Sen bilmiyorsan ben söyleyeyim, Sarıgül’den başla!
Çünkü karşımızda, iki ana başlıkta toplayabileceğimiz yolsuzluk iddiası var..
Birisinde, direkt benim, köylü Ahmet’in, işçi Mehmet’in, vatandaş Rıza’nın cebinden çıkan para var..
Bankekspres’te battığı söylenip..
Sonra devlet bütçesinden oraya aktarılarak kapatılan..
Dolayısı ile milletin cebinden, çekilip alınan..
Bir para..
Bu çerçevede, yüzde yüz haram olan bir para var..
Bir de..
Milletin cebinden çıkmayan. Devlet bütçesinden gizlice yürütülmüş olmayan.. Ama, kamu makamında bulunmaktan kaynaklanarak elde edildiği ileri sürülen haksız bir kazanç iddiası var.
Birincisi, çok daha vahim.. Çok daha şedit şekilde lanetlenen..
Hem İslam hukukunda..
Hem de bugünkü beşeri hukukta çok daha ağır cezaları gerektiren bir eylem..
Dolayısı ile..
Fethullah Gülen’in derdi, gerçekten yolsuzluk ise..
“Neresinden başlayayım bilemiyorum” diyeceğine..
“Bismillahirrahmanirrahim” diyerek, en ağırından başlayıp..
“Bize nispet ediyorlar.. Mustafa Sarıgül ile kesinlikle bir alakamız yoktur. Bu kişiye oy verilmesini arzu ediyor değiliz. Bu kişinin önce, Bankekspres’teki 3.5 milyon dolarlık yolsuzluk parasını nasıl örtbas ettiğini izah etmesi gerekir. Hemen sonrasında, Türkiye’nin geneline dağılmış 32 adet taşınmazı nasıl edindiğini izah etmesi gerekir.. Bundan sonrasında da.. Sıra gelir, bu yolsuzluğa göre, daha alt seviyede bir yolsuzluk olan, hükümet üyelerinin yakınlarının yaptıkları söylenen yolsuzluğa..” diye devam etmesi gerekirdi.
Evet..
Bunu söyleseydi Fethullah Gülen..
“Samimi konuşuyor.. Gerçekten, kalbinde olanı, dili ile tekrarlıyor.. Hesapçılık yapmıyor..”
Diyecektim..
Ama öyle yapmıyor Gülen..
Mustafa Sarıgül olayına hiç girmiyor..
Bu ülkenin 50 milyar dolarını iç eden hortumcu bankacılardan hiç bahsetmiyor..
Kentbank patronu Mustafa Süzer’in kendisine ziyarete geldiğinden hiç bahsetmiyor..
Bu ülkenin çocuklarının, asgari ücretli garibanların cebinden çekilip götürülen paralar sebebi ile yargılanıp, aleyhindeki ceza davası “düşme kararı” ile şimdilik sonuçlanan Mustafa Süzer ile oturup sohbet ediyor..
Dikkat edin..
“Beraat eden” değil..
BDDK’nın şaibeli (hani bahsediyorlardı ya, “BDDK’da adamlarımız var” diye..) şekilde şikayetten vazgeçmesi üzerine, hakkındaki dava düşen..
Hatta mahkeme başkanının, “Mahkumiyet kararı vermemiz gerekirdi” muhalefet oyuna rağmen hakkında düşme kararı verilen..
Ve bu düşme kararı da henüz kesinleşmeyen..
Yani halen zimmetten sanık olan bu adamın yaptırdığı bir okulun, Fatih Koleji olarak açılmasına onay veren Fethullah Gülen..
Okulun açılışında “Fethullah Gülen” denilince, çılgınca alkış yapılmasını gururla seyreden Fethullah Gülen..
Şimdi kalkmış, “Nerden başlayayım bilemiyorum” diyor..
Nerden başlayacaksın..
Önce, asgari ücretli vatandaşın cebinden çıkan paralardan başla..
Sonra gelirsin, milletin cebinden çıkmadığı halde.. Birilerinin cebine, sebepsiz yere girdiği ileri sürülen paralara..
Ama senin derdin, yolsuzluk değil..
Halkın soyulması değil..
Senin derdin başka..
Başka ki..
Yolsuzluğun kralını yapanlara hiç ses çıkartmıyorsun..
Gözlerini yumuyorsun..
Daha alt seviyedeki yolsuzluk iddiaları için.. Hatta iddianamesi hazırlanmamış.. Belgeleri daha açıklanmamış.. Savunması yapılmamış.. Hakim karşısına çıkılmamış şüpheli olaylar için, “Bir yolsuzluk olduğu muhakkak. Bunu herkes kabul ediyor” diyorsun..
Yargıyı resmen etkilemeye çalışıyorsun..
Daha 1 ay önce ortaya atılan, ne idüğü belirsiz olay için “Muhakkak” diyorsun da..
2003’den bu yana devam eden.. İddianamesi yazılmış.. Savunması yapılmış.. Bir hakimin “Mahkum etmemiz lazım” dediği sanığa tek kelime edemiyorsun.. Bir de o sanığı karşına alıp sohbet ediyorsun..
Onun günahına ortak oluyorsun..
Onun yaptırdığı okul ile, yolsuzluğunu görmezden gelmeye kalkıyorsun..
Hatta bazılarının iddialarına göre, o yardımlar karşılığında (ona nispet edilenler tarafından), BDDK’da ve mahkemelerde, davalardan yırtması için girişimlerde bulunuluyor..
Buyrun açıklayın, Gülen ve Gülen’in sempatizanları..
Sarıgül’ün yolsuzluğunu, Süzer’in banka boşaltma operasyonunu niye savunuyorsunuz..
Nasıl savunuyorsunuz?
Allah’tan hiç mi korkmuyorsunuz?







