--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ölüm listesi Ali’yle, yönetim listesi Alp ve Mario ile dolu!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Soma’da ölenlerin listesine bakıyorum..

Hep Ahmet. Mehmet. Ali.. Hüseyin... Abdullah... İbrahim.. İsmail..

“Türkiye’deki bir olayda, kim olacaktı; Salomon, Mayk, Corç mu?” diyenler az sabretsin..

Soma’da ölenlerin listesinden sonra da..

Ölenlerin çalıştığı şirketin ticaret sicil kayıtlarındaki sahiplerine bakıyorum:

“Can. Alp.. Mario..”

Niye patronlarda “Ahmet, Mehmet” yok da..

Ölenlerde hep “Ahmet, Mehmet” var?

Niye ölenlerde “Alp.. Can.. Mario” yok da.. Patronlarda var!

•

Önceki günkü manşetimize yaptıkları gibi, bu tespitime de hemen suçlamayı yapıştıracaklar: “Irkçılık yapıyorsunuz!”

Doğru, biz ırkçıyız.. Siz ırklar üstü bakıyorsunuz meseleye..

Onun için de, böyle tesadüfler oluyor işte..

301 kişilik listede bir tane Mario yok..

Ama üç kişilik yönetim kurulu listesinin bir ismi Mario..

“Bu listelerde niye böyle gruplanmalar var” diye sorguladığımızda da..

Daha soru sorulmadan boğazımıza tıkamak için itirazları hazır: “Irkçılık yapmayın!”

Doğru, biz ırkçılık yapmayalım..

Irkçılık, size yakışır..

Bu “listeler” de, yaptığınız ırkçılığın eseri zaten.

•

Çok bilmiş sosyologlar başlayacaklar bilimsel açıklamalara.

Peşinen söyleyeyim, o açıklamaları dinlerken, okurken söyleyeceğim şey şu: “He he.. Ya.. Ya!..”

Başka ne diyebilirim ki?

Ülkede azınlık olanlar..

Hep kaymak tabakasının içinde..

Ülkede çoğunluk olanlar..

Hep ezilmişlerin içinde ise..

Sosyoloji bunu nasıl ve ne ile izah edecek ki?

O “izah ettim” dese de..

Vicdanlar bunu nasıl kabul edecek ki?

•

Bu tablo, hangi sözü hatırlatıyor?

Malum zihniyet, hem dövermiş, hem de ağlarmış: “Beni dövüyorlar” diye..

Önümüzdeki listelere eleştiri getireceklerin anında susturulmak istenmesi de, bu zihniyetin bir uygulaması..

•

Bu çelişki, hayatımızın her alanında yaşanmıyor mu?

Sandıkta azınlıkta kaldığımız yıllarda..

“Demokratik bir ülkede yaşıyoruz.. Talepleriniz varsa, seçimle işbaşına geleceksiniz.. Siz yöneteceksiniz..” diyorlardı..

Seçimle işbaşına geldik..

Söylem anında değişti: “Yüzde 99 oy da alsanız, azınlık hakları diye bir şey var. Azınlığın haklarını gözetmek zorundasınız!”

Yanlış anlamayın..

“Biz çoğunluğuz. Seçimi kazandığımıza göre, azınlığı ezmek de artık hakkımız” diyen falan yok..

Ama “Başörtülü okumak istiyoruz” dedik mi..

Hemen itirazları hazır: “Başı açıkların da haklarını korumak zorundasınız.”

Biz size, “Başınızı örtün” demiyoruz ki..

“Bir hakim, başörtü takmak istiyorsa taksın. Bir savcı örtünmek istiyorsa örtünsün” diyoruz..

Dediğimizle kalıyoruz..

Bugün dahi, insanlara özgürlüklerini tanımayan bir avuç “kaymak tabakası”, çoğunluğu hep, “Soma’da ölenler” olarak görüyorlar..

Onlar yönetecek.. Onlar yönetimde olacak..

Çoğunluk ise, yönetilecek. 

Dayak yiyecek..

Ölecek..

Bakış açısı bu!

•

Bu “kaymak tabaka”nın en yüzsüzlerinden birisi olan Ertuğrul Özkök, seçimlerden başarılı çıkamayacaklarını anladığında..

Paralel desteğin de, seçim kazanmalarında kendilerine bir faydası olmadığına kanaat getirdiğinde..

30 Mart seçiminden birkaç gün önce verdiği röportajda bakın ne demişti: “Biz belediye başkanını niye seçiyoruz. Çöplerimizi daha güzel toplasın diye..”

En soldaki parti ile, en sağdaki partinin adamları.. Düne kadar birbirlerini öldürmüş militanlar..

Yan yana gelip, kuzu kuzu aynı adaya oy atıyorlar..

Sırf AK Partili birisi seçimi kazanmasın diye..

Ama yine başaramıyorlar.. Başaramayacaklarını anladıklarında hemen hakareti bastırıyorlar: “Biz belediye başkanını çöpçülük yapması için seçiyoruz!”

•

Elhamdülillah..

Yeni nesil, artık bu kısır döngüyü kıracak..

Listeleri, altüst edecek..

Herkes, hakettiği listede, hakkettiği oranda olacak..

İnşaallah!

Vesselam!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle