Onlara “Çapulcu” demeyiniz Bay Nixon!
“ABD’nin Missouri eyaletinin St. Louis kentinde silahsız siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesi sonrası başlayan ve bir haftadır süren şiddet olayları üzerine, Missouri Valisi Jay Nixon, St.Louis’in banliyösünde olağanüstü durum ve sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Nixon, ‘bir avuç çapulcunun, halkın güvenliğini tehlikeye atmasına izin vermeyeceklerini, adaletin tecelli etmesi için sükunetin sağlanması gerektiğini’ belirterek, Ferguson’da olağanüstü durum ve sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini açıkladı.”
Anadolu Ajansı’nın dün geçtiği haber metni böyle.
Acaba diyorum, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Taksim’deki Geziciler için “Çapulcular” nitelemesi yaptığında, o açıklamayı Fetullah Gülen’in önüne koyanlar, Missouri Valisi Jay Nixon’un son açıklamasından da kendisini haberdar etmişler midir?
Haberdar etmişlerse.. Acaba Gülen, Vali Nixon’a da, Başbakan Erdoğan’ yaptığı hatırlatmayı yapacak mıdır:
“Onlara ‘Çapulcu’ demeyiniz, kimbilir onların içinden, ne Halid bin Velid’ler çıkar!”
Nixon, belki “Halid bin Velid” isminden bir şey anlamaz..
O halde, Gülen “Onlara ‘Çapulcu’ demeyiniz.. Onların içinden kimbilir ne Petrus’lar çıkar!” diyecek midir?
•
Fetullah Gülen, 17 Aralık operasyonu öncesinde ve sırasında, ardı ardına sohbetler yapıyordu..
Veya, aslında o sohbetleri hep yapıyordu da.. İnternete o tarihlerde hemen hepsi koyuluyordu.
Aralık’tan sonra, derin bir sessizliğe büründü. Sohbetler medyaya servis edilmez oldu..
Sadece seçimlere az bir zaman kala, belediye başkanlıkları için, bulunulan yerdeki AK Parti dışında her adayın desteklenebileceğine işarette bulundu.
Cumhurbaşkanı seçimleri öncesinde Ekmel’den yana olan tercihini açıkladı..
Şimdi ise..
Sohbetleri internet sitesinde, ardı ardına, iki günde bir yayınlanıyor.
7 ay boyunca nerede ise susan Gülen, paralelciler cezaevine girince..
İşin ciddiyetini anlamış olmalı ki..
Ardı ardına açıklamalar yapıyor. Durumu değerlendiriyor..
Tabana moral destek sağlamaya çalışıyor.
Uhud savaşı ile, kendilerinin yaptıkları mücadeleyi bir tutmaya kalkışıyor..
Bu kapsamda, cezaevine giren paralelcileri, Hz. Yusuf’un iftira sonucu zindana atılmasına benzetiyor..
Ve tabanı elden kaçırmamak için, Medrese-i Yusufiye’yi övüyor..
Said-i Nursi’ye atıfla.. “O hazret orayı değerlendirmiş. Orada dünya kadar risale yazmış” diyor..
Başkalarının cezaevinde bile risaleler yazdığını ve dolayısı ile cezaevini değerlendirdiğini söylediğine göre..
Kendisi için niye böyle bir cezaevi öngörüsü yok, Gülen’in?
Ne güzel fırsat bu..
Türkiye’ye dönsün. Medrese-i Yusufiye’ye girsin.
Orada risaleler yazsın.
Böylece, telif kazancını yıllık 500 bin TL’den, 1 milyon TL’ye çıkarsın..
Hem dünyevi.. Hem de kendisinin doğru yolda olduğuna inandığına göre, ahiretini kazansın..
Tabii kendi kafasındakileri, en iyi kendisi biliyor..
O söylediklerinde samimi ise..
Yok yine takıyye yapıyorsa.. O ayrı hesap!
•
Binde birini tanımıyordu..
Şimdi hepsini Hz. Yusuf ilan etti.
Akıl kârı bir iş mi bu?
Hani “mazlum, mağdur” falan ilan edersin, kısmen anlarım..
“Haksızlığa uğradıklarını düşünüyor” derim..
Ama maaşının iki katı kira ödeyerek villalarda oturan.. Alavere-dalavere ile 400-500 maaş ikramiye alan.. Devletin tepesindeki yöneticilerin telefonlarını dinleyip, sonrasında da, “Başbakan dinlenmiyordu. Başbakan’ın danışmanı dinleniyordu. Ne yapalım, Başbakan, danışmanının telefonuyla konuşmuş. Dinlemeye takılmış” diyerek dalga geçen paralel polislerin, Hz. Yusuf’un uğradığı iftiraya uğradığını ileri sürmek de ne oluyor?
Hz. Yusuf’a benzetmek de ne oluyor?
Haddini bilmemek değil de, nedir bu?
•
Gülen konuştukça, kurduğu derin örgütün itirafını yapıyor..
Bir insan..
Mahkemelerin tutukladığı polisler için, “Hz. Yusuf” benzetmesinde bulunursa..
O polisleri, “Günah işlemeyen peygamber”e benzetirse..
Bunun adı, “Ben o polisleri tanıyorum. O polislerin yaptıklarını biliyorum. Ben o polislere kefilim” demektir!
Bu da, düne kadar “Binde birini tanımam” dediği polislerle, yakın bir ilişkisi, bir bağı, bir irtibatı, hatta bir örgüt içindeki ilişkisi olduğunu ispatlar!
Bugün babalar, oğullarına kefil olamaz iken..
Ağabeyler, kardeşlere kefil olamazken..
Adana’sından tutun, Van’ına, İstanbul’una kadar, cezaevine giren onlarca polisin hemen hepsine, hiçbir ayrım yapmadan, “Hz. Yusuf” diyen birisi..
Bunları tanıdığını..
Kendi bilgisi altında o kanunsuzlukları yaptıklarını itiraf etmiş olur..
Biz hatırlatalım..
Sonra demesinler, “Biz ne yaptık ki, bu suçlamalara muhatap olduk?”







