--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Minareye F-4 teması(!)” ve “haydi dehle dehle”

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Adı: Kürşat..

Soyadı: Atılgan..

Hava Tuğgeneral rütbesi ile TSK’dan emekli..

MHP eski milletvekili..

Vakit gazetesindeki bir haber üzerine, Kürşat Bey bir dava açıyor..

Dava dilekçesinden bire bir aktarıyorum: “Müvekkilin Eskişehir 1. Ana Jet Üs Komutanı olarak görev yaptığı 27.10.2004 tarihinde Ankara’da yapılacak Cumhuriyet Bayramı provaları için Eskişehir 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkan üç F-4 uçağının Ankara Subayevleri semtinde bulunan Aksa Camiinin minaresinin alemine temas(!) etmesiyle o günlerde basına da bu şekilde yansıyan bir olay meydana gelmiştir.”

Bir parantez açıp, bilgi vereyim.

Aksa Camii, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın evinin yakınındaki camidir. 

Dava dilekçesinden aktarıma devam edelim: 

“Eskişehir 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan kalkan üç F-4 uçağının bir tanesinde müvekkil de pilot olarak bulunmaktadır. Ancak bahse konu caminin minaresine istem dışı temas eden müvekkilin kullandığı uçak değil, kolundaki diğer F-4 uçağıdır. Müvekkilin bu olayda hiçbir dahli ve tasarrufunun olması teknik olarak mümkün değildir.”

Buraya da bir parantez açıp, MHP milletvekilinin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın evine yakın caminin minaresine istem dışı temas eden F-4’teki ve üçüncü F-4’teki pilotların kim olduğunu da, haklarında ne gibi işlemler yapıldığını da vermek isterdim ama..

Şu an, bu bilgiye sahip değiliz..

Kürşat Bey’in dava dilekçesinden, aktarıma devam edelim: “Kaldı ki; olaydan hemen sonra Hava Kuvvetleri Komutanlığı Genel Sekreterliği konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, tören provaları esnasında pasaj geçişi yapan F-4 uçaklarından birinin Subayevleri Aksa Camii minaresine istem dışı temas ettiği belirtilmiştir.”

52 yaşına girdim.. Meskun bir mahaldeki caminin minaresine, istem dışı veya istem içi temas edildiğini hiç duymadım..  Hele hele Başbakan’ın evinin yakınındaki cami söz konusu ise.. Bu hiç mümkün olmasa gerek..

Hele hele, Başbakan’ın evine yakın bir apartmanda, suikast amaçlı olarak Özel Kuvvetler’deki bazı subayların ev tuttuğu.. Evlerinden suikast ile ilgili krokiler çıktığı.. Sonunda yargılamalar yapıldığı.. Ama bir şekilde küçük cezalarla olayın örtbas edildiğini hatırlarsak..

Minare ile F-4 temasını(!), “Olur böyle vakalar” diye karşılamamızın mümkün olmayacağını, daha net olarak idrak ederiz.

Devam edelim, dava dilekçesinden aktarıma: “Hal böyle iken; davalı şirkete ait Anadolu’da Vakit isimli günlük mevkutenin 07.09.2010 tarihli nüshasının 1 ve 13’üncü sayfasında müvekkille ilgili bir haber yapılmış ve bu haberde ısrarla müvekkil, İstanbul mahkemelerinde görülen ve kamuoyunda Balyoz Darbe Planı olarak bilinen oluşumun içinde hatta bir parçası olarak ve eylemi işleyen kişi olarak takdim edilmiştir..”

Buraya da bir not düşelim..

Kürşat Bey, Başbakan’ın evine yakın camideki minareye uçak ile temastan(!) ziyade, Balyoz davası ile irtibatlandırılmasından rahatsız görünüyor.. 

Oysa “minareye uçak ile temas” ve böylece Başbakan’ı tehdit, “Gerekirse uçakla bile seni bombalarız ve camiye kazaen çarptık deriz” şeklindeki o tarihlerde tartışılan bir iddia..

Balyoz davasında tepedeki üç-beş komutanın dışındakilere yapılanlardan çok, daha somut ve çok daha net bir iddia..

Fakat gariptir.. Kimin hangi suçlamadan çekineceği, hiç belli olmuyor..

Ve geliyoruz, buraya kadarki hikâyelerin hepsinden önemlisine..

Kürşat Bey’in ismi önemli değil. Atılgan’a isnat edilen iddia önemli değil..

F-4’ün minareye kaza süsü ile çarpması, o minarenin, Başbakan’ın Cuma namazlarına gittiği cami olması önemli değil..

Oyuna giren kol sallar. Başbakan da, tüm bu iddiaların gerçeğine de, farazisine de hazırdır..

Peki önemli olan ne?

Geçtiğimiz gün yazdım ya.. TÜBİTAK’ta hukuk işlerinden sorumlu olan.. Kamu bankası Halkbank’ın avukatlığını yapan..

TSK’da Gülen grubunun ilk defa suçüstü olduğu belirtilen Kayseri’deki “askeri bilgisayar sistemine sahte evrak kaydetme” olayının faili olarak sorgulanan ve cemaatçi olduğu söylenilen üç astsubayın avukatı..

Muhabirimiz Mehmet Özmen’e, “Haydi dehle dehle” diyen Av. Mustafa Dokumacı..

Buyurun buradan yakın..

Cemaat bu işlerde, nerede duruyor?

“12 Eylül’de beni tutuklamadılar” diyor ya, Gülen. 28 Şubat’ta, komutanlara şirinlik yapıp, askerin devirmek istediği hükümete, “Gitsinler” diyor ya Gülen..

Meğerse.. 

AK Parti ile de ittifakı hiç olmamış gibi.. 

Savcılık operasyonlarını baz alırsak, 2013 Aralık’ına kadar. Dershaneye götürürsek, 2013 Kasım’a kadar.. Hakan Fidan’ın gözaltına alınmasına götürürsek, 2012 Şubat’ına kadar, Tayyip Erdoğan ile  cemaat birlikte idiler zannediyoruz ama... 

Acaba yanılıyor muyuz!..

Gülen grubu, Tayyip Erdoğan ile birlikte göründüğünde bile.. Kuyusunu mu kazıyordu acaba?

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle