--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Konsolosluk binası boşaltılsaydı bu sefer de ..!

Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu

Öyle kirli bir propagandaya soyunmuşlar ki..

Hükümet ne yaparsa yapsın.. Mutlaka kendilerince bir nokta bulup, oradan eleştiri getiriyor, saldırıyorlar..

Son olay: Musul Konsolosluğu çalışanları rehin alınmış.

Sorumlusu yine ilan edildi..

Kimmiş sorumlu?

Başbakan Tayyip Erdoğan..

Niye sorumlu Erdoğan’mış?

Çünkü, rehin alma olayından önce haber yollanmış: “IŞİD’in, Musul’u işgal edeceği bilgileri var..”

Dışişleri Bakanlığı cevap vermiş: “Değerlendirip size döneceğiz!..”

Bir süre sonra, tekrar haber yollanmış; “Ahali şehri terkediyor” denilmiş..

Cevap yine “Bekleyin” olmuş.

Bir müddet sonra, bu sefer de “Vali bile şehri terketti” denilmiş..

Cevap şu olmuş: “Konsolosluk asla boşaltılmayacak!..”

Ve IŞİD gelip, konsolosluk binasında Türk çalışanları rehin almış.

Dolayısı ile.. 

Rehin alınma olayından, Başbakan Tayyip Erdoğan sorumlu imiş.

Küçük bir not vereyim..

Sonra esas itirazımı yapacağım.

“Konsolosluğu boşaltın” talimatı gitse idi.

Konsolosluk binasından çıktıktan sonra, şu caddeden, bu sokaktan konsolosluk çalışanları güvenli bir yere gitmek üzere seyir halinde iken..

IŞİD mensupları (Allah korusun) konsolosluk çalışanlarımızı öldürseydi..

Sonra da, “Aaaa. Bunlar sizin konsolosluk çalışanlarınız mıydı? Ne bilelim biz? Konsolosluk çalışanlarının, sokaklarda ne işleri var? Her devletin konsolosluk binası dokunulmazıdır. Dünya tarihinde kaç tane konsolosluğa baskın var? Niye çıkmışlar ki konsolosluk binasından? Biz ne bilelim? Biz onları nerden tanıyalım? Müneccim miyiz? Biz onları, bize karşı eylem hazırlığı içinde olan farklı bir grup sandık.. Onun için vurduk.. Konsoloslukta kalsaydılar, evrensel hukuk kaideleri gereği, biz onlara dokunmazdık ki.. Dokunamazdık ki.. Kendi tedbirsizlikleri.. Üzüntülüyüz” der, olayı kapatırlardı..

Onlar kapatırlardı ama.

Burdaki IŞİD kafalı hokkabazlar sittin sene bu konuyu kapatmazlardı: “Diplomasi kurallarını bile bilmeyen bir hükümetten ne beklersiniz? Konsolosluk binası boşaltılır mı? Ne yapacaktı IŞİD? Konsolosluğun içine silahla mı girecekti? Dünya tarihinde bir-iki küçük örneği olan konsolosluk baskınının da, baskıncılar aleyhine nasıl sonuçlandığı belli. Böyle bir şeye kim cesaret edebilir? Konsolosluk çalışanlarının binayı terketmelerine onay veren Türk hükümeti suçludur. Başbakan birinci sorumludur. Göz göre göre, konsolosluğun tahliyesi emri verilmiş ve çalışanlarımız kurbanlık koyun gibi, IŞİD’in katliamına sunulmuştur..”

Evet olacaklar ve denilecekler bunlardı..

Onun içindir ki..

Kim ne derse desin..

Evrensel hukuk kuralları gereği, en güvenilir yer, konsolosluk binasıdır.

Şu an o binadan alınıp götürülen herkesin hesabı, o götürenlerden evrensel hukuk kuralları çerçevesinde sorulur.. Kılına zarar verilenin karşılığı ödettirilir.. “Biz ne bilelim o kişilerin konsolosluk çalışanı olduğunu” savunmasının dillendirilme ihtimali kalmamıştır..

Türk hükümeti, bence doğru olanı yapmıştır..

•

Konsolosluğun boşaltılmamasının hem hukuk hem de güvenlik açısından doğruluğu bir yana..

“Konsolosluğu boşaltmayın” diyen Başbakan, canını seven birisi olsa..

Birileri “höd” deyince..

“Tabii efendim. Nasıl isterseniz. Buyrun, siz nasıl istiyorsanız öyle yapalım” diyen bir başbakan olsa.. 

“Kendi canı tatlı.. Hemen teslim oluyor.. Ama konsolosluk çalışanları söz konusu olunca, onların üzerinden kabadayılık yapıyor” derdik..

Peki söyleyin.. 

Başbakan, kendi canı söz konusu olduğunda, hiç korkaklık gösterdi mi?

Ailesi söz konusu olduğunda, korkaklık yaptı mı?

En son dersane tartışmalarında gördünüz. 17 Aralık’ta.. 25 Aralık’ta gördünüz.

Nice bakanlar, araziden yok olmuş iken..

Nice milletvekilleri, cep telefonlarını kapatıp, sessizliğe gömülmüş iken..

Tayyip Erdoğan, meydan meydan dolaşıp, “Bu bir darbe girişimidir. Biz buradayız. Bunların inlerine gireceğiz” dedi mi, demedi mi?

Canını ortaya koydu mu koymadı mı?

“Genel müdürü gözaltına almışlar” denilip, ülkede darbe havası estirildiğinde.. Partinin en yetkili isimleri birer ikişer ortalıktan sıvışırken..

“Şu bakanın oğlunu da gözaltına almışlar” denildiğinde, “Haa öyle ise, bu iş artık bitti” deyip, şu bakan-bu bakan ortalıktan toz olmuşken..

“Şu bakanın oğlunu da gözaltına almışlar” denildiğinde.. “Haydi bana eyvallah” deyip, ailesinin bile ulaşamadığı koca koca adamlar varken..

Başbakan Tayyip Erdoğan, canını tehlikeye atıp, il ili dolaşıp, kendisini hedef alanlara meydan okumuş ise..

Onun konsolosu da.. Konsolosluk çalışanları da, konsolosluk binasını terketmemelidirler..

Bilmem anlatabildim mi, fitneci kardeşler!

Ali Karahasanoğlu Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle