çalışıyorlar.

Ve böylece suçüstü oluyorlar..

Yarın-öbürsü gün ortaya dökülecek binlerce telefon dinlemesinin gerekçesini, “Çok tehlikeli bir örgütü dinledik” takdimi ile masumlaştırmaya çalışıyorlar..

•

Selam örgütü suçlamasını yapan savcı anlatıyor.

“2010’da başladık” diyor.

2010’da başlamış. 2013’ün sonuna kadar ortada bir şey yok.

Bir eylem yok.

Nasıl bir örgüt ki bu, “devletin kılcallarına kadar girmiş” ama 3 yılda tek eylemde bulunamamış!

3 yıl boyunca tek eylem yapamayana, örgüt mü denir?

Dandikten örgütler bile, orada burada molotof atıyor..

Selam örgütü ne yapmış?

“Çok tehlikeli çok. Bilmezsiniz siz bunları. Çok tehlikeliler” diyerek, laikçilerin dün oluşturdukları hayali öcüleri, şimdi “paralel”in sözcüleri oluşturuyor..

Maksat; kendilerine zemin hazırlamak..

Madem bu kadar tehlikeli bir örgüt ile karşı karşıyayız..

3 sene boyunca, izlemekten başka ne yaptınız, bu örgüt hakkında.

Söylesenize..

Söyleyin de biz de bilelim.

•

Selam örgütünü soruşturan savcı bey, “Bu dosya kapsamında sanatçı, hakim, savcı, Defne Samyeli’ni bile dinlediğimiz iddia edildi. Bunu ortaya atanlar ispatlamazsa şerefsizdir” diyor..

Aaaa.

Meğerse yalanmış, Defne Samyeli’ni dinlememiş, savcılarımız...

Ne kadar da yanlış biliyormuşuz.

İyi de..

Biz sizin medyanızdaki uzantılarınızdan dinlemedik mi bu iddiaları savcı bey?

Hani 30 Mart seçimlerinin hemen öncesi idi..

Artık kamuoyu önünde ne söyleseniz, karşınızdaki insanın sırtına yapışacak bir dönemdi..

İnternette, sosyal paylaşım sitelerinde, Başbakan’ın muta nikahı yaptığı iddia ediliyordu hani..

Sizin takımdan gazeteciler, tivitler atıyorlardı..

Defne Samyeli de, o kapsamda, güya muta nikahlı bir kişi idi hani..

O tivitler atılırken.

O algı oluşturulurken..

“Başbakan şöyle.. Başbakan böyle. Başbakan muta nikahı ile evlendi” denilirken..

Niye çıkıp da açıklama yapmadınız: “Bizim soruşturma dosyamızda Defne Samyeli ile ilgili bir dinleme, izleme yoktur. Başbakan ile ilgili suçlamaların bizim dosyalarımızla ilgisi yoktur. Yalandır. İftiradır” niye demediniz?

Seçim öncesinin flu ortamından yararlanıp, köşeye çekilip seyrettiniz... Belki  ellerinizi de ovuşturdunuz..

“Oh oh” yaptınız..

Ne zaman ki, kurulan tezgahlara, halk inanmadı..

Şimdi iftira atanlardan hesap sorulmaya başlandı..

“O konuda soruşturma yok. Bu konuda dinleme yok. Biz Başbakan’ı dinlemedik. Biz bakanları dinlemedik. Biz onu yapmadık, biz bunu yapmadık.”

İyi de beyler abiler..

Gözaltına alınan polisler bile..

Hâlâ imalı imalı, “Biz harama el uzatmadık” derlerken, neyin algısını oluşturmaya çalışıyorlar?

Savcıların, “Biz Başbakan’ı dinlemedik” dedikleri ve inkar ettikleri kasetlerin içeriğini ima etmiyorlar mı?

Bir anlaşsanız ya, polislerinizle-savcılarınızla.. Başbakan’ı-bakanları dinlediniz mi, dinlemediniz mi?

•

Tüm bunları yaşarken, gözaltına alınan polislerden birisi “Ramazan boyunca hatim indiriyorum. Gözaltına alındım.. Beş cüzüm kalmıştı.. Kalan beş cüzü de siz tamamlayın” demez mi?

Din istismarının bu kadarına da pes doğrusu?

Hani araştırsak, belki de bu polis çıkacaktır; 80 yaşındaki kendi halinde bir hacı dedeyi, “El Kaide’nin en tehlikeli fikir babası” diye gözaltına alıp, yıllarca cezaevinde çile çektiren..

Ya kendisi çıkacaktır, ya da cemaatten arkadaşı!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle