Taksim’i (haşa) Kabe ile eşdeğer görenlere itirazınız yok mu?
DİSK’i, KESK’i ve diğer solakları..
Bilimsel takılıyorlardı..
Hangi konu olsa, “Biz bilimsel bakış açısı ile hareket ediyoruz” diyorlardı..
Şimdi niye, İşçi Bayramı’nı kutlama konusunda Taksim’e takılıp kaldılar?
Dahası, Taksim’i (haşa) Kabe’ye benzetmeye kalkıştılar?
Açık açık söylüyorlar: “Nasıl ki hacı olmak için, Kabe’ye gidip tavaf yapmak gerekirse. İşçi Bayramı da Taksim’de kutlanır. Başka yerde olmaz.”
Bunu dedikleri an..
Suçüstü oluyorlar..
Dini kavramlara karşı çıkarlarken, “Biz bilimsel düşünceye önem verdiğimiz için, dini kavramlara bağlı kalmamayı düşünüyoruz. Yoksa dini kavramlara bir saygısızlığımız sözkonusu olamaz” diyorlar ama..
İşlerine gelince, dini kavramları taklit ediyorlar..
Hiçbir bilimsel gereği olmayan “Taksim’de kutlama” dayatmasından, vazgeçmiyorlar..
**
Denilebilir ki, “Siz Kabe’de, onlar da Taksim’e ısrarcılar..”
Bizim Kabe’de ısrarcılığımız doğru.
Ama biz, kendimiz belirlemedik Kabe’yi..
Bizim inancımızda, beşerüstü kaynaktan bu emir geldi..
Yaratan böyle emretti.
Onun için biz, Kabe yerine bir başka yeri koyamayız.
Ama “Taksim.. Taksim” diyenler..
Hem beşerüstü kaynaktan gelen emirlere kulaklarını tıkıyorlar..
O emirleri peşinen reddediyorlar..
“Biz bilimsel olmayan hiçbir şeyi, tartışmadığımız hiçbir şeyi kabul etmeyiz” diyor, reddediyorlar.
Hem de, Taksim’de gösteri konusunda, “bilimsel hiçbir zorunluluk olmaması”na rağmen, kendi çizgilerini inkar edip, “Başka yerde olmaz” dayatmasında bulunuyorlar..
“İlla da illa..” diyorlar..
Tartışmıyorlar bile.
Önerilere hiç kulak dahi vermiyorlar..
Alternatifleri konuşmuyorlar bile..
Tek doğru var, “Taksim” diyorlar..
Taksim’i tabu kabul ediyorlar..
Taksim’i kendileri put ilan ettiler..
Şimdi kendi putlarına tapıyorlar..
**
Aslında şöyle deseler: “Bizim inandığımız ilah, böyle emretti.. Bunun için biz mutlaka İşçi Bayramı’nı Taksim’de kutlamalıyız”..
Biz de, “İnançları böyle.. Saygı göstermek gerekir” derdik.
Ama..
Hem Allah’a inanan insanlarla, Allah’ın emirlerine uymak isteyen insanlarla alay edip..
“Aaaa. Her şeyi yaratan bir varlık mı var.. Onun emirlerine mi uyuyorsunuz? Bilimsel olun biraz.. Bilim tartışmayı, emreder.. Bilim deneyi emreder.. Laboratuvardan çıkmayan hiçbir neticeyi, kabul edemeyiz” diyerek, dindarlarla dalga geçenler..
Sonra da komiğin komiği duruma düşüp, “Biz Taksim’den başka hiçbir yeri tartışmayız bile.. Farklı önerileri dinlemeyiz bile” diyorlar..
Bize de, “Taksim’de kutlama yapmanın zorunluluğunu, hangi laboratuvarda yaptığınız deney gösterdi” diye, sormak düşüyor!
***
Hizmet ehli kardeşlerimiz, AK Partili bir milletvekili ile ilgili, “Dinle alay ediyor.. niye tepki vermiyorsunuz” itirazında bulunuyorlardı..
O tekil bir örnekti.
Ama şimdi kendileri, kolkola girdikleri kesimlerin, her gün benzeri “dinle dalga geçen tavırları”nı eleştirmeyi bir kenara bırakın..
Bir de destekliyorlar..
Taksim’i Kabe’ye benzeten saygısızlara destek çıkıp, hükümeti eleştiriyorlar.. Kutlamanın Taksim’de yapılmasını istiyorlar..
Soralım bu kardeşlerimize, “Taksim’i, siz de Kabe gibi mi görüyorsunuz?”
Ve ilave edelim, “Yakında Pensilvanya’yı da, (haşa) Kabe’ye benzetme planınız var mı? Hac için, Kabe şart değil, Pensilvanya’ya gitmek yeterli der misiniz?”
**
Oysa kendilerine önerilen Yenikapı ve Maltepe, Taksim’den çok daha fazla insan topluluğunu alabiliyor..
İşçi kardeşlerimize gösteri için Yenikapı adresini gösteren Tayyip Erdoğan, kendi partisinin mitingini de, aynı mekanda yaptı..
“Kendisi Taksim’de miting yapıyor.. Bize de Yenikapı’yı gösteriyor”, deme imkanı yok..
Öyle ise, körü körüne bu inat niye?
**
Yoksa?
Yenikapı’da kutlama yapılırsa..
AK Parti’nin topladığı “milyonlara ulaşamayız” korkusu mu var, DİSK’te, KESK’te..
Öyle ya..
Aynı alanda miting yapılırsa..
AK Parti’nin mitingi ile kıyaslama imkanı olacak..
Ve hangisinin daha kalabalık olduğu, daha sıhhatli bir şekilde değerlendirilebilinecek..
Ama birisi Yenikapı’da.. Diğeri Taksim’de olursa..
At, atabildiğin kadar palavrayı..
Amaç, bu mu acaba?







