Suç kışkırtıcılarda değil, cezayı vermeyen yargıda!
Eğer Taksim’de gösteri yapma ısrarındaki dayanakları “hak” olsaydı..
“Bu bizim hakkımız” gerekçesi ile “İlla da Taksim.. İla da Taksim” diyor olsaydılar..
Anayasa Mahkemesi’ne gidip, ordan ret cevabı aldıklarına göre..
Hem de, tivitır gibi skandal bir karara imza atan ve bu sebeple “tabu”ları haline gelen Anayasa Mahkemesi, “Taksim’de bayramı kutlamak istiyoruz” talebini geri çevirdikten sonra..
Biraz utanırlar da..
“Taksim zaten küçüktü.. Biz Yenikapı’yı dolduralım.. Böylece, AK Parti’nin Yenikapı mitingi ile kıyaslama yapma imkanı da olsun. Görsünler solcu işçilerin alanları nasıl doldurduğunu!” derler, diye düşünmüştüm..
Boşuna umutlanmışım..
Onlar “hakları” olduğu için değil..
“Kaba kuvvetleri”ne güvendikleri için, Taksim’de ısrar ediyorlarmış..
“Vururuz, kırarız. Camları indiririz.. Bizden korkarlar, Taksim’e girmemize izin verirler” diye düşünüyorlarmış..
“Hak” gerekçesi ile değil..
“Güç” gerekçesi ile Taksim’de ısrar ediyorlarmış..
Onların “kaba kuvvet”lerine karşı...
Polis de “kaba kuvvet”le engel olmaya çalışınca..
Bu sefer de ağlamaya başladılar: “Bu yapılır mı ya.. Milletvekiline de dokunulur mu yaa.. Hastane bahçesine de gaz atılır mı yaa. 15 metreden de gaz sıkılır mı yaa.”
Siz niye hastane bahçesinde gösteri yapıyorsunuz?
Bakın Bağcılar’daki hastanelere. Hiçbirisine polis ne gaz attı. Ne de yanına yaklaştı..
Sorun poliste değil, sizin “Taksim” ısrarınızda..
Taksim ısrarının ardından; hastaneleri, çocukları, milletvekillerini istismar etmenizde..
•
Kadri Gürsel, olaylar yaşanırken, göstericilere akıl veriyor: “Haklılar.. Gösteri, şehir içinde düzenlenir. Yenikapı şehir içi değil ki!”
İstanbul’u bilmeyenler de, Yenikapı’yı şehrin 5-10 km dışında bir yer sanacak..
Yenikapı, şehrin tam da göbeğinde..
AK Parti, kendi mitingini de Yenikapı’da yaparak.. İkiyüzlülük de etmedi..
Kendisi nerede miting yaptı ise..
DİSK ve etrafındaki istismarcılara da aynı alanı gösterdi..
Ama Yenikapı’nın neresi olduğunu bilmeyenler..
Paris’i sokak sokak ezberleyip, İstanbul’da yaşamaktan utananlar..
“Yenikapı şehir içi değil ki” diyerek, gariban işçileri tahrik ediyorlar..
Sırça köşklerinde viskilerini yudumlayarak, “Olmaz ki, Yenikapı’da miting olmaz ki” diyorlar..
•
Saf işçilerimiz.
Herkesi kendileri gibi iyiniyetli zanneden saf öğrencilerimiz.
Her söylenene çabucak kanan gençlerimiz, yine oyuna geldiler..
Oysa Gezi olayları ile paralel zaman diliminde Mısır’da yaşananlar sırasında defalarca anlattık.
Mısır’daki gençler de.. Dün İstanbul-Ankara sokaklarında cam çerçeve indiren gençlerimiz gibi... Yaptıkları gösterilerle, “hak ve özgürlüklere kavuşacakları”nı sandılar..
Tahrir Meydanı’nda günlerce tepkilerini dile getirdiler.
Meşru yönetim devrildi..
Tahrir Meydanı boşaldı..
Ama hak ve özgürlükler yerine.
Şimdi idam cezaları dönemi başladı..
Öyle üç-beş de değil.. 500-600 kişi birden..
Gezi eylemleri de başarıya ulaşsaydı..
Türkiye’de de bugünlerde, “şu kadar kişinin idamı, bu kadar kişinin idamı” kararlarını tartışıyor olacaktık..
Nasıl ki meşru hükümet devrildikten sonra, Tahrir’dekilere “Haydi evinize” denildi.. Ve şimdi yüzlerce idam cezası 9-10 dakikalık yargılama ile verildiğinde, kimse Tahrir’dekilere bir şey sormadı..
Dün Taksim’de gösteri düzenlemek isteyenler de, (Allah korusun) başarılı olurlarsa..
Onlara kimse sormayacak, “İnsanları idam edelim mi?” diye..
•
Aslında eleştiri oklarını, devlete yöneltmek gerekir..
İşçiler kandırılıyor.. Gençler aldatılıyor..
Ama..
Bu işleri organize edenler belli..
Her yıl aynı tahrikleri yapanlar belli..
DİSK, KESK ve benzeri örgütlerin yöneticileri..
Bunları savcı alıp karşısına..
Soracak, “Taksim’e izin verilmeyeceği açıklandı. Buna rağmen işçileri tahrik ettiniz. Şu kadar insan yaralandı.. Bu kadar maddi zarar var.. Her bir yaralı için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası.. Ayrıca toplam şu kadar zararın malvarlığınızdan tahsili için soruşturma başlattık.. Ne diyorsunuz?”
Ardından da..
Bugüne kadar olduğu gibi..
“Gösteri hakkı, anayasal haktır” falan hikayeleri ile değil..
Adam gibi kararlarla..
“Gösteri hakkı anayasal haktır. Ama gösterinin illa Taksim’de olması şeklinde bir anayasal hak yok.. Yenikapı Taksim’den daha büyük.. Taksim’de ısrar, kastın yoğunluğunu ispat eder. Savcı istemiş 1 yıl, ben veriyorum her yaralanan için üç yıl” diyecek bir hakim..
Sonra bakalım, gelecek sene de “Taksim. Taksim.. Taksim” diyecek kışkırtıcılar olur mu?







