O şahitler, korsan sağlıkçılar olmasın!
Özellikle de, “Polis şiddeti sonucunda hamile kadın çocuğunu düşürdü” palavrasını atan Birgün gazetesinin yalanını yüzüne vurunca..
O gazete dün bir açıklama yapmış..
Diyor ki o gazete: “Gazetemize olayla ilgili İçişleri Bakanlığı’nın isteği doğrultusunda soruşturma açıldığı doğrudur.”
Soruşturma açıldığına göre, bizim haberimiz doğru..
Daha neyi yalanlıyorsunuz?
Olsun, devamını da okuyalım, solak gazetedeki açıklamanın..
Devamında da diyorlar ki, “Soruşturma kapsamında, genç kadına ilk müdahale eden ekipteki sağlık görevlilerini bulduk.”
Ne kadar ustaca bir yalan..
Sen sağlık görevlilerini buluyorsun..
Ama İçişleri Bakanlığı bulamıyor mu?
Kimi kandırıyorsunuz siz?
Şöyle olmasın sakın!
“Sağlık görevlileri” dediğiniz kişiler, korsan görevliler olmasın!..
Hani Gezi eylemleri sırasında, beyaz önlük giyen birkaç densizin, bırakın doktor, hastabakıcı bile olmadıkları ortaya çıkmıştı ya..
O sahtekarlardan birisi olmasın, konuştuğunuz “sağlıkçı” kişi!.
Öyle ya..
Resmi sağlık görevlileri, gazetedeki yalan diye tanıttığımız “çocuk düşürme olayı”ndan bilgi sahibi olsalar..
Bir tuşa basılır..
İki saniyede tüm Türkiye’de çocuğunu düşüren vakalar bulunur..
Şüpheli olanlar araştırılır..
Ve o gazetenin uydurduğunu söylediğimiz hayali “polis şiddeti ile çocuk düşürme olayı”nın gerçek olduğu, İçişleri Bakanlığı araştırmasında da ortaya çıkardı..
İçişleri Bakanlığı olayı araştırdığı halde bulamıyor.
Sağlık Bakanlığı kayıtlarında, olay bulunamıyor..
Ama solak gazete, oturduğu yerden, “Sağlık görevlileri, olayı teyit etti” diyor..
Boşverin arkadaşlar..
Attınız bir yalan..
Tutmadı..
Şimdi, “Şahıs izin vermediği için, kimliğini açıklayamıyoruz” yalanına başvurmayın..
Koktu bu ayaklar..
“İnsanlık” falan da demeyin..
Sizin insanlığınız, “Kabataş ile ilgili haberleriniz”de ortaya çıkıyor zaten..
•
Sabahtan akşama kadar aynı çağrı!
“Dayak yediğini söyleyen kadın, iddiasını ispatlayamadı.. Kabataş için Gezicilerden özür dileyin..”
Bu çağrının arkasında ne yatıyor?
“Gezi olaylarında, hiçbir yasadışı olay yaşanmamıştır. Hiç kimsenin kılına zarar gelmemiştir. Hiçbir güvenlik görevlisi yaralanmamıştır. Hiçbir dükkan camı kırılmamıştır. Hiçbir kişinin yolu kesilmemiştir. Hiçbir cadde trafiğe kapatılmamıştır.. Vs. vs.”
Bunu mu iddia ediyor, Kabataş sebebi ile özür bekleyenler?..
Laf salatası ile, konuyu gargaraya getirmesinler..
Laikçiler de..
Onlara destek veren Gülen sempatizanları da..
Şöyle olsaydı..
Kabataş veya somut bir başka olayda, somut olarak bazı kişiler suçlansa.. “Murat, Metin, Deniz isimli kişiler şunu yaptı” denilse idi.
O üç kişi ve o üç kişiyi savunanlar, “Biz böyle bir kanundışı iş yapmadık. Siz de aksini ispatlayamıyorsunuz. O zaman bizden özür dileyin” deseler..
Anlarım..
Ama suçlama somut kişilere yapılmış değil..
Kabataş’ta duraktan geçen, “AK Parti karşıtı” kişilerden bahsediliyor.
Tek somut özellikleri, AK Parti karşıtı oldukları..
Bunun dışında ne isimleri belli. Ne sıfatları..
Kısaca söylersek, şu an için “faili meçhul” bir olay..
Faili meçhul olayın bile, “olmadığını ısrarla iddia etmek”teki menfaat ne olabilir?
Sen suçlanmıyorsun ki, “Böyle bir olay yaşanmamıştır” diye savunma yapıyorsun..
Eğer şunu diyorlarsa..
“Biz Gezi olaylarının başından sonuna kadar katılan herkesin kefiliyiz.. Bu olaylar sırasında sokağa dökülenlerden hiç kimse, hiçbir yanlış hareket yapmamıştır. Eylemlere katılanların hepsinin her yaptığını savunuruz.. Onlara yönelik her eleştiri, her iddia, bize yapılmış sayılır. Çünkü biz onlara kefiliz..”
O zaman “Kabataş için özür dileyin” çağrısını önemserim..
Onlar sokağa dökülenlere kefil olmuyorlar ama.
Kefil olmuşlar gibi bir algı oluşturup, “Özür dileyin” çağrısı yapıyorlar..
Size ne kardeşim?..
Ordan geçen üç tane serseri, böyle ahlaksızca bir eylem yaptı ise, size ne ki, “Böyle bir olay yaşanmamıştır..” diyerek, kim olduğu belirsiz üç tane serseriyi savunuyorsunuz..







