Korkmaz Yiğit, Erkaya belgesini de TMSF’ye vermeli!
İkisi arasında dağlar kadar fark var.
Birisinde, tüm yetki, soruşturmayı yürütenlerin elinde. İsterlerse 3 sene önce, 2 ayda bitirirlerdi soruşturmayı. İsterlerse bir sene sonra. İsterlerse 2 sene sonra..
Belgelerin tamamı da, kendi ellerinde..
Tabii, ne kadar uzatırlarsa, o kadar “işin içinde iş var” şüphelerini de üzerlerine çekerler..
Hatta, “3 senedir takip ettiğiniz, dinlediğiniz, izlediğiniz adamda bula bula bunu mu buldunuz” sorusuna da muhatap olmanız cabası..
Peki, Sarıgül olayındaki fark ne?
Deliller, iki ay öncesinde TMSF’nin elinde değildi. Daha yeni Korkmaz Yiğit, o belgeleri TMSF’ye verdi..
Yani bekleyen TMSF değil..
Bekleyen, Korkmaz Yiğit..
Korkmaz Yiğit’in 16 yıl belgeyi saklamasının, TMSF’ye bilgileri vermeyi geciktirmesinin sorumlusu, TMSF olabilir mi?
Dolayısı ile, AK Partililere yapılan seçim öncesindeki kumpas ile, Sarıgül’ün malvarlığına seçim yaklaşırken el koyulmasının arasında uzaktan yakından hiçbir benzerlik yok..
Bunu belirttikten sonra, bu vesile ile, ben bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Hem Korkmaz Yiğit’e..
Hem de TMSF’ye..
Hem de devletin diğer tüm yetkililerine..
Nedir o cağrım?
“Hakkımızı helal etmiyoruz” başlıklı haberimiz için, 28 Şubat’ın mimarlarından Güven Erkaya’nın mirasçıları tarafından açılan davayı biliyorsunuz..
Yazarımız Abdurrahman Dilipak’ın evi de, o dosya kapsamında icra vasıtası ile satılmıştı.
O dosya yürürken, Erkaya ailesinin malvarlığı, tazminat dosyasına geldiğinde, hayret etmiştik.
Sonrasında da araştırınca..
Hayretimiz daha da artmıştı..
Hayretimizin sebebi, maaşı standart olan bir oramiralin ailesinin, İstanbul’un en lüks semtlerinden Ulus ve civarında 9 taşınmazı olduğu gerçeği idi..
Hani aileden kalan bir miras falan olur.. Anlarım.
Ama aileye kalan bir miras olmadığı gibi..
Şüphelerimizi daha da artıran, başka delillere de ulaşmıştık.
Mesela..
Yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan emekli olan ve malvarlığını izah edemediği için hapis yatan, iki dairesine el konulan İlhami Erdil’in milyon dolarlık lüks dairesi ile aynı apartmanda, Güven Erkaya’nın da dairesi vardı..
Hayli garip bir durum..
Yine gariptir..
O apartmanın müteahhidi de, TSK’nın birçok ihalesine giren Alarko!
Siz olsanız, şaşmaz mıydınız, bu işe..
Devam ediyorum, hayret ettiğim olayın ayrıntılarına..
Erkaya, hayatta iken, batık bankacı Korkmaz Yiğit için, referans olmuştu..
Türk Ticaret Bankası’nı satın alma aşamasında, dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’la konuşup, bankayı satın almasına destek vermişti...
Sonra anlaşılmıştı ki, bankayı alan Korkmaz Yiğit ama, arka planda esas işleri götüren ise MİT ile bağlantılı silahlı çete lideri Alaattin Çakıcı..
Aynı günlerde Korkmaz Yiğit Milliyet’i, Yeni Yüzyıl’ı da satın almış ve medyada da büyük bir rüzgar estiriyordu..
Veee. Tesadüfe bakın ki.. Güven Erkaya, Yiğit’e kefil olduğu o günlerde, kendisinden iki daire satın almıştı.
İşte burda, TMSF’ye, Korkmaz Yiğit’e yaptığım çağrının esaslı noktasına geldik.
Acaba o iki daire, bedeli ödenerek mi alınmıştı?
Yoksa Korkmaz Yiğit, sahibi olduğu daireleri dostlarının üzerine yaparak, bankasına el konulduğunda, devletten kaçırmak mı istemişti? Malvarlığının TMSF’ye geçmesinden çekindiği için, böyle bir hileye mi müracaat etmişti?
Korkmaz Yiğit açıklasın..
O açıklamıyorsa, TMSF bu konuyu araştırsın.. Tüm belgeleri toplayıp, takibe alsın.
O dairelerin satış tarihinde, acaba, Korkmaz Yiğit ve şirketlerinin kasasına dairenin bedeli kadar bir para girişi gerçekten var mı?
Erkaya’nın herhangi bir hesabından çıkan para var mı?
Bunlar karşılıklı olarak birbirini doğruluyor mu? Bunlar test edilirse, gerçek ortaya çıkacaktır.
Bugüne kadar, bu konu hep es geçildi. Üzerine gidilmedi.
Şimdi nasıl ki; Sarıgül’ün Bankekspress’e olan borcunun, hileli şekilde, yine aynı bankadan alınan bir başka kredi ile ödendiği ortaya çıktı ise..
Aynı hilenin benzeri, Korkmaz Yiğit tarafından, Erkaya’ya satılan dairelerde de tekrarlanmış olabilir...
Görev TMSF’de..
Korkmaz Yiğit’te..
Ve Maliye Bakanlığı ile, diğer bakanlıklarda..
İlhami Erdil’in iki dairesine el konulurken.. Erkaya’nın 9 dairesine niye dokunulmuyor ki?







