Soruşturma; neresinden tutsanız dökülüyor!
Soruyorum, kirli operasyona bel bağlayan arkadaşlara.. Eğer operasyon “yolsuzluğa” ise..
Operasyon “Türkiye Cumhuriyeti”ne değil ise..
Cevap verin bakalım..
17 Aralık gözaltılarında, rüşvet suçlaması vardı.. Savcısı özel yetkisiz savcı idi..
24 Aralık’ta yine rüşvet suçlaması var..
Bu sefer özel yetkili savcı bakıyor..
Bir haftada kanun mu değişti?
Hangisi yanlış, söyler misiniz?
Yoksa, kafanıza göre takılıyor musunuz?
Bir öyle.. Bir böyle..
Her savcı, her suça bakıyor mu, orda!
Sonuçta da, “savcıların işbölümü” ve “kanundan kaynaklanan özel yetkileri” bilenlerin net olarak gördüğü üzere, suçüstü hali mi bu?
•
17 Aralık’ta bakan çocukları gözaltına alındı..
Niye?
Onlar memur mu?
Memur mu ki rüşvet suçlaması yapılıyor?..
Babaları memur.. Dolayısı ile olsa olsa..Babaları açısından, “aracılık ettikleri” gerekçesi ile suçlamaya muhatap olabilirler..
O zaman olaya şöyle bakmalı idi savcı..
Çocuklar garnitür.. Hedef baba!
“Peki ‘baba’yı ben soruşturabilir miyim?”
O savcılara ben söyleyeyim..
Soruşturamazsınız, sayın savcım!
Sayın bakanlar alınganlık göstermesinler..
Farazi olarak söylüyorum..
Gerçekten rüşvet almış olsalar bile..
İstanbul savcısının hazırladığı dosya ile, o bakanlara ceza verilemez..
Çünkü bakanların dokunulmazlığı var..
Yüce Divan’da yargılanmaları için özel statüleri var..
Onun içindir ki, bu dosya nihai noktada gideceği yer, Yüce Divan..
Yüce Divan, böyle bir suçlamada, ne karar verir?
Dosyanın kapağını bile açmadan, “beraat.”
Ve bu karar verilince de.. Biz gerçeği, hiçbir şekilde öğrenemeyiz.
Zaten soruşturmacılar da, bunu istiyor olmalılar.
Gerçeğin öğrenilmemesi.
Çamurun atılması, onlar için yeterli olmalı..
Yoksa, bakanı kendilerinin soruşturamayacağını, bilmiyor olabilirler mi?
•
Birinci karalama operasyonunun içi kof da, ikincinin ki dolu mu?
O; birinciden daha kof.
Niye?
Suçlamalar içinde yine rüşvet var..
Rüşvet suçlaması var da.. Gözaltına alınacaklar içinde, kamu görevlisi olarak kimse yok..
Bu adamlar, kendi kendilerine mi rüşvet vermişler?
Tam komedi..
Dahası var..
7 iş adamı ve 2 şirketin malvarlığına el koyma kararı çıkartılmıştı..
Savcıya ve hakime bir soru: “Rüşveti verenin mi mal varlığına el konulur? Yoksa alanın mı?”
Belki incelememişlerdir.. Ben söyleyeyim: “Alanın!”
Malvarlığına el konulması istenilenlerin listesine tekrar bakıyorum.
Hiçbirisinin kamu görevi yok.
Hepsi iş adamı.
O zaman?
O zaman bu işin rüşvetle bir ilgisi yok..
•
Deniyordu ki, “Soruşturmalar gizlidir. Emniyet müdürüne bilgi verilirse, o da valiye verir. O da bakana verir. Gizlilik kalmaz..”
Bir gramlık doğruluğu yok ama..
Ciddiye alınacak bir tez değil ama..
Hukuktan uzak olanlar da, görsün, bilsin diye yazıyorum..
HSYK’nın son skandal kararına muhalefet eden müsteşar Birol Erdem’in gerekçesinde uzun uzun anlatılmış..
Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanunu’nda, özel düzenleme var..
Savcı, rüşvet ihbarı aldığında, soruşturmaya hemen başlar.. Memurlar için gerekli izin şartını yerine getirmesine gerek yok..
Amaaa.
Soruşturmaya başlarken, bir yandan da, “soruşturduğu memuru atamaya yetkili amiri”ne bilgi vermek zorundadır...
Yönetmelik yazmıyor bunu..
Genelgede düzenlenmiyor..
Kanunda yazılı..
“Vay canına, AK Parti herkesten gizli, bu kanunu da mı çıkarmış” diye çamurluk yapmayın hemen..
Kanunun çıkarılış tarihi: 1990..
23 yıldır yürürlükte bu kanun..
Ama HSYK çıkmış, “Soruşturmalar gizlidir” diyor. Danıştay 10. Dairesi çıkmış, “Soruşturma hakkında yürütmeye bilgi verilemez” diyor..
Biz de gülüp, geçiyoruz.
•
Arama, el koyma kararlarını okuyorum..
Tiyatroya gitmeye gerek kalmıyor..
“Nüfus ticareti” yazmışlar, duruşma zaptına..
O “Nüfus ticareti” değil, hakim bey..
“Nüfuz ticareti!”
“Nüfuz ticareti”ni, “Nüfus ticareti” olarak yazanlar.. Kimbilir daha ne vahim hatalar yapmışlardır..
Sıra sıra dökülecek önümüze..







