--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Manifestocuya kolaycacık sorular!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Hakim bey, manifesto gibi konuşma yapmış.

Şapkamızı çıkartıp, dinledik.

Şimdi de o bizi dinlesin..

Sorularımızı not alsın..

Varsa cevabını versin..

İlk sorum: “Yargıtay bile, verdiği tüm kararları yayınlamak üzere harekete geçti.. Şimdilik, icra ve iflas davaları ile ilgili tüm kararlarını yayınlamak üzere yönetmeliği çıkarttı.. Siz de, tüm kararlarınızı yayınlamayı düşünüyor musunuz?”

Niye istiyorum bunu?

Manifestocu başkanın da dillendirdiği bağımsızlık ve tarafsızlık, o kararların tümünün yayınlanmasınadn geçer de onun için.

“İstediğimi yayınlarım. İstemediğimi yayınlamam” derseniz.

Bir davada “deve” dediğinize.. Diğer davada “koyun” dersiniz.

Kimsenin ruhu duymaz..

Kimse hesabın ne olduğunu bilmediği için, hesap da vermezsiniz.. 

Hesap vermeyenin manifestosuna, manifesto değil, “laklak” denir..

Manifesto vermek isteyenler, önce “hesap verme”yi bilsinler..

Kararlarının tamamını, internet sitelerinden yayınlasınlar!

•

Tabii ki, bütün kararlar yayınlanmamış olsa da. Bizim bazı tesbitlerimiz var..

Mesela, tivitır kararında bakın ne oldu?

Mahkemenin ilgili dairesi toplanıyor..

Tivitır davasını inceliyor. Birleştirme kararı veriyor.. Falan filan..

Ama bu görüşmenin tarihi, resmi evraka göre 2 Nisan..

Manifestocu başkana göre, 26 Mart..

Manifesto yayınlamadan önce, şu karar tarihini halletse, çok daha iyi olurdu..

Kendisine güvenimiz olurdu..

•

Tivitır kararında, üç başvurucu var. İkisi akademisyen. Akademisyenlerin birisi İstanbul’dan. Diğeri Ankara’dan..

Müracaatlarını yaptıktan sonra 28 Mart’ta ikinci bir dilekçe daha veriyorlar, “acilen tedbir kararı” istiyorlar..

Soru şu: Müracaatçıların bu dilekçeyi vermeleri için, Anayasa Mahkemesi’nden hangi yetkili istekte bulundu?

İsterse manifestocu başkan cevaplasın..

İsterse, müracaat sahipleri açıklasın..

İki taraf da “suçüstü oluruz” diyerek açıklamadan kaçınırlarsa, o kararda şamar oğlanına çevrilmek istenen TİB, ilgili kişilerin telefon trafiğinden, bir neticeye varabilir.. 

Biz de bu vesile ile, aydınlanmış oluruz!..

•

Gerek Anayasa Mahkemesi’ne ve gerekse diğer tüm resmi kurumlara yapılan müracaatlarda..

Tüzel kişilik adına bir müracaat varsa..

Bir mensubiyete bağlı talep varsa..

Önce, “tüzel kişiliğin yetkilisi olduğunuzu, mensubiyet iddianızın doğru olduğunu belgeleyen evrak” istenir.

Anayasa Mahkemesi, birçok davada,  “imza eksikliği/belge eksikliği” sebebiyle, talepleri geri çevirmişti. Eksiklik giderilince müracaatlar incelenmişti..

Burdan nereye geleceğim?

Kişi, talep ettiği hak ile irtibatını belgelemeli..

“Ben, X A.Ş.’nin yetkilisiyim” demekle olmaz..

Ticaret odasından, şirket adına yetkili olduğunuza dair belge istenir..

Yoksa, davanız reddedilir..

Aynı şekilde, “Ben tivitır kullanıcısıyım” denildiğinde de..

Belge istenir..

Manifestocu da, bu işi iyi bilir..

Belge sunulmazsa, “Eksik evrakın tamamlanmasına” denir..

Tivitır dosyasında, müracaatçılar, tivitır hesapları olduğunu neyle ispatladılar? 

Bir belge sundular mı?

Hayır.

Nasıl sunsunlar..

Tivitır’ın kendisi tümü ile illegal..

Legal belge nerden çıkacak?

Hatırlayın, Haşim Kılıç adına açılan sahte hesaplar yüzünden, manifestocu, mahkemenin sitesinden ilan etti “Benimle ilgisi yok” diye..

Yani, siz tivitır’da, “Haşim Kılıç” diye hesap açabiliyorsunuz.. Kimse size, “Sen bu kişi misin” demiyor..

Dolayısı ile, sahte hesap, gırla.. 

Sonuç?

Müracaatçıların tivitır’da hesapları olup olmadığı, acaba nasıl anlaşıldı? 

Bize izah etsinler.. 

Sonrasında da, hak sahibi olmayı belgeleme usulündeki “yüzyılın içtihadı”nı, herkes tepe tepe kullansın!

**

Davacıların tivitır ile ilgili ek dilekçelerini okudum..

“Seçimden önceki en azından son üç gün sitenin erişime açılması büyük önem arzetmektedir” deniliyor.. 

Seçimden sonrasına kalırsa, kararın bir işe yaramayacağı hatırlatılıyor..

Demek ki amaç, düşünce özgürlüğü değil.

Amaç, seçim öncesinde atılacak iftiraları, iz bırakmadan yaygınlaştırmak. 

Bilmiyorum, manifestocu başkan ne der bu işe?

“Onur”u mu önceler..  “Gavur şirketinin ticaret hürriyeti”ni mi? 

 

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle