--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

O fezleke, başsavcı ve vekilini ihraç ettirir!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Cumhuriyet gazetesinde “Her yer rüşvet” diye manşet atılıyor..

 Bakan hakkında, müsteşar hakkında suç duyuruları için vakit öldüren İzmir’deki Başsavcıvekilimiz, eli-kolu bağlı seyrediyor.. 

Suç duyurusu yapmıyor.

“Hazırlık soruşturmasının gizliliğini ihlal” ve “adil yargılamayı etkileme” sebebi ile suç duyurusu yapacağına.. Tam aksine, adeta “Emir alınmıştır, hemen yerine getirmek üzere harekete geçiyoruz” diyerek gözaltı aşaması için kolları sıvıyor.  

Uydurmuyorum, tahminle söylemiyorum. Başsavcıvekilinin, Adalet Bakanı hakkında hazırladığı fezlekeden aktarıyorum, bu gerçeği..

Başsavcı vekilinin “Operasyon kararı” başlığı atıp, fezlekeye yazdıkları aynen şöyle: “25 Aralık 2013 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde ‘Her Yer Rüşvet’ manşetiyle verilen ve TCDD’de yolsuzluk yapıldığı konusunda çıkan haberler sonucunda soruşturma dosyamızın da deşifre edilmiş olma ihtimali göz önüne alınarak, derhal operasyona dönüştürülmesine karar verilmiştir.”

Dürüst bir savcı, böyle bir haber üzerine ne yapardı?

“Ben daha operasyon aşamasına geçmeyecektim. Dosyam tamam değildi. Gizli soruşturmayı kim deşifre etti? Hangi savcı? Hangi polis müdürü?” diyerek sorumluları tespit edip, suç duyurusunda bulunurdu...

İzmir Başsavcıvekili ne yapıyor?

Suç duyurusunu es geçip, “Başsavcıyı müsteşar aramış. Bakan aramış. Ben ne kadar önemli bir adamım ya” diyerek fezleke hazırlıyor.

Gazetede, elindeki gizli dosyanın haberini görünce “Derhal operasyon” diyor ama.. “Yedi Kocalı Hürmüz” misali, dosyanın da birden fazla “derin el”le bağlantısı olmalı ki, 25 Aralık’ta “derhal operasyon” kararı verildiği halde, 6 Ocak’ta, yani 12 gün sonra operasyon başlıyor. 

Neden acaba?

Operasyonun 12 gün sonra başlaması da, ayrı bir “kumpasın varlığını teyit eden delil” değil mi sizce?

Gerçekten de.

“Ben delillere göre hareket ederim. Kumpasa girmem” diyecek hakimlerin nöbetinin geçmesi lazım ki..  

Kurdukları tezgahı sürdürebilsinler..

3 senelik geçmişi olan, 12 gün önce kumpas yanlılarının deşifre ettiği dosyada ne gerek varsa, “arama kararı” verecek, sonrasında sorgu yapıp herkesi tutuklayacak bir hakimin nöbette olması lazım ki, delil diye kamuoyuna sunulan fasaryadan delil müsveddelerinin fos olduğu, ilk günden ortaya çıkmasın...

Başsavcıvekili, Bakan’ı suçlayan fezlekeyi hazırlıyor ama.. Orada yazdıkları, aslında yarın kendi mahkumiyetinin suç delilleri olacak.

•••

Hatırlarsanız, İzmir dosyasında bacanak olarak tanıtılan kişi, operasyon günü bulunamamış, şüpheliler adliyeye sevk edildikleri gün, polise teslim olmuştu. Saat farkı ile, sorgusu bir sonraki hakime düşmüş ve serbest kaldığında, karanlık operasyonu destekleyen ekibin medyası, serbest kalmak için dosyanın kasten bir sonraki hakimin nöbetine kadar geciktirildiğini iddia etmişlerdi. 

Yani demek istiyorlar ki, “Biz, tutuklama kararı verecek hakimin nöbetini 12 gün beklemiştik.. Sonraki hakime nöbet geçince, bizim tüm planlarımız suya düştü.. Olmaz ki ama!..”

Böylece suçüstü oluyorlar.

•••

Her şeye rağmen, ben yine suçu, kimse kusura bakmasın, AK Partili Bakanda, onun göreve getirdiği bürokratlarda buluyorum.

Niye mi?

O tutanağın tutulduğunun açıklandığı gün, iftira suçu ile hemen o Başsavcıyı da, Başsavcıvekilini de derdest ettireceklerdi.

Ağır cezalık suçüstü halinde, öyle HSYK iznine falan da gerek yok..

Yaparsın şikayetini, suçun işlendiği yerdeki bir başka savcı anında derdest eder, kumpas kuranları..

Şikayetinde anlatırsın olayı; “Başsavcıya, ‘Soruşturmayı kendin yap’ demek, nasıl yargılamayı etkilemek olabilir ki? Adama, ‘Takipsizlik ver’ diyen yok. ‘Soruşturmayı kendin yap’ diyoruz. ‘Önyargılı adama, İstanbul’dan kısa süre önce İzmir’e sürülen adama bu işi bırakma’ diyoruz. Bu istek suç değil, tam aksine suç işlemek üzere hazırlık yapanları etkisizleştirme, suçu önlemektir! Bu haklı uyarı için, ‘Yargıyı etkilemek istediler’ isnadında bulunmak, iftiradır. Fezleke de, iftiranın kanıtıdır.” 

Ondan sonra, görelim o başsavcıyı..

Görelim o başsavcı vekilini!

Ya çıkıp hukuk cahili olduklarını itiraf ederler.. 

Ya da,  “müfteri” olduklarını kabul ederler!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle