Sami kardeş, gel bu oyunu boz!
Acılı baba Sami Elvan’a bir çağrı yapmak istiyorum..
Önce “Başın sağolsun” demeliyim.
Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın.
Ama sözde de kalmasın bu çağrımız.
Hepimiz, üzerimize düşeni de yapalım...
Yeni acılar kimse yaşamasın..
Fırsat vermeyelim, bu acıların tekrarına..
Onu için de..
Şöyle düşün Sami kardeş.
Üç tane ağaç için, insanlar etrafı yakıp yıkmaya başlamasaydı (takdir-i ilahiye tabii ki boyun eğiyoruz. Ama tedbir de bizim vazifemiz. Kendimizi ateşe atmamak da bize düşen bir görev. Kaderi sorgulama anlamında söylemiyorum, bunları..), Berkin o şekilde ölür müydü Sami kardeş?
Hangi polis, olay yokken, yoldan geçenlere keyfi olarak biber gazı sıkar ki, kapsülü de Berkin’e gelsin?
Değil mi, Sami kardeş?
Şöyle düşün Sami kardeş.
Seni, şu siyasiye, bu idareciye karşı tahrik edenlere şöyle bir bak..
Kendi kendine kaldığında ne düşünüyorsun, etrafını çevirenlerin etkisi ile neleri savunuyorsun, bir test yap Sami kardeş.
Ben, senin adına bir test yaptım..
Berkin yaralandığında, olayı kınamak için, Taksim’de bir basın açıklaması yapılacaktı.
Yapıldı da. Ardından olaylar çıktı. Yaralananlar, gözaltına alınanlar oldu.
O zaman sen ne demiştin hatırlıyor musun, Sami kardeş: “Gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istiyorum. Bizim yüzümüzden olmuş gibi düşünüyorum. Hem yaralananlardan hem gözaltına alınanlardan Berkin adına özür diliyorum.”
Bu kadar hassastın sen. Berkin adına yapılan gösterilerde, gözaltına alınanlar için, bu kadar üzülmüştün..
Kendini suçluyordun, yaralananlar için..
Ama Sami kardeş.
Sen bu hassasiyeti gösterdikten 8 ay sonra..
Berkin’in cenaze töreni sebebi ile yapılan gösterilerdeki taşkınlıklarda..
Hatta silahlı saldırıda..
Burak Can öldü..
Taşlı saldırılarda, Tunceli’de polisimiz Ahmet şehit oldu..
Ama sen, 2 Ağustos’ta yaptığın açıklamada, “Yaralananlardan özür diliyorum” sözünü kullanamadın.
Taksim’deki yaralananlar için kullandığın cümleye, Ahmet ve Burak Can’ın isimlerini koyarak, aynı ifadeyi kullanamadın..
Şunu söyleyemedin:
“Şehit olan polisimiz Ahmet, silahlı saldırıda can veren Burak Can, bizim yüzümüzden ölmüşler diye düşünüyorum. Ailelerden özür diliyorum” diyemedin..
Çünkü etrafını kuşatanlar buna izin vermediler. Vermezler..
2 Ağustos’ta doğru söylüyordun Sami kardeşim.
Anadolu insanı böyle düşünür.
Ama aynı sözü, Burak vurulduğunda, Ahmet şehit olduğunda, sana söyletmediler..
Başsağlığı için aramanı organize ettiler..
Ama göstericiler de suçlu olarak algılanacağı için “Bizim yüzümüzden olmuş gibi düşünüyorum” cümlesini sana kurdurtmadılar..
“Burak Can’ın babasının yaptığını, biz yapabilseydik.. Biz insanları sokaklara gösteri yapmaya çağırmasaydık.. Hatta daha önceye gidelim.. Üç tane ağaç için, bizler kışkırtılmasaydık.. A. Hakan’larla, Sırrı Süreyya’larla sokaklara davet edilmeseydik.. Berkinimiz ölmeyecekti.. Burak Can’ımız ölmeyecekti. Ahmet’imiz ölmeyecekti. Ayvaylıtaş, Sarısülük, Atakan, Korkmaz ölmeyecekti..” dedirtmediler sana..
Dahası, seni ekrana çıkartarak reyting yapmak isteyenler, masanın üzerine ekmek koyarak halkın sokaklara dökülmesini arzulayanlar, seni iki dakika daha konuşturup, ağzından daha ağır, daha ağır sözler almak isterlerken..
Senin tam da, “Ben şu an niçin buradayım, çocuğumu bugün son yolculuğuna uğurladım ve o orada üşüyor” dediğin dakikalarda..
Ertesi günü verileceği toprakta üşüyecek Burak Can ve polisimiz Ahmet de can veriyordu, Sami kardeş.
Biraz düşün ve kurtul bu sömürgenlerden, Sami kardeş.
Evet onlar, sana Beşiktaş Belediyesi’nden iş bulurlar..
“Sen merak etme, yeter ki, şu iki lafı et.. İşi düşünme” derler..
İki ay önce aldığın maaşın iki mislini sana teklif ederler..
“Sen düşünme, Başbakan’a ‘Katil’ de, gerisini merak etme” derler..
Sana yalan söyletirler..
Tatil günü, sabahın 7’sinde, bir çocuk niye ekmek almaya gitsin ki, Sami kardeş?
Bunu sana söyletiyorlar..
Kimse itiraz etmeyince, sen de sanıyorsun ki, “herkes inandı buna..”
Kimse inanmaz buna, Sami kardeş.
Berkin’i yıllar önce, evinin hemen köşesindeki örgüt zaten ele geçirmişti..
Olaylarda kullandı..
Senin canını elinden aldılar.
Sadece senin değil..
Onlarca insanın canlarını aldılar..
Bakma sen, medyadaki tahrikçilerin kışkırtmalarına.
Onların kimisi, patronunun Hilton arsasına yapacağı rezidanslar için seni kışkırtır..
Kimisi, sosyal demokratlık adı altında, siyasi geleceğini güvence altına almak için seni tahrik eder..
Gerçekleri gör Sami kardeş..
Kirli işleri gör..
Oyuna gelme..
Berkin’in eline, o illegal bayrağı verenler, sonra sapanı verenler..
Onlara güvenme, Sami kardeş.
Berkin bir anlamda masum. Berkin suçsuz. Berkin daha 14 yaşında..
“Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Haydi gel” diyenler ortalıkta dolaşırken, 14 yaşındaki çocuğa kim suç bulabilir ki, Sami kardeş..







