Polis, hakaret içerikli afişle basın açıklaması yaptırır mı?
“Olmasaydı da olurduk” ilanı sebebi ile, gazetemizin dün ziyaretçileri vardı..
Aslını sorarsanız, şamanist mi, MHP’li mi, ulusalcı mı, Ergenekoncu mu, İsrail karşıtı mı, İsrail muhibbi mi, yoksa hepsinin karışımı derin devletin elemanları mı, anlamak mümkün olmadı..
Hele bir tanesinin göğsünde “New York city” yazıyordu ki, güldüm, göğsündeki yazıdan habersiz şaşkın Göktürk’çüye..
Acaba, tişörtünü çıkartmayı mı unutmuştu?..
Sabah giydiği “New York” tişörtü ile ABD yanlısı bir gösteriye katılmıştı da, öğleden sonraki gösteriye gelirken, tişört değiştirmeyi mi unutmuştu?
Aslında kafatasçı şamanistlerin hiçbirisini pek dikkate almaya gerek yok..
Bizim için önemli olan, bunların devlete ne oranda sızdıkları..
Devlet katında, ne oranda itibar gördükleri..
Dün bire bir yaşadık bu itibarı..
Ne fikirde oldukları bile belirsiz üç tane gösterici, bir gazetenin önüne geliyor..
Açtıkları pankartta, gazetenin çalışanlarına çok açık hakaret ifadeleri var..
“Basın açıklaması yapıyorum, bu demokratik bir haktır” diyerek, çaktırmadan insanlara hakaret edilir mi?
Edilmez. Edilemez..
İşkembeden atmıyorum..
“Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun”un, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri” başlıklı 23. maddesini dayanak alıyorum.
Madde şöyle:
“Madde 23 – a) (...) kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak, (...)”
Demek ki, “suç sayılan afiş” diye bir tanım var kanunda..
Bir sonraki maddede de, “suç sayılan afiş” ile ilgili ne yapılacağı yazılı.
Başlık, “Toplantı veya gösteri yürüyüşünün dağıtılması”
Madde metni ise şöyle:
“Madde 24 – Kanuna uygun olarak başlayan bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, daha sonra 23’üncü maddede belirtilen kanuna aykırı durumlardan bir veya birkaçının vuku bulması sebebiyle, kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü haline dönüşürse: ..” diye başlayıp, yapılacakları tek tek sayılıyor..
Biz de, kanundaki bu maddeler gereği, bir uygulama yapılmasını bekledik..
İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden gelip, gazete önünde alınan tedbirleri yöneten zatın, “Beyler, bir gösteri yapacaksanız, hakaret içerikli afişle bu olmaz.. Önce şu afişi indirin.. Sonra basın açıklamasını yapın” demesini bekledik.
İlçenin en üst noktasındaki emniyet müdürünün, “Basın açıklaması bir hak ise, vatandaşa yönelik hakaret içerikli bir saldırıyı önlemek de polisin görevi.. Sizin açıklama hürriyetiniz var ama.. Bunun silahsız, saldırısız, hakaretsiz, suç niteliğinde bir içerik olmaksızın yapmanız gerekir. Kusura bakmayın. Ya afişinizi indirin, ya da bu noktada hepinizi gözaltına alma emrini veriyorum” demesin bekledik..
Hatta, böyle bir teklif dahi yapmadan, olay yeri tutanağı ile, suçu tespit edip, derhal gösteriye son verilmesini ikaz etmesini bekledik..
Hiçbirisi yok..
“Basın açıklaması” demokratik hak tamam ama..
Sanki bu “demokratik hak” kapsamında, herkes edilen küfürlere de katlanmak zorunda!.
Yok böyle bir şey!
Polis görevini yapmıyor mu?
Biz kendimize hakaret ettirecek değiliz..
Biz de hakaretlere sözlü olarak cevap vermeye başlayınca..
Gazete binasına girip, bizi engellemek isteyen polislerimiz oldu..
Hatta bir tanesinden, dizimde botunun tabanının resmi çıkacak şekilde, bir darbe de aldım.
Sonrası daha da vahim..
Göstericilerin işledikleri suç görüntülerini çekmek isteyen dört muhabirimiz, gözaltına alındı..
Göstericilerin gazete çalışanlarına hakaret etmesi, emniyet koruması altında bir hak..
Gazetenin muhabirlerinin, göstericilerin fotoğrafını çekmesi, bir suç gibi algılandı..
İşte buna şaştım ben..
Tekme emrini veren, gözaltı emrini veren polisler kim?
Gazete önüne gelen şamanistler kim?
Aralarında ne gibi bir bağ var?
Aslını sorarsanız, şamanist mi, MHP’li mi, ulusalcı mı, Ergenekoncu mu, İsrail karşıtı mı, İsrail muhibbi mi, yoksa hepsinin karışımı derin devletin elemanları mı, anlamak mümkün olmadı..
Hele bir tanesinin göğsünde “New York city” yazıyordu ki, güldüm, göğsündeki yazıdan habersiz şaşkın Göktürk’çüye..
Acaba, tişörtünü çıkartmayı mı unutmuştu?..
Sabah giydiği “New York” tişörtü ile ABD yanlısı bir gösteriye katılmıştı da, öğleden sonraki gösteriye gelirken, tişört değiştirmeyi mi unutmuştu?
Aslında kafatasçı şamanistlerin hiçbirisini pek dikkate almaya gerek yok..
Bizim için önemli olan, bunların devlete ne oranda sızdıkları..
Devlet katında, ne oranda itibar gördükleri..
Dün bire bir yaşadık bu itibarı..
Ne fikirde oldukları bile belirsiz üç tane gösterici, bir gazetenin önüne geliyor..
Açtıkları pankartta, gazetenin çalışanlarına çok açık hakaret ifadeleri var..
“Basın açıklaması yapıyorum, bu demokratik bir haktır” diyerek, çaktırmadan insanlara hakaret edilir mi?
Edilmez. Edilemez..
İşkembeden atmıyorum..
“Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkındaki Kanun”un, “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri” başlıklı 23. maddesini dayanak alıyorum.
Madde şöyle:
“Madde 23 – a) (...) kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bu nitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak, (...)”
Demek ki, “suç sayılan afiş” diye bir tanım var kanunda..
Bir sonraki maddede de, “suç sayılan afiş” ile ilgili ne yapılacağı yazılı.
Başlık, “Toplantı veya gösteri yürüyüşünün dağıtılması”
Madde metni ise şöyle:
“Madde 24 – Kanuna uygun olarak başlayan bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, daha sonra 23’üncü maddede belirtilen kanuna aykırı durumlardan bir veya birkaçının vuku bulması sebebiyle, kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü haline dönüşürse: ..” diye başlayıp, yapılacakları tek tek sayılıyor..
Biz de, kanundaki bu maddeler gereği, bir uygulama yapılmasını bekledik..
İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü’nden gelip, gazete önünde alınan tedbirleri yöneten zatın, “Beyler, bir gösteri yapacaksanız, hakaret içerikli afişle bu olmaz.. Önce şu afişi indirin.. Sonra basın açıklamasını yapın” demesini bekledik.
İlçenin en üst noktasındaki emniyet müdürünün, “Basın açıklaması bir hak ise, vatandaşa yönelik hakaret içerikli bir saldırıyı önlemek de polisin görevi.. Sizin açıklama hürriyetiniz var ama.. Bunun silahsız, saldırısız, hakaretsiz, suç niteliğinde bir içerik olmaksızın yapmanız gerekir. Kusura bakmayın. Ya afişinizi indirin, ya da bu noktada hepinizi gözaltına alma emrini veriyorum” demesin bekledik..
Hatta, böyle bir teklif dahi yapmadan, olay yeri tutanağı ile, suçu tespit edip, derhal gösteriye son verilmesini ikaz etmesini bekledik..
Hiçbirisi yok..
“Basın açıklaması” demokratik hak tamam ama..
Sanki bu “demokratik hak” kapsamında, herkes edilen küfürlere de katlanmak zorunda!.
Yok böyle bir şey!
Polis görevini yapmıyor mu?
Biz kendimize hakaret ettirecek değiliz..
Biz de hakaretlere sözlü olarak cevap vermeye başlayınca..
Gazete binasına girip, bizi engellemek isteyen polislerimiz oldu..
Hatta bir tanesinden, dizimde botunun tabanının resmi çıkacak şekilde, bir darbe de aldım.
Sonrası daha da vahim..
Göstericilerin işledikleri suç görüntülerini çekmek isteyen dört muhabirimiz, gözaltına alındı..
Göstericilerin gazete çalışanlarına hakaret etmesi, emniyet koruması altında bir hak..
Gazetenin muhabirlerinin, göstericilerin fotoğrafını çekmesi, bir suç gibi algılandı..
İşte buna şaştım ben..
Tekme emrini veren, gözaltı emrini veren polisler kim?
Gazete önüne gelen şamanistler kim?
Aralarında ne gibi bir bağ var?







